'Geçmişle yüzleşmeden gerçek barış olmaz'

  • 13:03 23 Mayıs 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri'nin eylemine katılan İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, "Geçmişle yüzleşme, hakikati ortaya çıkarma gibi bir durum söz konusu olmadığı sürece gerçek bir barıştan söz edemeyiz. O yüzden onurlu bir barış elbette ki kayıpların bulunduğu ve sorumluların yargılandığı bir barışla olacaktır" dedi. 
 
Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle gerçekleştirdikleri eylemin bin 104’üncüsünü Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 15 Mayıs 1994'te Mêrdin'in Derik ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Piro Ay'ın akıbeti soruldu.
 
Eyleme çok sayıda hak savunucusunun yanı sıra İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar katıldı. Basın açıklamasını İHD İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya okudu.
 
Kayıp hikayesi 
 
Derik ilçesine bağlı Kelektepe Mezrası’na 15 Mayıs 1994 sabahı biri zırhlı, olmak üzere toplam sekiz askeri araçla operasyon düzenlendiğini hatırlatan Jiyan Kaya, perasyona Bozok Köyü korucuları Hasan Polat ve Mahmut Polat ile sivil giyimli kişilerin de eşlik ettiğini kaydetti. Dönemin Derik İlçe Jandarma Komutanı Musa Çitilin de gelenler arasında olduğunu belirten Jiyan Kaya, “Piro Ay ve A.D. isimli köylüleri PKK’ye yiyecek verdikleri iddiasıyla gözaltına aldı. İkisi de askeri araca bindirilerek götürüldü. Araçta askerlerin 'Ahmet Üsteğmenim' diye seslendiği bir subay da bulunuyordu. A.D. yolda indirildi. Araç dağlık alana doğru ilerlemeye devam etti. O sırada bölgede bulunan çobanlar, aracın gittiği yönden çığlık sesleri duydu. Yaklaşık bir saat sonra Piro Ay’ı götüren araç, seslerin geldiği bölgeden hızla geri döndü. Köyün içinden geçerek uzaklaştı. Askerler köyü terk ettikten sonra, Piro Ay’ı aramaya çıkan ailesi ve köylüler, aracın gittiği dağlık bölgede bir dere kenarında kan izleri, kırık coplar ve Piro Ay’ın üzerindeki pantolona benzeyen kot kumaş parçaları buldu” dedi. 
 
18 yıl sonra soruşturma başlatıldı
 
Piro Ay’dan bir daha haber alınamadığı dile getiren Jiyan Kaya, baba Bedir Ay’ın Üçyol Karakolu’na, Derik İlçe Jandarma Komutanlığı’na, Derik Savcılığı’na, Mardin İl Jandarma Komutanlığı’na ve Mardin Emniyet Müdürlüğü’ne başvurduğunu anımsattı. Ancak Piro Ay’ın gözaltına alındığının inkâr edildiğini belirten Jiyan Kaya, “Aradan 18 yıl geçtikten sonra, İHD Mêrdin Şubesi’nin çabalarıyla soruşturma başlatıldı. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 ayrı olayda 13 kişinin kaybedilmesi ve öldürülmesiyle ilgili iddianame hazırladı. 16 Temmuz 2012 tarihli iddianamede dönemin Derik İlçe Jandarma Komutanı Musa Çitil hakkında, görev yaptığı sürede “şüphe olsun olmasın sivil vatandaşları çeşitli yöntemlerle tamamen keyfi şekilde öldürdüğü anlaşılmıştır” tespitine yer verildi. Piro Ay’ın da aralarında olduğu 13 sivilin öldürülmesi ve kaybedilmesinden sorumlu olduğu belirtildi. İddianamenin Piro Ay ile ilgili bölümünde, Musa Çitil’in sorumluluğu açık biçimde kayda geçirildi. İddianamenin kabulüyle birlikte, Musa Çitil hakkında dava açıldı. Piro Ay, bu davanın 7 numaralı maktulü olarak yer aldı” diye belirtti.
 
Beraat 
 
Yargılama sürecinde cezasızlık politikasının bir kez daha devreye girdiğinin altını çizen Jiyan Kaya Musa Çitil’in yargılama boyunca görevde kaldığını, hatta terfi almaya devam ettiğini belirtti. Davanın beraatla sonuçlandığını dile getiren Jiyan Kaya “Anayasa Mahkemesi de AİHM içtihatlarını ve uluslararası insan hakları hukukunu görmezden gelerek başvuruyu oy birliğiyle kabul edilemez buldu. Üstelik dosyada etkin soruşturma ve kovuşturma yürütüldüğünü ileri sürdü. Maddi gerçeği açığa çıkarmayan, failleri ve sorumluları tespit edip cezalandırmayan bir yargılama adil olamaz. Çünkü adalet, gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesiyle mümkündür. Piro Ay’ı ailesinin ve tanıkların önünde gözaltına alarak askeri araçla götürenler kimdi? Askerler tarafından götürülen Piro Ay’a ne oldu? Olay tarihinde Derik İlçe Jandarma Komutanı olarak operasyonda bulunan Musa Çitil, bu operasyonun sonuçlarından sorumlu değilse kim sorumludur?” diye sordu. 
 
Jiyan Kaya, faillerin cezalandırılması için mücadeleye devam edeceklerini söyledi. 
 
Kayıpların bulunması ve yargısız infazların aydınlatılması için sürdürülen mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini belirten Pervin Buldan ise "Bizler elbette ki bu ülkede yargısız infazların, faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların açığa çıkması için bir mücadele yürüttük, yürütmeye devam edeceğiz. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan, faili meçhul cinayetleri araştırma biriminin, bizlere de dokunması, faili meçhul cinayetleri açığa çıkarması için etkin bir çalışma yürütmesini buradan talep ediyoruz" dedi. 
 
‘Her kaybın bir faili vardır’
 
Kurulan yeni birimin hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm karanlık dosyaların üzerine gitmesi gerektiğinin altını çizen Pervin Buldan hiçbir ayrım yapmadan bütün faili meçhullerin, kayıpların ve yargısız infazların bir an önce bulunması için bu birimin etkin bir şekilde çalışması gerektiğini söyledi. Pervin Buldan, “Biz biliyoruz ki her cinayetin bir faili vardır. Biz biliyoruz ki her suçun, her kaybın, her yargısız infazın bir faili vardır. O yüzden failler mutlaka cezalandırılmalı ve demokratikleşme alanında ancak bu şekilde adım atılabilir anlayışı bu ülkeye mutlaka yerleşmelidir" diye ifade etti.
 
‘Geçmişle yüzleşmeden gerçek bir barış olmaz’
 
Hakikatler ortaya çıkarılmadan kalıcı ve onurlu bir barışın inşa edilemeyeceğini ifade eden Pervin Buldan, sözlerini şu şekilde tamamladı: "İçerisinde bulunduğumuz süreç itibarıyla de onurlu bir barış olacaksa eğer, elbette ki faillerin bulunması ve kayıpların ortaya çıkmasıyla birlikte olacaktır. Yoksa barışın bir anlamı olmayacaktır. Adaletle yüzleşme, geçmişle yüzleşme ve hakikati ortaya çıkarma gibi bir durum söz konusu olmadığı sürece biz gerçek bir barıştan asla söz edemeyiz. O yüzden onurlu bir barış elbette ki kayıpların bulunduğu, faili meçhullerin açığa çıktığı ve sorumluların yargılandığı bir barış olacaktır. Bu anlamıyla özellikle Türkiye'yi yönetenlere, siyasi iradeye buradan bir kez daha sesleniyoruz: Barışı hep birlikte yüzleşerek, hakikati ortaya çıkararak ve adaleti sağlayarak gerçekleştirebiliriz."
 
Konuşmaların ardından Galatasaray Meydanı'ndaki anıta karanfiller bırakıldı.