Kezban Konukçu: Önergeye hayır verenler katliamlardan sorumludur
- 21:20 25 Şubat 2026
- Siyaset
ANKARA – DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, kadınların yaşam hakkını korumaya yönelik araştırma önergesinin reddedilmesine tepki göstererek, “Bu önergeye ‘hayır’ diyenler katliamlardan sorumludur” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) kadın milletvekilleri, kadınları koruyan ulusal ve uluslararası mekanizmaların tasfiye edilmesi, koruyucu yasaların etkin uygulanmaması ve cezasızlık politikaları nedeniyle kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde korunmadığını; bunun sonucunda da bir günde 6 kadının katledildiğini belirterek, bu yapısal nedenlerin ve kamusal sorumlulukların araştırılması için Meclis Genel Kurulu’nda genel görüşme açılmasını talep etmişti. Verilen önerge, Meclis Genel Kurulu’nda AKP-MHP oylarıyla reddedildi.
‘Bu suça devlet ortak oluyor’
Genel Kurul’da konuya ilişkin konuşan Kezban Konukçu, “Bir günde 6 kadının katledilmesi, kadın cinayetlerinde gelinen noktayı açıkça ortaya koymaktadır. Sadece 24 saat içinde 6 kadının sırf kadın olduğu için yaşam hakkının gasbedilmesi, toplumsal ve siyasal bir kriz olarak ele alınmalıdır. Acilen kapsamlı bir eylem planı yapılmalıdır. Katledilen kadınların yaşam öyküleri ve onların ölümüne neden olan süreçler, durumun yakıcılığını gözler önüne sermekte; şiddetin münferit olmadığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle beslenen sistematik bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ülkede boşanmak isteyen kadınlar erkek şiddetinin hedefi olurken, arabuluculuk gibi mekanizmalarla boşanmayı zorlaştırarak, nafaka hakkına göz dikerek bu suça devlet ortak olmaktadır” dedi.
‘Kadınlar evlerine geri gönderiliyor’
Erkek milletvekillerinin konuşmayı sabote etmeye çalışması üzerine Kezban Konukçu, “Sizi çok ilgilendirmiyor galiba ama dinlerseniz iyi olur. Erkekler konuşmamızı sabote ediyor. Gebze’de Aylin Polat’ın ve Van’da Gönül Alkan’ın hakkında koruma kararı olmasına rağmen katledilmesi, kadınların koruma talep etmelerine rağmen korunmadığının, yasaların uygulanmadığının ve faillerin bundan cesaret alarak bu cinayetleri işlediğinin göstergesidir. Tüm bu yaşananlar, kadına yönelik şiddetle mücadelede var olan mekanizmaların kadınları korumadığını, mekanizmaların içinin bilinçli olarak erkek devlet aklı tarafından boşaltıldığını göstermektedir. Ayrıca sığınma, ekonomik destek ve psikososyal destek mekanizmalarının hayata geçirilmediği de ortadadır. Kadın katliamları en çok aile kurumu içerisinde işlenmektedir. ‘Aileyi güçlendireceğiz’ diyerek Aile Yılı ilan ettiniz ancak güçlendirmeniz gereken aile değil, kadınlardır. ‘Aile Yılı’ adı altında hayata geçirilen politikalar daha çok kadının katledilmesine neden olmaktadır. Şiddet gören kadınlar karakollara başvurduğunda korunmak bir yana, şiddet gördükleri evlere geri gönderilmektedir” diyerek tepki gösterdi.
‘294 kadının büyük çoğunluğu boşanmak isteyen kadınlardır’
Devamında Kezban Konukçu şunları belirtti: “Kadına yönelik suç işleyen faillere iyi hâl indirimlerinin uygulanması ve cezasızlık politikalarıyla ödüllendirilmeleri failleri güçlendirmektedir. Gülistan Doku hâlâ bulunamamışken, şüpheliler etkili bir şekilde soruşturulmamışken; benzer şekilde İpek Er, Nadira Kadirova, Garibe Gezer, Rojin Kabaiş gibi daha nice kadının şüpheli ölümü ortadadır ve yeterli soruşturma yapılmamaktadır. Kadına karşı işlenen suçların üzerine etkili şekilde gidilmemesi, LGBTİ+’ların kriminalize edilmesi, nefret söylemi, erkek şiddeti, cinsel taciz ve cinsel saldırı dosyalarında etkin bir soruşturma yürütülmemesi; cezasızlık politikalarıyla erkek faillerin yargı eliyle cesaretlendirilmesine neden olmaktadır. Tek bir erkeğin kararıyla kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam güvencesi ile eşit haklara erişiminin teminatı olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmıştır. 2025 yılında katledilen 294 kadının büyük çoğunluğu boşanmak isteyen kadınlardır. Aynı yıl içerisinde 297 kadının ölümü şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçmiştir. Bu ülkede tehdit altındaki kadınlar ‘Bir yerden düşersem, intihar süsü verilirse öldürülmüşümdür’ demek zorunda kalmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nin her bir maddesi bu yaşamları korumaya dönük yükümlülükler içermesine rağmen sözleşmenin feshedilmesi, cinsiyetçiliğin ve nefret suçlarının körüklenmesine dönük politikaların savunulması, kadın cinayetlerindeki artışın temel nedenidir.”
‘Önergeye hayır verenler katliamlardan sorumludur’
Kezban Konukçu konuşmasını şöyle tamamladı: “Kadın cinayetlerindeki artışın ardındaki yapısal nedenlerin araştırılması; yaşam hakkı korunmayan kadınların hangi kamusal ihmaller ve sorumluluklar nedeniyle korunmadığının açığa çıkarılması; mevcut yasal düzenlemelerin neden etkili biçimde uygulanmadığının tespit edilmesi ve kadınların özgür ve eşit yaşamını esas alan yeni, caydırıcı ve bütüncül politikaların hayata geçirilmesi amacıyla bu önergeyi desteklemeniz gerekiyor. Bu önergeye ‘hayır’ oyu veren her bir kişi kadın cinayetlerinden sorumlu olacaktır. Hele buna ‘hayır’ oyu veren her kadın, kendi yaşam hakkını ve çevresindeki kadınların yaşam hakkını korumadığının farkında olmak zorundadır. Buradan tüm kadınlara seslenmek istiyorum: Yaşam hakkımızı korumak, eşit ve özgür yaşamak için bir araya gelelim. Biz olmazsak bu dünya dönmez. Gücümüzün farkında olalım ve içimizdeki öfkeyi isyana dönüştürerek 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde meydanları dolduralım; patriyarkal kapitalizme bu dünyayı dar edelim.”







