Amed Barosu’ndan süreç raporu: Özel bir kanun çıkarılmalı

  • 12:28 18 Şubat 2026
  • Hukuk
AMED - Meclis’e sunacakları "Toplumsal Barış ve entegrasyon sürecine ilişkin hukuki görüş ve öneriler” başlıklı raporunu açıklayan Amed Barosu, “Bu sebeple özel hükümlerle, silahlı çatışmaya katılan örgüt üyelerinin toplumsal ve siyasal hayata entegrasyonunu sağlayacak şekilde özel bir kanun çıkarılmalıdır” dedi.
 
Amed Barosu, "Toplumsal Barış ve entegrasyon sürecine ilişkin hukuki görüş ve öneriler” başlıklı raporunu açıkladı. Baro binasında yapılan açıklamaya çok sayıda hukukçu katıldı.
 
Burada söz alan Baro Başkan Yardımcısı Şilan Çelik, Türkiye’de uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin başta yaşam hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlükler alanında ağır ve yaygın ihlallere yol açtığını söyledi. Çatışmalı sürecin hukuk devleti ilkesini, demokratik siyasal düzeni ve toplumsal barışı ciddi biçimde zedelediğini belirten Şilan Çelik, gelinen aşamada kalıcı barışın inşası için hukuki güvencenin şart olduğunu ifade etti. 
 
Özel ve yasal bir çerçeve 
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kalıcı barışa evrilebilmesi için en temel gerekliliğin, silahlı çatışmanın sona erdirilmesini hukuki güvenceye bağlayan özel bir yasal çerçevenin oluşturulması olduğunu dile getiren Şilan Çelik, bu çerçevenin toplumsal entegrasyonu mümkün kılması ve demokratik hukuk devlet ilkeleriyle uyumlu olması gerektiğini vurguladı. Ortaya çıkan yeni siyasal sürecin yalnızca güvenlik eksenli yaklaşımlarla ele alınamayacağını belirten Şilan Çelik, sürecin hukuki, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla birlikte, bütünlüklü bir perspektifle değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu söyledi.
 
5 konu başlığı altında hazırlanan raporda, “Çatışma sonrası dönemde entegrasyon süreci”, “Ceza sorumluluğu, af kurumu ve anayasal çerçeve”, “Terörle Mücadele Kanunu ve entegrasyon süreci adaleti”, “Entegrasyon sürecine dayalı öze hukuk rejimi önerisi”, “Entegrasyon dönemi ardından demokratikleşme süreci” konuları işlendi.
 
Sonuç ve öneriler 
 
Raporda sonuç ve öneriler şu şekilde sıralandı:
 
“Entegrasyon süreci hukuki güvence altına alınmalıdır. Onarıcı adalet yaklaşımı, cezalandırıcı adalete göre çatışma sonrası toplumun yeniden bütünleşmesini sağlamada daha etkili bir araçtır. Türkiye’de mevcut ceza hukuku mekanizmaları (etkin pişmanlık, şartlı salıverme vb.) toplumsal ve siyasal boyutu olan çatışmaların çözümü için yeterli değildir. Bu sebeple özel hükümlerle, silahlı çatışmaya katılan örgüt üyelerinin toplumsal ve siyasal hayata entegrasyonunu sağlayacak şekilde özel bir kanun çıkarılmalıdır. Cezai sorumluluğun ve cezai sonuçların onarıcı adalet esaslarına göre dönüştürülmesi ve bu yaklaşımla hem Anayasa’nın hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkeleriyle uyumlu hem de toplumsal barışın gerekleriyle orantılı bir hukuki düzenleme olmalıdır.
 
Özel hüküm kanunları
 
*Bu vesileyle hazırlanacak kanun; suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereği bireysel kusur yerine kolektif onarım bağlamını esas almalıdır. Yani cezalandırma yerine toplumsal sonuçları öngörülerek yürütülecek bir entegrasyon süreci olduğundan hazırlanacak olan bu özel kanun hükümleri öncelikli ele alınmalıdır.
 
*PKK’nin silahlı ve siyasal sürecine dahil olmuş örgüt yöneticilerinin, üyelerinin ve genel olarak örgütle irtibatlı olanların (hakkında yargılama olsun veya olmasın fark etmeksizin); örgütün feshi ve silah bırakması sonrasında bu kişilerin demokratik ve toplumsal yaşama katılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemeli, hukuki belirlilik ilkesi gereği örgüt üyesi, yöneticisi ve örgüte destek verenlere ilişkin tanımlamalar net yapılmalıdır. Zira aksi durumda örgüte dair tanım yapılmadan kapsamın genişletilmesi, uygulamada keyfiliğe yol açabileceğinden hukuk devleti ilkesi gereği kimlerin yararlanabileceği konusunda entegrasyon süreci ve barışa katılım ilkeleri bakımından uygun bir yöntem belirlenmelidir.
 
*PKK’nin feshi sonrası PKK yöneticileri, üyeleri, PKK ile ilişkilendirilerek tutuklu veya hükümlü olanlar, PKK bağlantısı/iddiasıyla haklarında yargılama yürütülen kişiler ile yine bu bağlantı/iddialar sebebiyle haklarında yargılama olmasa dahi yargılama ihtimali nedeniyle yurtdışında olup Türkiye’ye gelemeyen kişilerin de yararlanabileceği bir hukuki düzenleme yapılmalıdır.
 
*Kanunun temel ilkeleri Anayasa’nın hukuk devleti ilkesi demokrasi, insan onuru ve temel haklar ilkeleriyle uyumlu bir şekilde; Toplumsal barış düzeni amacıyla yürütülen entegrasyon süreci; geçmişte yaşanan hak ihlallerinin tanınması, mağdurların onarımı ve toplumsal hafızanın güçlendirilmesiyle tamamlanmalı; tüm tarafların demokratik süreçlere serbestçe katılabilmesi barışın kalıcılığı için esas olmalıdır.
 
*Hazırlanacak bu kanun hükümleri üst norm olarak değil, özel süreç normu olarak görülerek entegrasyon süreci hukukunun istisnai ama meşru amaçlarına hizmet etmelidir. Normlar çatışması üretmek yerine olağanüstü barış süreci normları olarak ele alınmalıdır. Zira TCK ve CMK gibi kanunlar olağan dönemde uygulanmaya devam edeceğinden genel mevzuat hükümleri yerine PKK yöneticileri, üyeleri, PKK tutuklu veya hükümlü olanlar, PKK bağlantısı/iddiasıyla haklarında yargılama yürütülen kişiler ile yine bu bağlantı/iddialar sebebiyle haklarında yargılama olmasa dahi yargılama ihtimali nedeniyle yurtdışında olup Türkiye’ye gelemeyen kişiler yönünden özel bir barış sonrası hukuk rejimi oluşturulmalıdır.
 
*Hazırlanacak bu Kanun hükümlerinin özel entegrasyon süreci düzenlemesi olduğu göz önünde bulundurularak; silahlı çatışma sürecinin sona ermesi ve silahlı örgütün kendisini feshetmesi dolayısıyla, şiddet içeren yöntemleri kesin olarak reddettiğini ve demokratik toplumsal yasama katılma iradesini beyan eden kişiler bu Kanun hükümlerinden yararlanmalıdır.
 
*Örgüt faaliyeti nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma devam eden ancak hazırlanacak olan bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren silahlı faaliyette bulunmayan kişiler hakkında, entegrasyon süreci ve barışa katılım ilkeleri dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı; devam eden yargılamalardan düşme kararı verilmelidir. Silah bırakma iradesi bağlı kalacağını ve bunu desteklediğine dair beyanda bulunan hükümlü ve tutuklular dava dosyalarındaki düşme kararına istinaden tahliye edilmelidir.
 
*Hazırlanacak bu kanun kapsamında verilen kararlar, olağanüstü ve geçici nitelikteki barış¸ süreci düzenlemesine dayandığından; öngörülen barış sürecinin korunması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması amacıyla getirilen istisnai düzenlemeler kapsamında genel ceza hukuku rejiminin koşullarına bağlı olmamalıdır. CMK’deki yargılama usulleri adil yargılanma gözetilerek, delil değerlendirme ve karar verme yetkisi yargıdan alınmadan sadece uygulanacak hukuki sonuçlar geçici olarak dönüştürülmelidir. Ceza sorumluluğunun onarıcı adalet esaslarına göre dönüştürülmesi ilkesi uyarınca; örgütle ilişkili geçmişte işlenen tüm suçlar nedeniyle yürütülen tüm soruşturma ve kovuşturmaların düşürülmesi geçisel adalet temelli bir ceza muafiyeti öngörmekle birlikte af yerine barış¸ surecine özgü¨ istisnai bir hukuki rejim düzenlemesi olmalıdır.
 
*Verilecek kararlar; toplumsal barışın sağlanması, silahlı çatışmanın tekrarını önleme, demokratik entegrasyonun güvence altına alınması amaçlarıyla sınırlı olarak genel veya özel af niteliğinde olmayıp barış¸ sürecine  özgü ve istisnai bir entegrasyon süreci mekanizmasına hizmet edecek nitelikte olmalıdır.
 
TMK kaldırılmalı
 
*Terörle Mücadele Kanunu yürürlükten kaldırılmalıdır. TMK’nin mevcut uygulamaları, entegrasyon ve demokratikleşme hedefleri ile uyumsuzluklar içermektedir. Silahlı örgütün feshedildiği, silah bıraktığı, şiddetin reddedildiği bir durumda TMK’nin olağan uygulama alanı zaten fiilen daralacaktır. Hazırlanacak Kanun amaç¸ ve zaman bakımından farklı bir uygulama rejimine geçilmesi yani barış süreci için uygulanacak istisnai bir düzenleme amacındadır. Bu sebeple Terörle Mücadele Kanunu Türkiye’nin taraf olduğu evrensel hukuk normlarına aykırılığı ve demokratik hukuk devletinin gelişimi önündeki engel durumu göz önüne alınarak entegrasyon süreci gereği cezai sorumluluk ölçülülük ve barış hedefleri doğrultusunda süreç içerisinde uygulama alanı bulamayacağından demokratikleşmenin bir adımı olarak yürürlükten kaldırılmalıdır.
 
PKK terör listesinden çıkarılmalı
 
*PKK’nin feshinin TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından tespiti ve PKK’nin feshi ile silahları ve silahlı faaliyetlerini bırakması sebebiyle terör listesinden çıkarılması gerekmektedir. Feshin hukuken tespit edilmesi ile silahların teslimi sonrası silah bırakan örgüt üyelerinin güvenliklerinin sağlanması için de gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bununla birlikte uluslararası gözlem ve işbirliği ile örgütün terör listesinden çıkarılması sonucunda kalıcı bir silahsızlanma sağlanabilecektir.
 
*Kadın ve gençlerin entegrasyonu için özgün bir politika belirlenmelidir. Kadın örgüt üyelerinin ve gençlerin toplumsal, ekonomik ve siyasal hayatla entegrasyonu barışın sürdürülebilirliği açısından kritik önemdedir. Bu gruplara yönelik pozitif ayrımcılık, istihdam, psikososyal destek ve eğitim programları ile kişisel verilerinin gizlenmesine yönelik güvenlik tedbirleri gerekmektedir. Bu sebeple öncelikle eğitim, meslek edinme, sağlık ve psikososyal destek mekanizmaları ile toplumsal entegrasyon desteklenmelidir.
 
Umut hakkı
 
*Demokratikleşme ve hukuki reformlar ile entegrasyon sürecinin kalıcı olabilmesi için Türkiye’nin demokratik hukuk devleti ilkeleri güçlendirilmelidir. Siyasal katılım, hakikat ve onarım mekanizmaları ile toplumsal entegrasyon hukuki güvenceye kavuşturulmalıdır. Silah bırakan bireylerin siyasal haklarını kullanabilmeleri, barışın ve demokratik katılımın kalıcı olmasını sağlayacağından siyasi parti üyeliği, seçme-seçilme ve siyasi faaliyetlere katılım hakları özel yasalarla güvence altına alınmalıdır. AİHM’in Öcalan / Türkiye kararı, umut hakkı bağlamında Türkiye infaz mevzuatının uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesini zorunlu kıldığından Türkiye mevzuatı, entegrasyon süreci çerçevesinde istisnai düzenlemelerle uyumlu hale getirilmelidir. Entegrasyon süreci çerçevesinde istisnai düzenlemeler sonrası mevcut ceza hukuku rejiminde de değişiklikler yapılmalıdır.
 
Hakikat, onarım ve toplumsal hafıza komisyonu
 
*Hakikat, onarım ve toplumsal hafıza komisyonları oluşturulmalıdır. TBMM bünyesinde insan hakları savunucuları, barolar, sivil toplum ve mağdur temsilcilerinden oluşan komisyonlar kurulmalıdır. Geçmişi yargılamak amacıyla değil, hakikati tanımak, toplumsal uzlaşıyı sağlamak ve öneriler geliştirmek için Toplumsal Hafıza Komisyonları kurulmalı; yerelde de Barış İzleme Kurulları oluşturularak toplumsal entegrasyon yerelden merkeze doğru bir anlayışla sürecin takibine, raporlanmasına ve değerlendirilmesine olanak sağlanmalıdır.
 
Uluslararası işbirliği
 
*Uluslararası iş birliği sağlanmalıdır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği ile iş birliği yapılarak yetki devri olmaksızın entegrasyon süreci uluslararası düzeyde takip edilmelidir. Toplumsal entegrasyon sürecine katılan tüm tarafların güvenliğinin sağlanması, saldırı eylemlerinin önlenmesi ve hukuki koruma mekanizmalarının işletilmesi zorunlu olduğundan AİHS ve BM standartları çerçevesinde süreç yürütülmeli, uluslararası gözlem ve iş birliği ile meşruiyet sağlanmalıdır. Bununla birlikte Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uyum sağlanmalı, çekince konulan uluslararası sözleşmelere koşulsuz taraf olunmalı, AİHM kararları iç hukukta uygulanabilir hale getirilmelidir.”