Aydın’da “Barış ve Demokratik Toplum” toplantısı

  • 22:53 17 Şubat 2026
  • Güncel
AYDIN - DEM Parti Aydın İl Örgütü’nün düzenlediği “Barış ve Demokratik Toplum İnşasında Halk Buluşması”nda konuşan Gülistan Sönük ve Veysi Aktaş, barış süreci, kadın özgürlüğü ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Aydın İl Örgütü, bir düğün salonunda “Barış ve Demokratik Toplum İnşasında Halk Buluşması" düzenledi. Buluşmaya Veysi Aktaş ve yerine kayyım atanan Êlih Eşbaşkanı Gülistan Sönük konuşmacı olarak katıldı. Buluşma özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. 
 
Buluşmada ilk olarak söz alan Gülistan Sönük, devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde herkese görev ve sorumlulukların düştüğünü belirterek, "Demokratik toplumu oluşturmakta hepimizin alacağı bir sorumluluk var. Her birimiz için yurtseverlik görevidir bu. Bu süreçte Önderlik yine yolumuzu aydınlattı. Hem 27 Şubat çağrısı ile hem de Demokratik Toplum Manifestosunda 'demokratik toplumu nasıl oluştururuzu' bize tek tek gösterdi. Bize kalan da bu manifestoyu uygulamak. Hepimiz Önderliği okuduk ve izliyoruz. Önderlik bir sorunu ele aldığında tarihten bugüne kadar ele alır. Toplum içerisinde olan sorunu, Kadın erkek arasındaki sorun olarak ele alır. Bu süreçte barışı sağlamak istiyorsak önce kadın ve erkek arasındaki sorunu çözmeliyiz. O zaman demokratik toplum barışı sağlanabilir. Dünya üzerinde birçok devrim oldu ama bunların hepsi kadın özgürlüğünü geri tutmuş. Devrim sonrasında ise her şey erkek egemen zihniyetin altına alındı. Önderliğin dediği gibi barıştan söz edeceksek önce kadın özgürlüğünü sağlamalıyız. Kadının köle olduğu toplumun kendisi de köle olur" dedi. 
 
'Önderlik, yaralı Kürdü diriltti'
 
Ardından söz alan Veysi Aktaş, İmralı Cezaevi'ndeki yaşam koşullarına ve orada uygulanan politikalara değindi. Kürtlerin soykırım tehdidi altında olduğunu dile getiren Veysi Aktaş, "Soykırım sistemini aşan bir önderlik çıktı. Kürt tarihinde bu kadar sürekli mücadele yürüten yoktur. Önderlik siyasete, felsefeye, bilime, tarihe yükleniyor ve çıkışı buradan buluyor. Bu Kürdün alın yazısını yıkma biçimidir. Kürdü özne haline getiren, kendi siyasetini geliştiren bir önderlik gerçekliği var. Zaten Önderliğe yüklenmelerinin sebeplerinden biri bu. Diğer önderliklere bakın akıbetleri aynı. Önderlik Kürde çıkış yolu sunuyor. Kürt soykırımla karşı karşıya kaldığını bile bilinçte değil. Önderlik, Adorno'dan 'Yanlış hayat doğru yaşanmaz' alıntısı yapıyor. Kürtler, sistem içerisinde normal hayat yaşıyormuş gibi yaşıyor. Sur'da bir tarafta düğün bir tarafta insanlar katlediliyordu. Bu bizim gerçekliğimiz. Bunun için önderlik gerçeğini kavramadan bunları kavrayamayız. Eskiden insanlar Kürtçe bile konuşamıyordu. Bugün Kürt kimliği kabul edilmiş, varlığı inkar edilmiyor. Ortadoğu'da Kürt dengesi diye bir şey oluştu. Bugün Ortadoğu'da güç olmak isteyen Kürt dengesi olmadan bunu sağlayamaz. Önderlik, yaralı Kürdü diriltti. Küdün bir varlık olduğunu açığa çıkardı" diye konuştu.
 
Buluşma basına kapalı şekilde devam etti.