Kayıp yakınları: Yüzleşme olmadan Türkiye demokratikleşemez!

  • 13:57 9 Mayıs 2026
  • Güncel
İZMİR - İHD ve kayıp yakınlarının İzmir’de gerçekleştirdikleri eylemde  geçmişle yüzleşme çağrısı yapılarak “Geçmişte yaşanan insanlığa karşı suçlarla yüzleşmeden, adalet sağlanmadan Türkiye demokratikleşemez. Zamanaşımı, suçu perdelemenin aracı olarak kullanılamaz” denildi.
 
İHD İzmir Şubesi’nin, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle iki haftada bir gerçekleştirdiği eylem, Konak Eski Sümerbank önünde devam etti. "Kayıplar vicdandır sahip çık" ve "Kayıplar belli failler nerede" pankartlarının açıldığı eylemde, basın metnini dernek adına İHD İzmir Şube yöneticisi Nazlı Turan okudu.
 
‘Adalet sağlanmadan Türkiye demokratikleşemez’
 
Gözaltında kaybetme suçunun kabul edilmesi, hakikatin açığa çıkarılması ve adaletin yerini bulmasını talep etmek için alanlarda olduklarını ifade eden Nazlı Turan, devletin, gözaltında kaybetme suçları ile yüzleşmek, kayıpları bulmak ve failleri yargılamakla yükümlü olduğunu ifade etti. Nazlı Turan, “Faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler, işkence ve kötü muamele suçlarında zaman aşımı sorunu olayların aydınlatılmasında ve toplumsal barışın sağlanması önünde engel teşkil etmektedir. Israrla söylüyoruz: Geçmişte yaşanan insanlığa karşı suçlarla yüzleşmeden, adalet sağlanmadan Türkiye demokratikleşemez. Zamanaşımı, suçu perdelemenin aracı olarak kullanılamaz” dedi.
 
‘90’lardan bu yana yüzlerce kişi gözaltında kaybedildi’
 
1990'lardan bu yana yüzlerce kişinin gözaltında kaybedildiğini söyleyen Nazlı Turan, “Bu vakalardan yargıya intikal eden dosyalar ise genellikle ya takipsizlik ya da cezasızlıkla sonuçlandı. Bunlardan biri de 31 yıl önce hukuk işletilmediği için dosyası zaman aşımına uğrayan ‘Dargeçit JİTEM Davası’ olarak da bilinen, 3’ü çocuk 7 sivil ve bir uzman çavuş davasıdır. 29 Ekim – 8 Kasım 1995 tarihleri arasında Mardin/Dargeçit'te ağır silahlı askerler ve korucular tarafından yapılan ev baskınlarında dört çocuk, iki lise öğrencisi ve iki kadının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Dargeçit Jandarma Taburu’na götürüldü. Gözaltında tutulanlardan bazıları bir süre sonra serbest bırakıldı. Ancak 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan, 20 yaşındaki Abdurrahman Olcay, 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun ve 57 yaşındaki Süleyman Seyhan’dan bir daha haber alınamadı” şeklinde konuştu.  
 
‘Ailelerin başvuruları takipsizlikle sonuçlandı’
 
Kayıplarını bulmak için ailelerin yaptığı suç duyurularının, etkin bir biçimde soruşturulmadan takipsizlikle sonuçlandığını dile getiren Nazlı Turan, “Ailelerin ve İnsan Hakları Derneği’nin 29 Mayıs 2009 tarihli başvurusu ve İHD Mardin Şubesi’nin çabası sonucunda Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yeniden açtı ve soruşturma başlattı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında Dargeçit kayıplarının gözaltında öldürülerek kuyulara gömüldüğü gerçeği ortaya çıktı. 2012–2015 tarihleri arasında tanık beyanlarına dayanarak yapılan kazılar sonucunda, gözaltına alınan kişilerin ağır işkence izleri taşıyan kemiklerine, geçmişte sivillerin girişine yasak özel askeri bölgedeki kuyularda ulaşıldı. Savcılığın hazırladığı iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutan Yardımcısı Haydar Topçam ile birlikte uzman çavuş ve koruculardan oluşan 18 kişi hakkında “taammüden öldürme” suçlamasıyla dava açıldı” diye belirtti.
 
‘Kayıplar bulunsun, failler yargılansın!’
 
Tüm bunlara rağmen mahkemenin, 4 Temmuz 2022 tarihinde “somut, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği” iddiasıyla 18 kişinin beraatına karar verdiğini hatırlatan Nazlı Turan, “Karara karşı Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne yapılan istinaf talebi 7 Mayıs 2024 tarihinde reddedildi. Bunun üzerine Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. 30. yılı 8 Mart tarihinde dolan dosyaya Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, 11 Mart 2026 tarihinde zamanaşımı kararı verdi.  Bir kez daha insanlığa karşı işlenmiş bir suç cezasızlıkla sonuçlandı. Kaç yıl geçerse geçsin; tüm kayıplarımız için, Davut Altunkaynak, Seyhan Doğan, Nedim Akyön, Mehmet Emin Aslan, Abdurrahman Olcay, Abdurrahman Coşkun, Süleyman Seyhan ve Bilal Batırır için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Kayıplar bulunsun, failler yargılansın!” ifadelerine yer verdi.
 
Açıklama, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi.