Suç ağı değil ‘liste’ gündem oldu

  • 09:05 15 Şubat 2026
  • Medya Kritik
Gülistan Gümüş
 
HABER MERKEZİ - Jeffrey Epstein dosyası yeniden dolaşıma sokulurken medya, suç ağını aydınlatmak yerine “liste” ve “ünlü isimler” üzerinden tık ekonomisini büyütüyor. Bu yaklaşım, çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel sömürü suçlarını gölgede bırakıp cezasızlık zeminini güçlendiriyor.
 
Fail Jeffrey Epstein hakkında yıllardır bilinen çocuklara yönelik cinsel saldırı, cinsel sömürü ve insan ticareti iddiaları, 2019’daki tutuklanmasıyla uluslararası ölçekte yeniden gündem oldu. Jeffrey Epstein’in New York’taki cezaevinde ölümü resmî kayıtlara “intihar” olarak geçse de dosyaya dair soru işaretleri ve tartışmalar sürüyor. Dosyanın, failin bireysel eylemlerinin ötesinde; siyaset, sermaye ve farklı güç alanlarıyla kurulan ilişkiler üzerinden “korunma”, “dokunulmazlık” ve “cezasızlık” tartışmalarını büyütmesi beklenirken, medya gündemi çoğu zaman sansasyonel ayrıntılara sıkışıyor.
 
Gündemleşme biçimi: Suç değil, ‘liste’ dolaşıma sokuluyor
 
Son dönemde dosyaya ilişkin tartışmaların yeniden yükselmesinde, mahkeme kayıtları ve arşiv materyallerinin kendisinden çok, dijital medyada hızla büyütülen “gizli liste”, “ada ziyaretleri” ve “özel jet” söylemleri belirleyici oldu. Haber üretimi, suçun niteliği ve kadın ya da çocukların adalet ihtiyacından ziyade, okuru “isim avı”na çağıran bir merak duygusu etrafında şekilleniyor. Bu çerçeve, dosyayı toplumsal bir şiddet ve cezasızlık meselesi olmaktan çıkarıp magazinleştiriyor.
 
Belge ile söylenti arasındaki çizgi silikleştiriliyor
 
Dosyada adı geçen “uçuş kayıtları”, “telefon rehberleri”, “tanıklıklar” ya da “mahkeme evrakları” gibi başlıklar, kamuoyunu bilgilendirmek için önem taşıyor. Ancak medya, bu başlıkları çoğu zaman doğrulanabilir bilgi ile dijital medyada dolaşan iddia ve listeleri birbirine karıştıran bir dille sundu. Bu karışım, hem yanlış bilgi riskini büyüttü hem de dosyanın temel sorusunu geri plana itti: Çocuklara ve kadınlara yönelik ağır suçlar nasıl örgütlendi, kimler hangi sorumlulukları taşıdı, hangi kurumlar ihmallerle bu suçların sürmesine zemin hazırladı?
 
Suç ağı yerine ‘ünlü isimler’ vitrini
 
Ana akım medyada öne çıkan örnekler, sorunun nasıl kurulduğunu açıkça gösteriyor. Habertürk, “Epstein’in ‘İsrail karşıtı ünlüler’ listesinde yer aldılar” başlığıyla servis ettiği haberde, suçun niteliği ve yargı süreçleri yerine “ünlü” isimlerin başlıktaki çekim gücünü öne çıkardı. Böyle bir çerçeve, okuru suçun kendisine değil, tanınmış kişilerin isimlerine kilitledi.
Benzer biçimde Haberler.com, “Epstein listesinde kimler var?” başlığıyla dosyayı tık odaklı bir merak nesnesine dönüştürdü. Başlık ve içerik kurgusu, şiddetin toplumsal-hukuki boyutunu tartışmaya açmak yerine “kim var kim yok” sorusuyla geçici bir meraka zemin hazırladı.
 
Fotoğraf servisleri: Sansasyonun görsel dili
 
The Guardian’ın haberinde, ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin yayınladığı fotoğraflar üzerinden fail Jeffrey Epstein’in tanınmış kişilerle aynı karede yer aldığı görüntüler öne çıkarıldı. Fotoğraflar, “kimlerle birlikte görünüyor?” sorusuyla dolaşıma sokulduğunda, hukuki süreçler, suçun örgütlenme biçimi ve ihmaller tartışması geri plana itildi. Görsel servisler bu şekilde kurulduğunda, haber; adalet ve hak temelli bir çerçeveden uzaklaşıp “teşhir ve sansasyon” döngüsüne sıkıştırıldı.
 
‘Siyasi elit’ başlığı: Soru sormak mı, sansasyon üretmek mi?
 
Euro News, “Epstein Dosyaları: Avrupa’nın siyasi eliti bu işe ne kadar bulaştı?” başlığıyla dosyayı yine “dikkat çekici” bir çerçevede ele aldı. Elbette siyasetle kurulan ilişkiler tartışılmalı; ancak bu tartışma, belge-temelli sorularla yürütülmediğinde “bulaşma” söylemi, suçun örgütlü boyutunu aydınlatmak yerine geniş bir sansasyon alanı yaratıyor. Sonuçta okur, “kimlerin adı geçti?” sorusuna çekilirken, “bu ağ nasıl kuruldu ve nasıl korundu?” sorusu zayıflıyor.
 
Ayrımcı dil: Şiddeti değil kimliği konuşturmak
 
Milliyet’in “Epstein Skandalı! ‘Türk çocuk’ dediler gerçek ortaya çıktı” başlığı, iddiaları çürütmeye çalışırken dahi ayrımcı bir ton kurdu. Böyle bir dil, çocuklara yönelik ağır suç iddialarının ciddiyetini taşımak yerine, tartışmayı kimlik vurgusuyla başka bir yere çekti. Üstelik çocuklara dair meselelerde kimlik üzerinden kurulan bu başlıklar, toplumsal duyarlılığı güçlendirmek yerine “ötekileştirici” bir zemin üretti.
 
‘Milyarder’ vurgusu: Failin statüsünü parlatan çerçeve
 
Freedom United’ın “Milyarder Jeffrey Epstein’in en genç kurbanı henüz 14 yaşındaydı” başlığı ise başka bir soruna işaret ediyor. Failin “milyarder” oluşunu başlığa taşıyan bu tür bir dil, çocuklara yönelik cinsel şiddetin ve ihmallerin ağırlığını görünür kılmak yerine failin statüsünü öne çıkararak haberin merkezini kaydırdı. Çocuklara yönelik suçların haberleştirilmesinde statü ve servet vurgusu, çoğu zaman failin “güç” imajını büyütme riski taşıyor.
 
Hak temelli medya için: Dosyayı magazinden çıkarmak
 
Jeffrey Epstein dosyası, yalnızca “kimlerin adı geçtiği” sorusuyla değil; çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel sömürü ve insan ticareti suçlarının nasıl örgütlendiği, hangi kurumların ihmallerinin sürece alan açtığı ve cezasızlık mekanizmalarının nasıl işlediği sorularıyla ele alınabilir. Medyanın, doğrulanabilir bilgi ile söylentiyi ayıran; şiddeti sansasyona çevirmeyen; çocuklara ilişkin ayrıntılarda teşhir riskini büyütmeyen; “hayatta kalanların” hak ve adalet ihtiyacını merkeze alan bir dil kurması, dosyanın gerçek ağırlığını görünür kılar. Aksi halde gündem, suçun kendisini değil, “okutacak” ayrıntıları konuşmaya devam eder.