‘2025 yılı zafer ve özgürlük yılı olacak’

  • 09:05 7 Mart 2025
  • Güncel
Elfazi Toral
 
İSTANBUL - “İsyanımızla güçleniyor, özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla 8 Mart’ı mücadeleyle karşılayacaklarını belirten Emekçi Kadınlar’dan Delal Erol, “İktidara sesleniyoruz: 2025, aile yılı değil; kadınların zafer ve özgürlük yılı olacak. Eşit ve özgür yaşayacağımız bir dünyayı mücadelemizle kuracağız” dedi.
 
Kadınlar yüzyıllardır, özgür bir yaşam için direniyor. İktidarların, baskı ve sömürü düzenine karşı alanlarda eylemlerini büyüterek, özgürlüğe her geçen gün biraz daha yaklaşan kadınlar, erkek egemen zihniyete karşı direnişini dünyanın dört bir yanında sürdürüyor. Kadınların direnişinin en yoğun olduğu ve bu direnişe karşı baskıların da en fazla olduğu ülkelerden biri Türkiye. AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana kadın kazanımlarına karşı hayata geçirdiği politikalara her gün bir yenisi ekleniyor. Son olarak AKP’nin 2025 yılını “Aile Yılı” ilan etmesi ardından kadınlar 8 Mart’a doğru giderken, “2025 yılı aile yılı değil, zafer ve özgürlük yılı” olacağının mesajını veriyor. 
 
“İsyanımızla güçleniyor, özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla alanlarda olacaklarını söyleyen Emekçi Kadınlar’dan Delal Erol, 8 Mart’ın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Ailenin korunması, kadınların korunması anlamına gelmiyor’
 
Son yıllarda kadınlara yönelik saldırıların giderek arttığını söyleyen Delal Erol, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine dikkat çekerek 6284 yasasının ise tartışmalar arasında olduğunu vurguladı. Delal Erol, “Devam eden süreçte kadınların nafaka hakkının gündeme getirilmesi, bedenlerimize yönelik kürtaj hakkına baskı unsuru olarak tartışmaya açılması ve dönem dönem kız okulları projeleri, topluma bir fikir olarak salınmak isteniyor. Bir bütün olarak kadınların yaşamlarına dinci ve faşist iktidar tarafından yapılan saldırılar, geldiği son aşamalar, biz kadınları şaşırtmayacak düzeyde Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın ağzından döküldü. Bir açıklama ile 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan ettiklerini söylediler. Bu ilanın altında da ailenin güçlendirilmesi, korunması ve gelecek nesillere bir miras olarak aktarabilmesi için çeşitli politikalar yürüteceklerini söylediler. Aslında ‘Aile Yılı’ ilan edilmesinin altında aileyi koruyan aileyi güçlendiren aklın kendisi aynı zaman da devletin korunması ve güçlenmesi anlamına geliyor. Çünkü devlet ve aile arasında sıkı sıkıya bir bağ var.  Ailenin korunmasının, kadınların korunması anlamına gelmediğini biliyoruz” dedi.
 
‘Aile içi istismar örtbas ediliyor’
 
2024 yılı kadına yönelik şiddet verilerindeki artışı, “kadın kırımı” olarak değerlendiren Delal Erol, 2025’in ilk iki ayında ise en az 58 kadının, erkekler tarafından katledildiğini belirtti. Kadına yönelik şiddete artışın söz konusu olduğunu kaydeden Delal Erol, “İktidar, ‘Aile Yılı’ ilan ederken, şunu çok iyi biliyor; kadınlar en çok aile içinde katlediliyor. Kadınlar en çok boşanma aşamasında oldukları erkekler tarafından katlediliyor. O kutsal ailelerin içerisinde çocuk istismarı da giderek yaygınlaşmaya başladı ve yine aile içerisinde örtbas ediliyor. Ailenin korunması demek, devletin bekası ve devamlılığı anlamına geliyor. Bu organik ilişkiyi şöyle ifade edebiliriz; Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında, nüfustaki düşünün, devletin devamlılığı için bir tehdit oluşturacak düzeyde olduğunu söyledi. Çünkü hali hazırda uzun tarihli iç savaş içerisinde nüfus düşüşü, devleti güçsüzleştiriyor. Nüfusun artması için de kadın bedeni üzerinden tahakküm geliştirmeyi planlıyor. Tam da bu yüzden ekranlara çıkıp ‘en az üç çocuk yapın’ diyor” ifadelerini kullandı. 
 
‘Kapitalist sistem emekçilere krizi yoksulluğu ve açlığı dayatıyor’
 
Delal Erol, devamında şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dikkat çeken bir konuşmasında da gençleri, evliliğe teşvik etmek noktasında adımlar atılacağı belirtilmişti. Genç yaşta evliliklere yönelik teşviki artırabilmek için maddi anlamda yardım paketlerinde bulunduğunu görüyoruz. Çünkü gençlerin evlenmeye yanaşmadığını söylüyorlar. Peki, gençler neden aile kurumunu kurmak istemiyor? Çünkü bugün yaşadığımız koşullarda, kapitalist sistem, artık işçilere, emekçilere krizi, açlığı ve yoksulluğu dayatıyor. İnsanlar, bırakın yeni bir aile kurmayı, eşit ve özgür yaşayabilecekleri haneleri oluşturmayı bile düşünemezken, önümüzdeki ayı geçindirme telaşı içinde oluyor. 
 
Böyle bir yoksulluk altında, gençlerin büyük bir kısmı üniversite okusa dahi insanlık dışı koşullarda çalışmaya mecbur olduğunu bildiğinden, çarşıdan iki kilo meyve veya sebzenin hesabını yapacak durumda olduğundan ya da kirasını ödeyemediği için intihara sürüklendiğinden, yeni bir aile kurmaya hevesli değiller. Onlar, her sabah uyandıklarında bu sömürü ve şiddet çarkları arasında yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor. Bu anlamda, ne bakanlık koordinasyonundaki yardım paketleri ne de LGBT+ bireylere yönelik düşmanca saldırılarla aile kurumunun kutsanması, toplumda ezilen cinslerin ve kimliklerin düşman haline getirilmesi gerçeğini değiştirmiyor. Bugün, ‘kutsal aile’ adı altında kadın emeğinin sömürüsü ve kadına yönelik şiddet en yüksek seviyede yaşanırken, bu düzeni kurtarmak mümkün olmayacaktır. Bugün gençlere sunulan 150 bin TL’lik yardım paketi de bu toplumu kurtarmaya yetmeyecektir.”
 
‘Aileye değil, dayatılana karşıyız’
 
AKP iktidarının yaratmak istediği aile yapısını kabul etmeyeceklerini hatırlatan Delal Erol, şöyle konuştu: “Siyasal iktidar kutsal aileyi överken, biz kadınlar bu ailelere hapsedilmeyeceğimizi söylüyoruz. Ancak bunu kriminalize etmeye çalışan bir dinci akıl söz konusu. Biz aileye karşı değiliz, bugün bize dayatılan, emeğimizi sömüren, bizi kamusal alandan uzaklaştıran ve dört duvar arasına hapsetmek isteyen kutsal aile anlayışına karşıyız. Yoksa elbette ki eşit ve özgür birlikteliklere dayanan, kadınların kendi talepleriyle ve varlıklarıyla yer bulabilecekleri bir aile yapısını savunuyoruz.
 
2025 zafer ve özgürlük yılı olacak
 
Devlet, erkekliği yeniden üreten bir zor aygıtı olarak şiddet yoluyla kadınlara saldırırken, biz gerçekten özgür yaşayabileceğimiz bir aile yapısıyla devam etmek istiyoruz. O yüzden bizim şu an karşı olduğumuz şey, iktidarın kriminalize etmeye çalıştığı ‘Bu kadınlar aile yapısına karşı, aileye savaş açmışlar’ söylemi değil. Bizim karşı çıktığımız, her gün kadınların şiddete uğradığı aile düzenidir. Bizim karşı çıktığımız, kadınların erken yaşta zorla evlendirildiği ya da özgür birlikteliklere dayanmayan aile yapıları içinde şiddete maruz kaldıkları gerçeğidir. En çok eşleri tarafından öldürüldükleri bu aile düzenine karşıyız. Bir ailede yalnızca ‘eş’ sıfatıyla var olmaya mecbur bırakıldığımız bu yaşama karşıyız. Biz, hayatın içinde sadece eş olarak değil, kamusal alanda başat birer özne olarak var olmak istiyoruz. Siyasal iktidar 2025’i ‘Aile Yılı’ ilan etti, ancak biz bir kez daha söylüyoruz: 2025, aile yılı değil; kadınların zafer ve özgürlük yılı olacak!”
 
‘İsyanımızla güçleniyor özgürlüğe yürüyoruz’
 
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde “2025 yılı Aile Yılı” ve “kutsal aile” anlayışına karşı alanlarda olacaklarını vurgulayan Delal Erol, “Bugüne kadar bize verilen hiçbir hak, hiçbir yasa ve kadınlar lehine olan hiçbir gelişme siyasal iktidarlar tarafından bahşedilmedi. Dünyanın neresinde olursak olalım, bu kazanımların her birini sokakta, militan mücadeleyle biz kadınlar kazandık. Ve mücadele ile elde ettiğimiz haklar bir bir elimizden alınırken, hem savunma pozisyonunda kalarak mevcut haklarımızı korumaya yönelik mücadele edeceğiz hem de bugünün politikasıyla sınırlı kalmadan her zaman geleceğin düşünü büyüten biz kadınlar olacağız.
 
İşçi kadınların katledildiğini unutmayacağız
 
Eşit ve özgür yaşayacağımız, şiddete uğramayacağımız, açlıkla boğuşmayacağımız bir dünyayı mücadelemizle kuracağız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne doğru ilerlerken, 8 Mart 1857’de New York’ta dokuma işçisi kadınların fabrikaya kilitlenerek katledildiğini unutmayacağız. Bunu yapan sermaye egemenliğiydi. Aynı sermaye egemenliği, aradan geçen on yıllara rağmen toplumun ezilen tüm kesimlerine yönelik saldırılarını katmerleyerek sürdürüyor.
 
8 Mart’ta rıhtımda buluşuyoruz
 
Bugün kadınlar, bu insanlık dışı koşullara karşı bulundukları her alanı bir eylem alanına çevirmeye devam ediyor. Kadınların, dünyanın her yerinde çeşitli taleplerle mücadelenin ve kavganın en ön saflarında yer aldığını görüyoruz. Biz gücümüzü birlikte sürdürdüğümüz bu mücadeleden alıyoruz. Erkek egemen sömürü düzenine karşı hep birlikte mücadeleyi yükseltmeye ve tüm kadınları bu mücadeleye katılmaya davet ediyoruz. 8 Mart Kadın Platformu’nun çağrısıyla İstanbul’da büyük bir kadın buluşması gerçekleştireceğiz. 8 Mart Cumartesi günü Kadıköy Rıhtım’da buluşuyoruz! ‘Sömürüye, baskıya, Aile Yılı yalanına karşı isyanımızla güçleniyor, özgürlüğe yürüyoruz’ şiarıyla mücadelemizi büyüteceğiz” diyerek tüm kadınları 8 Mart’ta alanlara çıkmaya çağırdı.