Pernille Frahm: Umut hakkı barış süreci için özel bir öneme sahip
- 09:01 8 Haziran 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA - Umut Hakkı için Bakanlar Komitesi’ne çağrı yapan isimlerden Danimarkalı siyasetçi Pernille Frahm, “Bu mesele Türkiye’deki çok sayıda siyasi tutsak için önemlidir; aynı zamanda Türkiye ile Kürt halkı arasındaki barış süreci açısından da özel bir öneme sahiptir. Sayın Abdullah Öcalan bu müzakerelerde çok önemli bir rol oynamaktadır” dedi.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AKBK), kamuoyunda “umut hakkı” olarak bilinen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına ilişkin Türkiye’den talep ettiği adımlara yönelik süreç devam ediyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bu konuda verdiği ve uzun süredir uygulanmayan kararlar nedeniyle Türkiye yıllardır Bakanlar Komitesi’nin denetimi altında bulunuyor. Ancak bugüne kadar yapılan çağrı ve uyarılara rağmen somut bir yaptırım mekanizması işletilmedi.
Türkiye’ye yapısal değişiklik ve dosya sunması konusunda Eylül 2025’te verilen süre Haziran sonunda dolacak. Komite, Eylül’de verdiği kararda “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni göstererek ilk kez Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Birlik ve Kardeşlik Komisyonu’na işaret etmiş bu komisyonun bu konuda da adımlar atmasına, dolaylı olarak Meclis’te yasal değişikliğin tartışılması gerektiğine dikkat çekmişti.
Gözler Eylül ayındaki toplantıda
Bakanlar Komitesi’nin resmi internet sitesinde yayımlanan güncel takvime göre, kamuoyunda beklentilerin aksine Gurban grubu dosyası Haziran 2026’daki İnsan Hakları toplantısının gündemine alınmadı. Buna karşılık, iş insanı Osman Kavala ve tutsak siyasetçi eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin AİHM kararlarının uygulanmasına dair dosyalar, önceki toplantılarda olduğu gibi Komite’nin gündeminde yer almaya devam edecek. Takvime göre Gurban grubu dosyasının yeniden Eylül 2026’daki toplantıda ele alınması bekleniyor. Bu durum, dosyaya ilişkin siyasi ve hukuki tartışmaların komitenin gündeminde birkaç ay daha ertelenmesi anlamına geliyor.
Türkiye henüz rapor sunmadı
Öte yandan Türkiye, Komite’nin daha önce talep ettiği doğrultuda dosyaya ilişkin yeni bir eylem planı veya güncel bir ilerleme raporu da henüz sunmuş değil. Türkiye’nin Eylül ayındaki değerlendirme öncesinde nasıl bir yol haritası ortaya koyacağı belirsizliğini korurken, Bakanlar Komitesi’nin bir sonraki incelemesinde Türkiye’den somut yasal düzenleme ve reform adımlarına ilişkin daha net açıklamalar talep etmesi bekleniyor. Yanı sıra süreçte kritik bir ay olarak değerlendirilen Haziran ayında özgürlük yasaları, statü tartışmaları da gündemdeyken umut hakkına ilişkin bir düzenleme sunulup sunulmayacağı da belli değil. Yürütülen süreçten de bağımsız olarak hukukçulara göre dosya yalnızca belirli başvurucuların durumuyla sınırlı değil. Ağırlaştırılmış müebbet infaz rejiminin bütünü, “umut hakkı”, koşullu salıverme ve cezanın gözden geçirilmesi mekanizmaları açısından değerlendirildiğinde, Türkiye’nin insan hakları ve hukuk reformları gündemindeki en önemli uluslararası dosyalardan biri.
Konseye çağrılar sürüyor
Türkiye henüz bir eylem planı sunmazken, hukuk alanı, sivil toplum örgütleri de kendi hazırlıklarını ve çağrılarını yaptı. Uluslararası alanda 250'yi aşkın siyasetçi, akademisyen, sendikacı ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne (AKBK) Kürt Halk Önderi’nin durumuna dair Mayıs ayında bir mektup gönderdi. AKBK'nin, AİHM'in 2014 yılındaki Öcalan/Türkiye kararlarını uygulaması ve "umut hakkı"nın güvence altına alınması talep edildi. Çağrıda, Türkiye'de devam eden barış sürecine dikkat çekilerek, Kürt Halk Önderi’nin süreçte kilit bir muhatap rolü oynadığı ve atılacak adımların hayati önem taşıdığının da altı çizilmişti.
Eski Avrupa Parlamentosu Milletvekili Danimarkalı siyasetçi, aktivist Pernille Frahm, mektuba neden imza attığına ve çağrıcı olduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Sayın Öcalan’ın durumu ihmal ediliyor’
Konseyin bu dosyayı yıllardır kapatmamasının bir ihmal olduğunu söyleyen Pernille Frahm, “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne bu mektubu göndermemin temel nedeni, Türkiye cezaevlerindeki duruma dikkat çekmektir. Çünkü müebbet hapis cezaları, tutsakların daha iyi bir gelecek umudunu tamamen ortadan kaldırmaktadır. Avrupa Konseyi, Sayın Abdullah Öcalan’ın durumunu ihmal etmektedir. Sayın Öcalan bugün, Nelson Mandela’nın hapiste kaldığı süreden daha uzun bir süreyi cezaevinde geçirmiştir. Bana göre, Türkiye, bir kişiyi ‘terörist’ ilan ederek onun tüm insan haklarını elinden alabilmesi ciddi bir sorundur. Parlamenterlerin ve bakanların da buna göz yumması ayrıca bir sorundur” dedi.
‘Türkiye’deki çok sayıda siyasi tutsak için önemlidir’
“Avrupa Konseyi’ne büyük saygı duyuyorum. Ancak örgütün varlık sebebinin en temel dayanağı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni uygulayamaması ciddi bir problemdir” diyen Pernille Frahm, Türkiye’nin süreye uymaması ve prosedüre ilişkin olası ihlaline dair, “Kuralların uygulanmasına ilişkin bir sonraki son tarih de göz ardı edilirse, Avrupa Konseyi’nin bu konuda bir süreç başlatmasını umuyorum. Bu mesele Türkiye’deki çok sayıda siyasi tutsak için önemlidir; aynı zamanda Türkiye ile Kürt halkı arasındaki barış süreci açısından da özel bir öneme sahiptir” diye belirtti.
‘Kürt meselesinin merkezi önemin farkındalar’
Kürt Halk Önderi’nin süreçteki rolüne ilişkin ve sürece dair ise Pernille Frahm, “Sayın Abdullah Öcalan bu müzakerelerde çok önemli bir rol oynamaktadır. Baktığımızda, Kürt meselesinin, Türkiye’de demokrasinin gelişimi ve ülkenin istikrarlı bir ekonomiye kavuşabilmesi açısından merkezi bir rol oynadığı, bana göre birçok Türk siyasetçi de dahil olmak üzere herkes tarafından bilinmektedir, bunun farkındalar” dedi.
‘Kendi halkıyla savaşan bir ülke ne demokrasiye ne refaha ulaşabilir’
Pernille Fraham şunları belirtti: “Kendi halkıyla ya da komşu bir devletle savaş halinde olan bir ülke; ne barışa, ne demokrasiye ne de refaha ulaşabilir. Bunu Rusya’da görüyoruz, İsrail’de görüyoruz ve Türkiye’de de görüyoruz. Türk halkı da Kürt halkı da daha iyisini hak ediyor. İşte bu nedenle ben de çok sayıda kişiyle birlikte, konunun Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin dikkatine sunulmasına katkı sağlamak ve sorunun çözümü için gerekli adımların atılmasını teşvik etmek umuduyla bu mektubu imzaladım.”







