Bingöl Elmas: Eşit hukuk olmadan demokratik dönüşüm olmaz
- 09:48 11 Haziran 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - Yönetmen Bingöl Elmas, demokratik olmayan uygulamaların artık toplumun tüm kesimlerini etkilediğini belirterek, demokratik dönüşümün eşit yurttaşlık ve eşit hukuk temelinde inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Sanat alanında sansür ve otosansürün yaygınlaştığına dikkat çeken Bingöl Elmas, “Demokrasicilik oynamak değil, gerçekten demokrasiyi inşa etmek gerekiyor” dedi.
İstanbul'da 13-14 Haziran tarihlerinde düzenlenecek “Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü” konferansında, Türkiye’nin demokratikleşme süreci, eşit yurttaşlık, hukuk ve toplumsal dönüşüm başlıkları farklı oturumlarda tartışılacak.
Konferans öncesinde değerlendirmelerde bulunan yönetmen Bingöl Elmas, demokratik dönüşüm ihtiyacına ve sanat alanındaki sorunlara dikkat çekti.
‘Yıllarca bir kesime uygulanan hukuk bugün herkese yayılıyor’
Türkiye’de demokratik dönüşümün temel şartının eşit yurttaşlık ve eşit hukuk olduğunu söyleyen Bingöl Elmas, toplumun bir güvensizlik ortamında yaşadığını belirtti. Bingöl Elmas, “Bütün ülke gerçekten bir şok halinde. Yıllarca Kürtlere ve muhaliflere uygulanan demokratik olmayan yöntemlerin, düşman hukukunun sadece belirli bölgelere ve kişilere özgü olduğu düşünüldü. Şimdi ise bunun bütün Türkiye’ye yayıldığını görüyoruz. Her türlü kuruma ve toplumsal kesime yönelen bir baskı mekanizmasıyla karşı karşıyayız” dedi.
Demokratik dönüşümün ilk adımının demokrasicilik oynamak değil, gerçekten demokrasiyi inşa etmek ve uygulamak olduğunu dile getiren Bingöl Elmas, şöyle devam etti: “Türkiye’nin doğusu ile batısında farklı hukuk uygulanıyorsa bu demokrasi değildir. Bu durum yıllarca bir demokrasi oyunu olarak sürdürüldü. Bunun değişmesi gerekiyor. Çünkü demokrasi aynı zamanda ayağımızın altındaki zemindir. Aksi halde hepimiz, her an hayatı altüst olabilecek güvencesiz yurttaşlara dönüşüyoruz.”
‘Apolitik kalmanın güvenli olduğu düşüncesi çöktü’
Sanatçıların siyasetin dışında kaldığını düşünen kesimlerin de yaşanan süreçlerden doğrudan etkilendiğini belirten Bingöl Elmas, toplumda uzun yıllar hakim olan “bana dokunmaz” anlayışının geçerliliğini yitirdiğini söyledi. Bingöl Elmas, “Herkes apolitik olmanın çok güvenli bir alan olduğunu zannediyordu. Siyasetle ilgilenmeyince siyasetin de sizinle ilgilenmeyeceği düşünülüyordu. Ama özellikle son yıllarda yaşananlar bunun böyle olmadığını gösterdi. En apolitik olduğunu düşündüğümüz insanlar bile sürgün edildi, cezaevine girdi. Bu süreç hepimize demokrasinin ne kadar temel bir ihtiyaç olduğunu gösterdi” ifadelerini kullandı.
‘Sansür ve otosansür sanatın temel dinamiği haline geldi’
Demokratikleşme ihtiyacının sanat alanında da yoğun biçimde hissedildiğini belirten Bingöl Elmas, şunları söyledi: “Sanatçı kurum ve kuruluşları demokratikleşmediği sürece karşımıza sansür, nedeni belirsiz soruşturmalar ve tutuklamalar çıkıyor. Festivallerin halini gördük. Devlet politikalarıyla hizalandıkları anda sansürü nasıl içselleştirdiklerini gördük. Bugün festivallerde seçilen filmlere baktığınızda politik, memleket meseleleriyle dertlenen filmlerin giderek dışarıda bırakıldığını görebiliyorsunuz.”
Bu durumun artık görünmez bir uygulama olmaktan çıktığını belirten Bingöl Elmas, “Son yıllarda sansür ve otosansür festivallerin temel dinamiği haline geldi. Bunu değiştirmek için herkes sorumluluk almak zorunda. ‘Bana dokunmaz’ diyebilme olanağı kalmadı. İnsanlar tutuklanıyor, soruşturmalara uğruyor. Siz siyasetle ilgilenmeseniz de siyaset sizinle ilgileniyor” diye konuştu.
‘Öğrenilmiş çaresizliği aşabiliriz’
Konferansa ilişkin çağrıda bulunan Bingöl Elmas, toplumda yaygınlaşan umutsuzluk ve çaresizlik duygusunun ancak dayanışma ve örgütlü mücadeleyle aşılabileceğini söyledi. Bingöl Elmas, “Lütfen öğrenilmiş çaresizlik içinde kıvranıp durmayalım. Hepimizin yapabilecekleri var. Birlikte dayanışarak ve örgütlenerek bunu aşabiliriz. Terapi odalarına kapanarak, ağlayarak, çaresizlik içinde kıvranarak bir değişim beklemeyelim. Herkesin kendi alanında yapabileceği şeyler var. Kendi meslek örgütünde, kendi çalışma alanında atacağı adımlar bile çok kıymetli. Böyle bir çaba, böyle bir örgütlenme ve demokratik dönüşüm arayışı varken hepimizin buna destek vermesi ve sorumluluk alması gerekiyor” dedi.
Demokratik dönüşümün sanatçıların, akademisyenlerin ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu yineleyen Bingöl Elmas, konferansın bu tartışmaları büyütmek açısından önemli bir zemin oluşturacağını vurguladı.









