Hasta tutsak Şilêr Mamqaderî'nin yaşamı tehlikede
- 15:32 4 Temmuz 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Ağır hasta tutsak Şilêr Mamqaderî’nin son aylarda yaklaşık 27 kilo kaybettiği ve sağlık durumunun giderek kötüleştiği belirtildi.
Urmiye Cezaevi’nde tutulan siyasi tutsak Şilêr Mamqaderî’nin tedaviye ve ilaçlara erişiminin engellenmesi, sağlık durumuna ilişkin endişeleri artırdı. Meme kanseriyle mücadele eden 34 yaşındaki Şilêr Mamqaderî’nin son aylarda yaklaşık 27 kilo kaybettiği ve sağlık durumunun giderek kötüleştiği belirtildi.
Sağlık durumu kötüleşti
Mehabadlı siyasi tutsak Şilêr Mamqaderî, yeniden gözaltına alındığı 8 Nisan 2026’dan bu yana uzman tedavisine, ilaçlara ve hastalığına uygun tıbbi bakıma erişemiyor. Bu süreçte ciddi kilo kaybı yaşayan Şilêr Mamqaderî’nin sağlık durumunun kritik aşamaya geldiği belirtildi.
Ailesine yakın bir kaynağın aktardığına göre, Şilêr Mamqaderî tutukluluk sürecinde yaklaşık 27 kilo kaybetti. Kaynak, tedavi sürecinin engellenmesi, sağlık hizmetlerinin geciktirilmesi ve gerekli ilaçlara erişimin sağlanmamasının Şilêr Mamqaderî’nin durumunu kaygı verici bir noktaya taşıdığını söyledi.
Kanser hastası tutuklunun yaşamı tehlikede
Daha önce meme kanseri teşhisi konulan Şilêr Mamqaderî’nin düzenli ve uzman tıbbi bakıma ihtiyaç duyduğu kaydedildi. Buna rağmen cezaevinde tutulmaya devam edilmesi ve uygun tedaviden mahrum bırakılması, yaşamına ilişkin endişeleri artırıyor.
Yayımlanan raporlarda; ciddi kilo kaybı, fiziksel zayıflık, işkence geçmişi ve yeterli tıbbi bakım sağlanmadan cezaevinde tutulmasının Şilêr Mamqaderî’nin durumunu daha da ağırlaştırdığı belirtildi.
Dosyasındaki belirsizlik sürüyor
Şilêr Mamqaderî’nin yeniden gözaltına alınmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen, kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Yetkililer, tutukluluğun sürdürülme gerekçesi ve sağlık durumuna ilişkin de bilgi paylaşmadı.
Şilêr Mamqaderî’nin kanser hastası olmasına rağmen tedavi ve ilaçtan mahrum bırakılarak cezaevinde tutulması, hasta tutukluların durumu ve yetkili kurumların yaşam hakkı konusundaki sorumluluğunu yeniden gündeme taşıdı.







