Ateşkes, fesih, silah yakma, geri çekilme: Devlet hâlâ ‘tescil’ diyor
- 09:01 11 Mayıs 2026
- Güncel
Dilan Babat
HABER MERKEZİ - Süreç boyunca ateşkes, silah bırakma ve geri çekilme adımları atan Kürt özgürlük hareketi, demokratik çözüm için yasal düzenleme çağrısını yinelerken, devlet kanadı ise “tescil” ve tam silahsızlanma vurgusunda ısrar etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te yaptığı çağrıyla başlayan süreçte, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Kürt özgürlük hareketi peş peşe tarihi adımlar attı. İmralı görüşmeleriyle başlayan süreçte “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı yapıldı, PKK ateşkes ilan etti, ardından fesih kararını açıkladı ve silahlı güçlerini geri çekti. Güney Kürdistan’da gerçekleştirilen silah yakma töreniyle birlikte, silahlı mücadelenin sona erdirilmesine dönük irade somut biçimde ortaya konuldu.
Ancak tüm bu adımlara rağmen iktidar kanadının sürece ilişkin hukuki ve siyasi düzenlemeleri hayata geçirmemesi, demokratik entegrasyon yasaları konusunda somut adımlar atmaması ve süreci zamana yayması dikkat çekti. Kürt tarafı “barış ve demokratik çözüm” doğrultusunda pratik adımlar atarken, devletin komisyon çalışmaları ve sınırlı temaslar dışında süreci ilerletecek somut bir karşılık üretmediği görüldü.
MHP’den çağrı
22 Ekim 2024 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması durumunda, “Meclis’te DEM Parti grup toplantısında konuşsun” diyerek Abdullah Öcalan’a çağrıda bulundu. Devlet Bahçeli, ilk kez Abdullah Öcalan üzerinde tecrit olduğunu kabul ederken, 1 Ekim’de DEM Parti sıralarına gidip tokalaşmasıyla da “yeni bir çözüm mü?” sorularını beraberinde getirmişti.
İlk İmralı ziyareti
23 Ekim 2024’te Ömer Öcalan, uzun bir aradan sonra İmralı Adası’na giderek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüştü. Devlet Bahçeli’nin çağrısı Abdullah Öcalan ile paylaşıldı.
Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan DEM Parti İmralı Heyeti ise ilk olarak 28 Aralık 2024’te İmralı Cezaevi’ne giderek Abdullah Öcalan ile görüştü. Bu görüşmenin ardından bir dizi ziyaret gerçekleştiren heyet, ikinci görüşmesini ise 22 Ocak’ta yaptı. Heyet, devam eden süreçte Güney Kürdistan’da KDP ve YNK yetkilileriyle de görüştü.
Kürt Halk Önderi’nden ilk çağrı
Heyetin İmralı Cezaevi’ne üçüncü ziyareti 27 Şubat’ta gerçekleşti. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile milletvekili Cengiz Çiçek ve Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol’un da yer aldığı heyet, Abdullah Öcalan ile görüştü. Görüşmede ayrıca İmralı’da bulunan tutsaklar Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş da yer aldı.
Bu görüşmenin ardından heyet, İstanbul’da bir otelde düzenlediği basın toplantısında Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısını paylaştı.
PKK’nin feshedilmesi çağrısı
Kürt Halk Önderi çağrısında, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” dedi. Abdullah Öcalan açıklamasında, “Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu iradeyle ve diğer siyasi partilerin olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum” ifadelerini kullandı.
Abdullah Öcalan, “Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi, devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” dedi.
Ateşkes ve fesih kararı
PKK, Abdullah Öcalan’ın çağrısına 1 Mart’ta ateşkes ilan ederek yanıt verdi. Kürt Halk Önderi’nin çağrısına uyacağını belirten PKK, ateşkese rağmen Türkiye’nin saldırılarının sürdüğünü kaydetti.
5-7 Mayıs tarihlerinde 12’nci kongresini gerçekleştiren PKK, kendisini feshettiğini 12 Mayıs’ta yaptığı açıklamayla duyurdu.
PKK açıklamasında, “PKK'nin Olağanüstü 12. Kongresi, PKK mücadelesinin halkımız üzerindeki inkâr ve imha siyasetini parçaladığını, Kürt sorununu demokratik siyaset yoluyla çözme noktasına getirdiğini değerlendirdi. Bu yönüyle PKK'nin tarihi misyonunu tamamladığı belirtildi. Bu temelde PKK 12. Kongresi, pratikleşme süreci Önder APO tarafından yönetilmek ve yürütülmek üzere PKK'nin örgütsel yapısının feshedilmesi ve silahlı mücadele yönteminin sonlandırılması kararlarını aldı” denildi.
Açıklamada, Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’na atıfta bulunularak, “Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’ndan alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı. PKK, katı Kürt inkârının, buna dayalı imha siyasetinin, soykırım ve asimilasyon politikalarının egemen olduğu koşullarda şekillendi” ifadelerine yer verildi.
Üçüncü adım: Silah yakma
PKK’nin fesih kararı siyasi çevreler tarafından olumlu karşılanırken, iktidarın adım atmamasına karşılık PKK bir kez daha somut bir adım attı. 11 Temmuz 2025’te 15’i kadın, 15’i erkek olmak üzere 30 kişilik bir grup, Güney Kürdistan’ın Silemanî kentinde silah yaktı.KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat öncülüğündeki grup, tören öncesinde yaptığı açıklamada, “Bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Bir tarihi adım daha
İktidarın süreci zamana yayma politikasına karşılık Kürt Halk Önderi ve özgürlük hareketi peş peşe somut adımlar atmayı sürdürdü. 26 Ekim’de Kürt Özgürlük Hareketi bir kez daha tarihi bir adım attı.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok ve YJA-Star komutanlarından Vejîn Dêrsim’in de aralarında bulunduğu 25 HPG ve YJA-Star gerillası, Qendîl’de yaptıkları basın açıklamasıyla tüm güçlerini Türkiye sahasından geri çektiklerini ilan etti.
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ortadoğu’da yaşanan çatışma ve savaşların Türkiye’nin ve Kürtlerin geleceğini ciddi biçimde tehdit eder hale gelmesi üzerine; geçen yıl Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan ve Önder Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısıyla kimlik kazanan süreç, son derece önemli ve kritik bir aşamadan geçmektedir.
Büyük adımlar attık
Geçen 8 aylık süre içinde Kürt tarafı olarak biz, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı temelinde tarihi öneme sahip büyük adımlar attık. Sakin ve rahat bir tartışma ortamı yaratabilmek için çağrıdan hemen sonra 1 Mart günü ateşkes ilan ettik. Önder Abdullah Öcalan’ın uygun yöntemlerle gerçekleştirdiği yönlendirme temelinde 5-7 Mayıs tarihleri arasında PKK 12. Kongresi’ni toplayarak PKK’nin örgütsel varlığını ve silahlı mücadele stratejisini sona erdirme kararlarını aldık.
Önder Apo’nun onayı temelinde geri çekiyoruz
Yaşanan yetersiz yaklaşımlara rağmen Önder Abdullah Öcalan ve Kürdistan Özgürlük Hareketi, Türkiye ve Kürtler üzerinde gittikçe ağırlaşan tehlikeleri bertaraf edebilmek ve gelecek yüzyılların özgür, demokratik ve kardeşçe yaşamının temellerini atabilmek amacıyla Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ikinci aşamaya taşımaya çalışmaktadır.
Bu doğrultuda, 12. Kongre kararları temelinde Türkiye sınırları içinde çatışma riski oluşturan ve olası provokasyonlara açık olan tüm güçlerimizi Medya Savunma Alanları’na geri çekme işlemini Önder Abdullah Öcalan’ın onayı temelinde gerçekleştirmekteyiz.”
Entegrasyon yasaları çıkarılmalı
Çok açık ki biz 12. Kongre kararlarına bağlıyız ve uygulamakta kararlıyız. Ancak bunların pratikleşmesi için sürecin gerektirdiği hukuki ve siyasi yaklaşımlar gecikmeden gösterilmelidir. Bu çerçevede PKK’ye özgü geçiş hukuku esas alınmalı, demokratik siyasete katılabilmek için gerekli özgürlük ve demokratik entegrasyon yasaları gecikmeden çıkarılmalıdır.”
Tarihi adımlara karşılık yanıt: Komisyon
Süreç boyunca özgürlük hareketi somut adımlar atmasına rağmen iktidar kanadı, özgürlük hareketinin tamamen silah bırakmasına ve “tescil” kavramına odaklandı. Bu süreçte Meclis’te “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kuruldu.
5 Ağustos 2025 tarihinde çalışmalarına başlayan komisyon, yaklaşık 197 gün boyunca çalıştı ve bu süreçte 137 kişi ile kurum temsilcisini dinledi. Komisyonun 21’inci toplantısında oylanarak kabul edilen rapor, 21 Şubat 2026’da kamuoyuyla paylaşıldı.
Komisyon İmralı’da
Komisyon raporunun ardından 21 Kasım’daki 18’inci toplantıda, Kürt Halk Önderi’nin dinlenmesi için oylama yapıldı. Oylamada çoğunluk “evet” dedi. CHP heyete üye vermedi ve oylamaya katılmadı.
Tartışmaların ardından AKP’den Hüseyin Yaman, MHP’den Feti Yıldız ve DEM Parti’den Gülistan Kılıç Koçyiğit’ten oluşan heyet İmralı Adası’na gitti.
TBMM açıklamasına göre görüşmede; “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sonrası gelişmeler, PKK’nin feshi ve silah bırakma tartışmaları, Suriye’de QSD ve HTŞ arasındaki 10 Mart mutabakatı, bölgesel gelişmeler ve toplumsal bütünleşme” başlıkları ele alındı.
Komisyon toplantısında daha sonra okunan özet tutanağa göre Abdullah Öcalan’ın; “siyasi yöntemi benimsediği, süreçte verdiği sözlerin arkasında olduğu, Türk-Kürt ilişkileri ve kardeşlik vurgusu yaptığı, Suriye ve Irak’taki gelişmelerin etkilerine değindiği ve silahlı yöntemin sona ermesi gerektiğini söylediği” kaydedildi.
Bir yılın ardından yeni mesaj
Süreç bir yılını doldururken, Kürt Halk Önderi üzerindeki tecrit sürdü. Sürecin birinci yılı dolarken DEM Parti, Ankara’da bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya gönderdiği mesajda Abdullah Öcalan, negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçilmesi gerektiğini belirterek, “Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar” dedi.
Bu süreçte kadınların rolüne dikkat çeken Abdullah Öcalan, çatışma dilinin sürekli kullanılmasına ilişkin ise, “Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir” ifadelerini kullandı.
Apocu Hareket Yönetimi’nden açıklama
Abdullah Öcalan’ın ve Kürt özgürlük hareketinin attığı adımlara rağmen devletin sürece oyalayıcı yaklaştığını belirten Apocu Hareket Yönetimi, 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamada Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleştirilmesini istedi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Özgürlük Hareketi olarak silahlı mücadelenin sonlandırılması ve demokratik siyasal çözüm irademizi ortaya koymak için Türkiye sınırları içindeki silahlı güçlerimizi sınır dışına çektik. Medya Savunma Alanları’ndaki çatışma riski taşıyan bazı gerilla mevzilerini boşalttık. 2017 yılında esir aldığımız MİT yöneticilerini de teslim ettik. Tüm bunları demokratik siyasal çözümü sağlayacak siyasi ve yasal adımların atılması için yaptık. Bu süreçte İmralı’da Önderliğimizle yapılan bazı görüşmeler ve Medya Savunma Alanları’nda bazı şehitlerimizin alınmasının sağlanması dışında herhangi bir adım atılmadı.”







