Cezaevi önünden seslendiler: Sayın Öcalan’ın umut hakkını tanıyın

  • 15:39 7 Mart 2025
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Dünya Kadınlar Günü kapsamında cezaevlerinin önünde seslenen kadınlar, “Barış sürecinin önündeki engellerin kaldırılması için Sayın Abdullah Öcalan’a bir an önce umut hakkı tanınmalı ve özgür çalışma koşulları sağlanmalıdır” mesajı verdi. 
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında birçok kentte eylem ve etkinlikler sürerken, kadınlar, cezaevi önlerinde basın açıklaması gerçekleştirdi.  
 
Wan
 
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) ve Tevgera Jinên Azad (TJA) Van Cezaevi Kampüsünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Yapılan açıklamaya Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il, ilçe örgütleri, Barış Anneleri ve birçok kişi katıldı. Açıklamada “Özgürleşen kadınla özgür topluma” pankartı açılırken “Jin jîyan azadî” ve “Bijî berxwedana zindanan” sloganları atıldı. Basın metnini Tûşba Belediye Meclis üyesi Mizgin Arvas okudu.
 
‘Sayın Abdullah Öcalan’a bir an önce umut hakkı tanınmalı’ 
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısı, halklara ve özellikle kadınlara umut olduğunu belirten Mizgin Arvas, “Bu çağrı yalnızca Kürt halkı için değil, tüm halklar ve kadınlar için büyük bir anlam taşımaktadır. Kadın özgürlüğü temelinde demokratik bir toplumu inşa etmek, bu çağrının gereğidir. Barış sürecinin önündeki engellerin kaldırılması için Sayın Abdullah Öcalan’a bir an önce umut hakkı tanınmalı ve özgür çalışma koşulları sağlanmalıdır. Kadınların ve halkların tüm kimlikleriyle özgürce yaşayabileceği, haklarını savunabileceği bir toplumun inşası, tecridin son bulmasıyla mümkündür” dedi.
 
‘Tecrit politikalarına son verilmeli’ 
 
Cezaevlerindeki kadınlara yönelik baskılar yalnızca fiziksel ve hukuki hak ihlalleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Mizgin Arvas aynı zamanda psikolojik şiddet, yalnızlaştırma politikaları ve toplumsal hafızadan silinme çabalarıyla kadın tutsaklar sistematik bir saldırı altında olduğuna dikkat çekti. Mizgin Arvas, “Kadın özgürlük mücadelesini büyütmek ve demokratik bir toplumu inşa etmek için, cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Toplumsal adaletin sağlanması ve eşit, özgür bir yaşamın inşası ancak kadınların örgütlü mücadelesiyle mümkündür. Kürt kadın hareketi olarak, barış ve özgürlük temelinde yürüttüğümüz mücadelede, kadınların politik temsiliyetini, eşit yurttaşlık hakkını ve toplumun her alanında aktif özne olmalarını savunuyoruz” diye belirtti. 
 
‘Yaşam  koşulları sağlanmalı’
 
Cezaevlerinde tutsak edilen kadınların seslerinin asla susturulamayacağını dile getiren Mizgin Arvas, “Ayrıca, hasta tutsakların cezaevlerinde tutulması insan haklarına aykırı ve kabul edilemez bir durumdur. Cezaevlerinde sağlık hakkı, en temel insan haklarından biridir. Ancak kadın tutsaklar bu hakka erişememekte, tedavi edilmemekte ve ölüme terk edilmektedir. Hasta tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır. Tecrit politikalarına son verilmeli, kadın tutsakların insanca yaşam koşullarına erişimi sağlanmalıdır” şeklinde konuştu.
 
Açıklama, “Bijî berxwedana zindanan” sloganları ile son buldu.
 
 
İstanbul
 
Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAYDER), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla "Özgürleşen kadınla özgür topluma" şiarıyla Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda kadının katılım sağladığı açıklamada, "Özgürleşen Kadınla Özgür Topluma, Jin Jiyan Azadî" yazılı pankart açıldı. Açıklama, alkışlar eşliğinde başladı. Açıklamada, "Jin jiyan azadi", "Yaşasın 8 Mart", "Kadın, yaşam özgürlük " sloganları atıldı.
 
Burada konuşan Barış Annesi Sabiha Bozan, 8 Mart'ı kutlayarak sözlerine başladı. Kadın tutsakların çok zor koşullarda olduğunu belirten Sabiha Bozan, "Kadınlar her yerde eziliyor. İşyerlerinde önce erkeklere önem veriliyor. Kadınlar 2'nci sırada görülüyor. Ancak biz eşitlik diyoruz, eşitlik istiyoruz. Bu yıl barış için bir çağrı yapıldı. Biz de inanıyoruz bu barış olacak ve bütün kadınlar serbest bırakılacaktır. 'Jin jiyan azadî'" dedi.
 
Sokaklara çağrı
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu ise tutsak siyasetçiler Figen Yüksekdağ, Leyla Güven'e ve diğer bütün kadınlara selam söyledi. Bu yılın "özgürlük" yılı olacağını vurgulayan Çiçek Otlu, "Bu yılın özgürlük yılı olmasını istiyoruz. Çünkü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Barış ve Demokratik Toplum çağrısı yaptı. Kadınların özgür olacağı bir yıldayız. Bu çağrı ülkede artık Kürt kadınlarına yönelik sömürge politikasının son bulmasıdır. Rojin Kabaiş'in şüpheli şekilde ölmemesidir, kıyımların yok olmamasıdır. Artık kadınlara özgürlük istiyoruz. O yüzden bütün kadınları 8 Mart'ta sokaklara çağırıyoruz. Burada Halkların Demokratik Kongresi (HDK) üyesi kadınlar geçen tutuklandı. Sosyalistler tutuklandı, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanımız Deniz Aktaş tutuklandı. Burada kadınlara çıplak aramalar yapıldı. Bunları kabul etmiyoruz. Asla erkek devlet şiddetini kabul etmeyeceğiz, reddediyoruz. Barış ve Demokratik Toplum çağrısı sadece Kürtlere yönelik değildir, tüm dünyayadır. O yüzden 'Jin jiyan azadî' sloganını atmak için herkesi sokağa çağırıyoruz" ifadelerini kullandı.
 
'Çağrı umut oldu'
 
Ardından açıklamayı okuyan MATUHAYDER Eşbaşkanı Dilek Sönmez Demir, 27 Şubat'taki Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısının halkalara ve kadınlara umut olduğunu söyledi. Dilek Sönmez Demir, "Bu çağrı yalnızca Kürt halkı için değil, tüm halklar ve kadınlar için büyük bir anlam taşımaktadır. Kadın özgürlüğü temelinde demokratik bir toplumu inşa etmek, bu çağrının gereğidir. Barış sürecinin önündeki engellerin kaldırılması için Sayın Abdullah Öcalan’a bir an önce umut hakkı tanınmalı ve özgür çalışma koşulları sağlanmalıdır. Kadınların ve halkların tüm kimlikleriyle özgürce yaşayabileceği, haklarını savunabileceği bir toplumun inşası, tecridin son bulmasıyla mümkündür" diye belirtti.