Kimyasaldan bedenler tanınmıyordu: 32 yıllık Çiyayê Bêzar acısı

  • 09:02 16 Mayıs 2026
  • Güncel
Gülistan Gülmüş
 
SEMSÛR - Semsûr’un 32 yıldır kanayan yarası olan Çiyayê Bêzar katliamında oğlu İsmail Tümen’i kaybeden Zîne Tümen, “Kimyasal ve baruttan kaynaklı bedenler tanınamayacak haldeydi” sözleriyle yaşanan katliamın boyutunu anlattı.
 
Bundan tam 32 yıl önce başladı Çiyaye Bêzar’ın hikayesi… Hikayeye başlamadan önce biraz Kürdistan gerçekliğine dikkat çekmek gerekir. Kürdistan’ın birçok kentini gezdim, ev ev, sokak sokak, ilçe ilçe… Birçok yerde birçok hakikat ile karşılaştım. Çiyayê Bêzar da bunlardan bir tanesi oldu.  Meletî ve Semsûr ilçelerinden bir araya gelen 22 dershane öğrencisi 16 Mayıs 1994’te PKK’ye katılmak için Çiyayê Bezar’da 6 gerilla ile buluşur. Geceyi orada geçiren gençler sabaha doğru askerlerce çembere alınır. Bulundukları nokta kobra helikopterleri tarafından kimyasal silahlarla bombalanıp 28 kişi katledilir. Katledilen 28 gencin cenazeleri, askerler tarafından dağdan sürüklenerek indirilir. Karakol bahçesinde bekletilen cenazelerden 11’i aileleri tarafından teşhis edilerek, alınırken, kalan 17 cenaze ise askerler tarafından Semsûr merkezde bulunan Karapınar Mezarlığı’nda açılan çukura atılarak, üstü örtülür.
 
‘Biz yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz’
 
Karapınar Mezarlığı’nda bulunan toplu mezar, üzerinde yaşamını yitiren 28 gencin adı ve “Biz yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz” yazısı ile Semsûr halkı için adeta bir anıt niteliğinde. Her bayram ve yıldönümlerinde anıt, kitlesel olarak ziyaret edilir. 
 
Çiyayê Bêzar katliamında oğlu İsmail Tümen’i ve başka bir çatışmada oğlu Öner Tümen’i kaybeden Zînê Tümen ile o süreci konuştuk. 
 
Zînê Tümen’in evine girer girmez duvara asılı İsmail ve Öner Tümen’in fotoğrafı bizi karşılıyor. Zinê Tümen, Çiyayê Bêzar’da katledilenlerin fotoğraflarını getirerek, şunları belirttir: “33 yıl önce İsmail ve Öner evden ayrıldı. Bir yıl boyunca nerede olduklarını bilmiyordum.  Daha sonra duyduk ki küçük oğlum Öner Tümen, Yavuzeli’nde katledilmiş.  Oğlum İsmail Tümen, de bu taraflara gelmiş, bana sürekli onu gördüğüm yönünde askerler tarafından baskı yapılıyordu. Çîyayê Bêzar katliamı sürecinde ben Mersin’de tedavi görüyordum. Yakınlarım aradılar ve geri dönmeme gerektiğini söylediler. Geldikten sonra Bêzar Dağı’nda 28 kişiyi şehit ettiklerini öğrendim” ifadelerini kullandı.
 
Yanık bedenlerde teşhis edilmeyen ben izi
 
Zînê Tümen, Çiyayê Bêzar katliamı sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Mersin’den döndüğümde evimiz çok kalabalıktı, eşim bana, ‘İsmail’i öldürmüşler’ dedi. Sonrasında cenazelerin bulunduğu yere gittik. Askerler beni iterek 3 cenazenin yan yana olduğu bir yere götürdü, ‘bunlardan hangisi senin çocuğun’ dedi. Birini İsmail’e benzettim ama emin değildim. Kimyasal ve baruttan kaynaklı bedenleri tanınamayacak haldeydi. Oğlumun bacağında ben vardı, baktım gösterdikleri cenaze oğlumun değil. Ardından İsmail’in fotoğrafını gösterdiler alıp öpmek üzereyken asker elimden çekip aldı. Oğlumun cenazesi alamadık.”
 
‘32 yıldır ağlıyorum, barışın olmasını istiyorum’
 
Zînê Tümen, Barış ve Demokratik Toplum sürecine değinerek, “Ben de, barış olsun isterim. Kimse ölmesin, diğer oğullarım da sürgünde. Barış sadece bana değil, herkese olsun. Artık kan dökülmesin, Gerilla ve asker anneleri de bir araya gelsin. Kimse acı çekmesin. Barışın olmasını çok istiyorum, çok zor 32 yıldır ağlıyorum, geçen yıl beyin kanaması geçirdim” ifadelerini kullandı.