İstanbul Sözleşmesi'nden nafaka kararına: Kabul edilemez

  • 09:05 12 Haziran 2026
  • Güncel
RIHA - Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği'nden avukat Fazilet Taştan Arselim, nafaka hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılmasının kadınların şiddet döngüsünden çıkmasını zorlaştıracağını belirterek, bunun kadınların karar alma mekanizmalarını daha da güçsüzleştireceğini söyledi.
 
Anayasa Mahkemesi (AYM) Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” bağlanabilmesine ilişkin hükmü iptal etti. Karar dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.  Kararın ardından kadın örgütleri ve hukuk kurumlarından tepkiler gelmeye devam ediyor. Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği’nden avukat Fazilet Taştan Arselim değerlendirmelerde bulundu.
 
Kadınların karar alma mekanizmalarını güçsüzleştirecek
 
Nafakayı kadınların yaşamı için “sosyal koruma mekanizması” olarak değerlendiren Fazilet Taştan Arselim, nafaka hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılmasının kadınların birçok hakkına yönelik bir saldırı niteliğinde olduğunu söyledi. Fazilet Taştan Arselim, “Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği olarak sahada yaptığımız çalışmalarda ya da dernekte birebir aldığımız başvurularda, kadınların zaten nafaka alamadıklarını, nafaka alamayacakları için şiddet döngüsünden uzaklaşamadıklarını, boşanmaktan vazgeçtiklerini ve kendilerine şiddet uygulayan faillerle aynı çatı altında kalmak zorunda olduklarını görüyoruz. Bu nedenle nafaka hakkının tartışmaya açılması ya da sınırlandırılması veya kaldırılması, kadınların yeni karar alma mekanizmalarını daha da güçsüz hale getirebilir” ifadelerini kullandı.
 
İstanbul Sözleşmesi’nden nafaka kararına
 
İstanbul Sözleşmesi gibi nafaka hakkının da sınırlandırılması ya da ortadan kaldırılmasının amacının kadın haklarının tamamını ortadan kaldırmak olduğunu kaydeden Fazilet Taştan Arselim, “Kadınlar hiçbir hakkı bugüne kadar kolay elde etmediler, belli mücadeleler sonucunda elde ettiler. İstanbul Sözleşmesi de birçok kadının mücadelesi sonucunda hazırlanan bir sözleşmeydi. Bir gece yarısı bu sözleşmeden çıkma kararının alınması hem failleri cesaretlendirdi hem de kanun koyucu erk zihniyetini cesaretlendirdi. Sözleşme birçok mücadele sonucu kazanıldığı gibi, sözleşmeden çekilme kararıyla kadınların birçok hakkı da görmezden gelindi. Geldiğimiz noktada böyle bir karar verilmesi, kadınların kazanılmış haklarının tamamen ortadan kaldırılmak istendiğini göstermektedir. İstanbul Sözleşmesi için nasıl mücadele ettiysek nafaka konusunda da geri durmayacağız. Aldığımız başvurularda da görüyoruz ki bu nafakalar süresiz değil aslında. Kadın nafakayı aldıktan sonra evlenirse ya da farklı bir durum gelişirse nafaka kesilmektedir” dedi.
 
‘Kazanımlar için elimizden geleni yapacağız’
 
Bu tür kararlara karşı kadın örgütleri ve kurumlarının bir araya gelerek mücadelelerini sürdürmesi gerektiğinin altını çizen Fazilet Taştan Arselim, şu çağrıyı yaptı: “Sahaya çıktığımızda kadınların üzgün olduğunu gördük. Çünkü ellerinde olan bir hakkın yeniden tartışılması ve buna ilişkin kararların alınması, içinde oldukları şiddet döngüsünden çıkmalarını daha da zorlaştıracaktır. Kadınlar açısından mevcut yasalar tam anlamıyla uygulansaydı bu konu tartışmaya açılmayacaktı. Bu anlamda var olan kazanımlar için elimizden geleni yapacağız. Kadın örgütleri olarak bu kararın gerekçesini çok iyi incelememiz gerekiyor. Bu durum kesinlikle kabul edilemez. Ortak çalışmalar yürütülmeli, tepkiler ve eylemler sürdürülmelidir. Meclis gündeminde son süreçlerde yer alan 12’nci Yargı Paketi kapsamında kadınların haklarını törpüleyecek yasal düzenlemelerin yapılması ihtimaline karşı ciddi bir izleme yapılması gerekiyor. Bu tür kararlarla ilgili yürütülecek çalışmalara kadın örgütleri muhakkak dahil edilmelidir.”