‘Barış ve Demokratik Toplum çağrısı gençliğin yol haritasıdır’

  • 09:05 30 Ağustos 2025
  • Güncel
İSTANBUL - HDK Genç Kadın Meclisi üyesi Eda Kalafat, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına yanıt olacaklarını belirterek, “Önderliğin örgütlenme çağrısını büyüterek sahipleniyoruz. Her alanda örgütleniyor, her yeri örgütlüyoruz. Şimdi Demokratik Toplum'u inşa etme zamanı” çağrısında bulundu.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı, önemli gelişmelere kapı araladı. 4 Nisan’da Abdullah Öcalan’ın doğum gününde, “Sosyalizm demek toplum demektir, toplumculuk demektir. Kürdistan’da bu anlayışla siyaset yapılmalı. Her yerde örgütlenecek, her yeri örgütleyeceksiniz” mesajını gençler sahiplenmeyi sürdürüyor. HDK Genç Kadın Meclisi üyesi Eda Kalafat, Abdullah Öcalan’ın mesajını esas aldıklarını belirterek, toplumu dönüştüren bir gençlik yaratacaklarını vurguladı.
 
‘İdeolojik örgütlenme beklentimiz var’
 
Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla yeni bir siyasi sürecin içinde olacaklarını belirten Eda Kalafat, tüm çalışmalarını 27 Şubat çağrısına yanıt kapsamında gerçekleştirdiklerini ifade etti. Eda Kalafat, “Önderliğin 4 Nisan’da yayınladığı mesajında gençliğe ‘Örgütleyin, örgütlenin’ çağrısı yapılmıştı. Biz de bu çağrıya yanıt olarak örgütlenme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gençlik kategorisini yalnızca biyolojik bir yaş aralığı olarak değil, toplumsal örgütlenmenin öncülüğünü yapan, ideolojik bir yapı olarak görüyoruz. Mahalle mahalle, sokak sokak toplumu örgütleyen bir gençlik inşa etmeye çalışıyoruz. Sistem, özellikle uyuşturucu başta olmak üzere birçok araçla gençliğe saldırıyor. Toplum-kültür kırımı yaşanıyor. Bu nedenle, uyuşturucu ve diğer savaş aygıtlarına karşı ideolojik bir örgütlenme gerekiyor. Gençlik çalışmaları olarak bu bilinçle hareket ediyoruz” dedi.
 
‘Mücadelemiz barış gelene kadar sürecek’
 
Eda Kalafat, Kürt halkının uzun yıllardır maruz kaldığı bir soykırım gerçekliğine dikkat çekerek, mücadelelerini barış sağlanana dek sürdüreceklerini vurguladı. Eda Kalafat, “Bu soykırımın hem fiziksel hem de kültürel bir boyutu var. İnsanların katledilmesi, ana dilin yasaklanması, özel savaş politikalarıyla kültürel asimilasyon uygulanması bunun bir parçasıdır. Fatma Altınmakas gibi kendi dilinde şikâyetini iletemediği için katledilen kadınlar; cezaevindeki yakınını ziyaret ederken Kürtçe konuştuğu için işkenceye uğrayan anneler bu gerçeğin yansımalarıdır. Barıştan kastımız, herkesin kendi ana diliyle, kimliğiyle eşit ve özgürce yaşamın her alanına katılabildiği bir düzendir. Bu sağlanana kadar öz savunma mücadelemiz sürecek” diye belirtti.
 
‘Gençliğin en temel rolü örgütlenmektir’
 
Gençliğin bu süreçteki en büyük rolünün ideolojik ve örgütsel öncülük olduğunu belirten Eda Kalafat, şunları söyledi: “Önderliğin çağrısını yanıtsız bırakmamak, onu güçlü bir şekilde sahiplenmek zorundayız. Paradigmayı iyi anlayarak, özel savaşa karşı hem kendimizi örgütlemeli hem de topluma bunu aktarmalıyız. Yurtsever değerleri toplumsallaştırmak, gençliğin en temel rolüdür. Yol haritamız; demokratik toplumu farklı aygıtlar aracılığıyla her alanda örgütlemek ve öz gücüne, özgür bir ideolojiye dayanan bir toplum yaratmaktır.”
 
‘Tecrit kaldırılmalı, fiziki özgürlük sağlanmalı’
 
Eda Kalafat, sürece dair devletten hâlâ somut bir adım gelmediğini vurgulayarak, tüm tarafların sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Atılması gereken en zorunlu adımın Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması olduğuna dikkat çeken Eda Kalafat, “Bir halkı tanımaktan, onunla onurlu bir barışı inşa etmekten söz ediyorsanız; o halkın müzakerecisinin hâlâ zindan koşullarında tecrit altında tutulması kabul edilemez. Bu sadece bireysel özgürlük meselesi değildir. Yıllardır halkının özgürlüğü için mücadele eden bir önderin esir tutulması, aynı zamanda o halkın özgürlüğünün engellenmesidir. Bu nedenle, hem ulusun tanınması hem de barışın toplumsallaştırılması için gerekli tüm adımların atılması ve sorumlulukların alınması gerekiyor” sözlerini kullandı.
 
‘Her kadının faili sistemin kendisidir’
 
Devrimci mücadelede kadının öncü rolüne dikkat çeken Eda Kalafat, sözlerini şöyle tamamladı: “Kadın eksenli bir toplumun özgür bir toplum olabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle özgür toplumu kadın öncülüğünde örgütlemeyi esas alıyoruz. Ancak mevcut politikalar kadına yönelik saldırıları daha da artırmış durumda. Kadın katliamları giderek artıyor. Bu topraklarda ölen her kadının faili sistemdir. Yasalarıyla, yargısıyla, kurumlarıyla ve erkek egemen devlet aklıyla kadınlara yaşam alanı tanımıyorlar. Tıpkı Kürt halkının özgür bir yaşama ihtiyacı olduğu gibi, kadınların da başka bir düzende yaşama hakkı var. Bu bağlamda özellikle gençlere ve kadınlara çağrımız; meclis, komün, kooperatif gibi tüm örgütlenmelerde kadınların yer almadan ideolojik bir bütünlük oluşturulamayacağını unutmamaktır. Önderliğin örgütlenme çağrısını daha güçlü bir şekilde sahiplenmeye ve her alandaki mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz.”