Demokratikleşmeyi sokağa sorduk: Ortak geleceğin anahtarı
- 09:07 11 Haziran 2026
- Güncel
Nazlıcan Nujin Yıldız-Beritan Tunç
İZMİR - Demokratikleşmeye dair düşüncelerini dile getiren kadınlar, Türkiye’nin demokratik bir ortam sunmadığını ve toplumun bundan dolayı umutsuzluğa sürüklendiğini ifade etti. Demokratik bir cumhuriyet istediklerini söyleyen kadınlar, “Demokratikleşme bizim için bir hedef olmalı” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısının ardından başlayan süreç devam ederken ortak bir gelecek adına yapılan tartışmalar ile halkla bir araya gelişler de devam ediyor. Bu kapsamda İstanbul’da “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” gerçekleştirilecek. 13-14 Haziran tarihlerinde yapılacak konferansta siyaset, sanat, akademi ve sivil toplumdan çok sayıda isim yer alacak.
Konferans öncesi İzmir’de bulunan kadınlara, demokratikleşmeye dair ne düşündüklerini sorduk.
‘En önemli şey demokratik bir cumhuriyet’
Demokratikleşmeye dair iyi bir gidişatın olmadığını söyleyen Nuran Tanrıverdi, tüm insanların özgür olmak istediğini belirtti. Nuran Tanrıverdi, “Gençler işsiz, yaşlılar mutsuz, çocuklara nasıl bir eğitim verilecek? Onu bilemiyoruz. Her şey çok pahalı. Umarız güzel olur ama umudumuz var mı? Benim çok fazla yok. Hani bir orta yolu bulabilseler çünkü halk çok yorgun. Çünkü ekonomik koşullar altında herkesin kendi içsel sorunları var. Bir de ülke böyle bu durumda, daha da umutsuz bir hale döndü halk. Konferans yapılması ve bir araya gelinmesi güzel bir şey. İnşallah hep bir araya gelinir. Umarız ülkemiz için, geleceğimiz için iyi bir şeylere karar verilir. Ortak bir noktada buluşulur. Çünkü önce demokrasi. Ülkelerin devamı için, dünyadaki diğer ülkelerin yanında yer alabilmemiz için bizim için en önemli şey demokratik bir cumhuriyet olması gerekiyor. Gelecek adına da çocuklarımızın yetiştiği bu ortamda benim torun torunlarım var. Onların geleceği adına bazen düşüncelere dalıyorum. Nasıl bir ülke bekliyor, nasıl bir gelecek bekliyor onları? Bakın Suriye, bütün Orta Doğu ülkeleri perişan durumda. Her yerde savaşlar var. Umarız biz barış içinde, yeni baştan yaşamaya devam edebiliriz” dedi.
‘Demokratikleşme kadın hakları ile olur’
Demokratikleşmenin en önemli koşulunun kadın hakları olduğunu dile getiren Leyla Alan, Türkiye’de kadın haklarının verilmediğini ve kadınlara hak tanınmadığını ifade etti. Leyla Alan, “Türkiye'nin de durumu böyle baktığın zaman hiç iyi bir yere gitmiyor. Demokratikleşmenin olması için yukarıdakilerin bir şeyler yapması gerekiyor. Dönüp baktığım zaman üzülüyorum. Burası yaşanılacak bir ülke ama yaşanılmaz hale getiriliyor. Bu konu tartışılacaksa konferansta önemli olan bu tartışmanın nereye geleceği. Nereye gelecek, nasıl olacak? Katılanlar ne diyecek, nasıl olacak? Çocuklarımızın geleceğini şu anda benim çocuğum var. Düşünüyorum ne olacak diye” şeklinde konuştu.
‘Demokrasi olmadan hiçbir şey olmaz’
İnsanların ekonomik olarak özgür olması gerektiğini sözlerine ekleyen Sibel Alptekin, “İnsanlar ekonomik olarak özgür olmadığı için çalışmak zorunda. Çalışmak zorunda olduğu için başka hiçbir şeyle ilgilenemiyor. Ekmek davasına düştükleri için bu şekilde gidiyoruz yani. Demokratikleşme adına konferansın yapılması tabii iyi bir şey olur. Eğer katılımcılar fayda sağlarsa tabii ki güzel olur. Demokratikleşmenin olması için bir kere insanların hakları verilmeli. Gençlerin, kadınların hakları kesinlikle verilmeli. Tabii bir de ekonominin düzgün olması gerekiyor. Ben insanlar arasında ayrım yapmıyorum. Ortağız biz, ben Vanlıyım mesela. Kesinlikle ortak paydada buluşmamız lazım. Yani bölüşemeyeceğimiz hiçbir şey yok ki. Ben İzmir'i o yüzden çok seviyorum. İzmir herkesi barındırıyor. Bizim mahallemizde her ırktan insan var. Geçinebiliyoruz. Bence herkes iyi olmalı. Ayrıştırmadan teröristmiş, şu şuymuş, bu buymuş dememek lazım. Hepsi bizim insanımız. Demokrasi olmadan hiçbir şey olmuyor ki zaten. Bence ilkin ekonominin düzgün olması gerekiyor” diye ifade etti.
‘Düşündüklerimizi ifade etmekte korkusuz olabilmeliyiz’
Türkiye’nin hiçbir zaman tam anlamıyla demokratik olmadığını kaydeden Tülay Kalkan, “Hangi çağlar olursa olsun hiçbir zaman yüzde yüz olmadı ama o yüzde ellilik durumda, insanların daha iyi yaşam haklarını elde etmek istediği şartlarda; sadece şunu çok önemsiyorum, gelişim şart. Bu gelişme de birilerinin düzeni, birilerinin bakış açısıyla olmuyor. Her bireyin kendi kapısının önünü süpürmesi gerekliliği de var. Ama bununla birlikte toplumsal değerler, toplumsal bütünlük, siyasal alan her biri çok önemli. Bunun da yine temeli insan ve yönetilmeye mahkûm hisseden tarafları. Yani gelişmişliği öyle bir seviyeye çıkarmalıyız ki, öyle bir bakış açısıyla kendimizi düzenlemeliyiz ki hayatın içindeki bu akış her birimizi çok ilgilendiriyor. Bir tarafta birileri gayret ediyor daha iyisi olsun diye. Daha iyi bakış açıları oluşturalım, daha iyi maddi manevi seviyelere ulaşalım. Bir taraf da değişmek istemiyor ve değişmemekte direniyor. Bir yandan da özellikle de işin siyasi kısmında, işin işte devletler ve milletler kısmında çok fazlasıyla kurban psikolojisindeyiz. Yani fazlasıyla yönetimin bizi en aşağıda tutmasıyla ilgiliyiz. Aslında bence burayı da aşmak gerekiyor. Eğer demokratikleşme diye bir süreç istiyorsak hayatta sadece birilerinin ne düşündüğü ile yürüyemeyiz. Kendi düşüncelerimizi de çok açık bir şekilde ortaya koyabilmemiz gerekir. Kendi düşündüklerimizi açık ifade etme konusunda da korkusuz olabilmemiz gerekir” diye belirtti.
‘Süreçte gençler daha aktif rol almalı’
Bu süreçte gençlerin daha fazla rol olması gerektiğini vurgulayan Tülay Kalkan, “Artık gençlere biraz daha fırsat verilsin. Onların yeteneklerini, becerilerini, onların potansiyellerini ortaya çıkarmaları için daha çok alan açılsın. Daha çok eğitim, daha çok kendilerini göstermeleri için alan açılsın. Maddi kaygılara düşüp kendi içlerindeki o muhteşem ışığı göstermekten çekinmesinler. Onlar da böyle kısıtlı yaşamasınlar isterim. Açıkçası iki çocuk annesi de olarak isterim ki çok güzel bir dünyaları olsun ve bunu da gerçekten demokratik, gerçekten özgür ve özgün bir alanda yapabilsinler ve bizim gençlerimiz de bunu hak ediyor” dedi.
‘Bu tarz çalışmalar artmalı’
İstanbul’da gerçekleştirilecek olan İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın yapılmasının değerli olduğunu söyleyen Tülay Kalkan, “Bu gibi çalışmaların olması gerekiyor ve bunu düzenli bir şekilde yapmaları gerekiyor. Yani yılda ya da ayda değil de daha sık yapılmalı ki daha çok insan bu konuda ilerleme sağlayabilsin. Bu konuda ilerleme hakkını gençlere versinler. Çünkü hayatta o zaman çok daha güzel olacak. Yeni bilgiler, yeni donanımlar, yeni bakış açıları önemli. Gençlerin geniş bakabilen, geniş düşünebilen ve daha güzel çözümsel alanlar açabilenler olduğunu düşünüyorum. Bu tarz çalışmalarda gençlere yön vermeleri, fırsat vermeleri konu olmalı, başlık olmalı ve bu tarz çalışmalar artmalı” ifadelerine yer verdi.
‘Türkiye demokratik bir ortam sunmuyor’
Türkiye’nin demokratik bir ortam sunmadığını belirten Dilan Köse de özellikle kadınlar, öğrenciler ve işçiler için demokratik bir ortamın sunulmadığını kaydetti. Dilan Köse, “Şu an çıplak bir şekilde, gözümüzün önünde MESEM’lerde çocukları çalıştırıyorlar, ucuz işgücü olarak görülüyorlar, işkenceyle öldürülüyorlar. Kadınlar bugün öldürüyorlar ve mesuliyet sahibi insanlar hesap vermiyorlar. Daha geçtiğimiz aylarda Fatma Nur Çelik kızıyla birlikte cesetleri İstanbul'da denizde bulunmuştu ve bunun ana akım medyada bir yeri yok. Çünkü az önce de söylediğim gibi demokratik bir ülkede yaşamıyoruz. Sadece sokakta kadınların, öğrencilerin, politikleşmiş grupların sesleri duyuluyor ve biz de kendimizce, elimizin verdiğince seslerini duymaya çalışıyoruz bu insanların. Bu yüzden demokratikleşmek bizim için bir hedef olmalı. Ancak bu şekilde sesimizi duyurabiliriz. Ancak bu şekilde belki de daha fazla ölüm ve kırım olmaz. İşçilerin sesini duymamız gerekiyor. Çocukların, öldürülen çocukların, kadınların, işçilerin sesini duyurmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.









