Hama Adliyesi’nde avukatların gözaltına alınmasına tepki
- 16:25 23 Mayıs 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Hama Adliyesi’nde kadın avukatlara yönelik gözaltılar ve sorgularda mezhepçi ifadelerin kullanıldığı iddiaları tepki topladı. Hukuk çevreleri, yaşananların yargı kurumları içindeki yetki aşımını ve mezhepçi yaklaşımı görünür kıldığını belirtti.
Suriye’nin Hama kentinde kadın avukatlara yönelik gözaltılar ve sorgularda mezhepçi ifadelerin kullanıldığı iddiaları, hukuk ve insan hakları çevrelerinde tepkiyle karşılandı. NûJINHA'da yer alan habere göre, yaşananlar, yargı kurumları içerisindeki yetki tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, adliye içinde gerilimin arttığı belirtildi.
Hukukçular, kadın avukatlara yönelik işlemlerin olağan yargı prosedürlerinin dışında gerçekleştiğine dikkat çekerek, yaşananların adliye içerisindeki yetki karmaşasını ve kuralsızlığı görünür hale getirdiğini ifade etti.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin aktardığına göre süreç, “Ebu Şeyma” isimli bir kişinin avukat Faten Dabbul’u adliye kafeteryasında gözaltına alarak görüntü kaydı yapmasıyla başladı. Çok sayıda hukukçu, yaşananları adliye içerisindeki yetki karmaşası ve kuralsızlığın göstergesi olarak değerlendirdi.
Faten Dabbul’un daha sonra adli teftiş birimine sevk edildiği, beraberinde üç kadın avukatın daha gözaltına alındığı bildirildi. Gözaltına alınan avukatların Devle İbrahim, Rim İsa ve Meryem İbrahim olduğu belirtildi.
Mezhepçi ifadeler kullanıldığı iddiası
Suriye’de faaliyet yürüten hak örgütleri ve hukuk platformlarının paylaştığı bilgilere göre, dört kadın avukatın sorguları sırasında mezhep temelli sorular yöneltildi. İddialara göre avukatlara, “Sünni müvekkillerin neden kendilerini vekil olarak seçtiği” yönünde sorular soruldu ve mezhepsel imalar içeren ifadeler kullanıldı.
Hak savunucuları, söz konusu yaklaşımın hukuk önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek, bunun aynı zamanda avukatlık mesleğinin dokunulmazlığına zarar verdiğini ifade etti.
Öte yandan hukuk kaynakları, aynı dönemde başka kadın avukatların da gözaltına alındığını ve bazılarının adli teftişe sevk edildiğini aktardı. Sorgu süreçlerinde kullanılan ifadelerin “kışkırtıcı ve mezhepçi” olduğu yönündeki iddiaların, adliye içindeki gerilimi daha da artırdığı kaydedildi.
Yaşanan gelişmelerin ardından hukuk çevrelerinde, adliye içerisinde resmi yetkisi bulunmayan kişilerin nasıl gözaltı işlemi gerçekleştirebildiği tartışma konusu oldu. Tepkiler, mezhepçi söylemlerin yargı süreçlerine taşınması ve baronun üyelerini korumakta yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler etrafında yoğunlaştı.







