8 Mart ile Özgür ve Demokratik Topluma (12)

  • 09:02 3 Mart 2026
  • Dosya
Emeğin sömürüldüğü yer: Tarla
 
MERSİN - Mersin’de maydanoz tarlasında çalışan kadınlar, “kebale” sistemi ve çavuşluk düzeniyle güvencesiz, kayıt dışı ve düşük ücret kıskacında çalıştırılıyor; sel uyarısı yapılan günlerde bile “gelmediğimiz gün gelirimiz yok” diyerek tarlaya gitmek zorunda bırakılıyor.
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne giderken, kadınların yaşamını ayakta tutan emek bir kez daha görünür oluyor. Ev içi emeğin yanı sıra tarımda, tarlada, yevmiyede çalışan kadınlar; güvencesizlik, kayıt dışılık ve düşük ücret kıskacında, çoğu zaman en ağır koşullarda üretimi sürdürmek zorunda kalıyor. Sel uyarısının yapıldığı günlerde dahi işe gitmek zorunda kalan kadın işçiler, “Gelmediğimiz gün gelirimiz yok” diyerek geçim baskısını anlatıyor. 
 
Dosyamızın bu bölümünde Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Karacailyas Mahallesi’nde maydanoz toplayan kadın işçilerin çalışma koşullarını, “kebale” sistemiyle ücretlendirmeyi, çavuşluk düzenini ve kadın emeğinin nasıl sömürüldüğünü sahadan aktarıyoruz.
 
Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Karacailyas Mahallesi'nde maydanoz toplayan kadın işçilerin, sel uyarısının yapıldığı günde dahi çalıştırılması, sektörün işçilerin yaşam koşullarını ve güvenliğini gözetmediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yağmur altında, çamur içinde sipariş yetiştirmeye çalışan kadınların maaşı sabit değil. İşçilerin “kebale” olarak adlandırdığı sisteme göre ücretlendirme yapılıyor, yani toplanan maydanoz çuvalı başına ödeme alıyorlar. Bir çuvalda yaklaşık 100 demet maydanoz bulunuyor. İşçiler hava koşullarının el verdiği saatte dahi emeklerinin karşılığını alamıyorken, yağmurlu günde çalışma şartları daha da zorlaşıyor. İşçiler için yağışlı ve olumsuz hava koşulları, çalışma şartlarını daha da ağırlaştırıyor.
 
‘Çamurun içinde maydanoz biçmek zor’
 
Çocuk yaşta çalıştırılmaya başlanan Rojda Çiçekçi, iki yıldır tarlada maydanoz işine geldiğini söylüyor. Her sabah saat 06.00’da uyanan Rojda Çiçekçi, hava soğuk olduğunda ateş yaktıklarını, biraz ısındıktan sonra maydanoz toplamaya başladıklarını belirtiyor. Topladıkları maydanozları bir çuvala doldurduklarını kaydeden Rojda Çiçekçi, çuval başına ücret aldıklarını ifade ediyor. Rojda Çiçekçi, “Ne kadar çuval biçersek o kadar para alıyoruz. Kışın yağmur yağdığı zaman çok zorlanıyoruz. Yazında havanın sıcak olması bizi zorluyor. Bugün evden geldiğimizden beridir yağmur üstümüze yağıyor. Çamurun içinde maydanoz biçmek zor oluyor. Hem oturarak hem ayakta yağmurluk bize yapışıyor; bu durumda ağırlaşıyoruz. Biçtikten sonra da çuvallar su çekiyor, daha çok ağırlaşıyor” sözleriyle yaşadıklarını anlatıyor. 
 
'Patronlar yağmurluğun bile lafını ediyor'
 
Tarlada çalışmanın zorlayıcı olduğunu belirten Rojda Çiçekçi şöyle devam ediyor: “Güvencemiz olsun isterdim. Geçen hafta da yağmur yağıyordu. Yağmurluk patrondan geliyor. Ama bu yağmurluğu isteyince gelip bize ‘Niye yırttınız’ gibisinden sitem edebiliyor. Bir şey söyleyemiyoruz, sitem edemiyoruz; üstüne azar işitiyoruz. Yağmurlu günlerde işin olmamasını isterdim. Emeğinin karşılığını alamayanlar var. Bizden daha kötü şartlarda çalışanlar da var. Biraz bize de söz hakkı verilsin isterdik.”
 
'Koruculuğu kabul etmeyip Mersin’e göç ettiler'
 
30 yıl önce Amed’den devletin koruculuk dayatmasına karşı köylerinden Mersin’e göç ettiklerini belirten Ezifer Güler, “Köyümüzü yıktılar. Buraya geldik; 24 yıldır bu işi yapıyorum. Çok büyük zorluk çekiyoruz. Çamurun içindeyiz, yazın mevsimlik işçi olarak farklı şehirlere gidiyoruz. Orada da çadırda kalıyoruz. İki çocuğum var; onlar da benimle bu işte büyüdüler. Onlar da şu an benimle bu çamurun içinde bu zorluğu çekiyor” diye ekliyor. 
 
 
‘Köyümüz yıkılmadan önce kendi işimizi yapıyorduk’
 
Köylerinde tarlada kendi işlerini yaptıklarını dile getiren Ezifer Güler, koyun beslediklerini de sözlerine ekleyerek şunları aktarıyor: “Bizi köyümüzden çıkardılar. Bu yüzden milletin işini yapmak zorunda kalıyoruz. Köyümüzde ekonomik olarak bir sorunumuz yoktu. Emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Sabah 04.30, 05.00  gibi kalkıyoruz. Sürekli tarladayız. Çalışma saatimiz değişiyor. Bazen akşama kadar, bazen öğlene kadar çalışıyoruz.” 
 
Ezifer Güler, bir gün evde kalsalar o gün için para alamadıklarını belirtiyor. Köylerine dönmek istediklerini dile getiren Ezifer Güler, “Orada kendi işimizi yapmak istiyoruz. Milletin işinde çalışmak istemiyoruz” diyor. 
 
‘Kazandığımız parada ilaçlara gidiyor’
 
“Sigortamız yok” diyen Ezifer Güler, devletten güvence istediklerini belirtiyor. Yağmurun altında çalıştıkları için hasta olduklarını dile getiren Ezifer Güler, hastaneye gittiklerinde sigortaları olmadığı için burada kazandıkları paranın neredeyse çoğunu ilaçlara verdiklerini söylüyor.
 
‘Yağmurda olsa doluda olsa mecburen çalışıyoruz’
 
İsmini paylaşmak istemeyen bir başka kadın ise 9 senedir maydanoz işinde çalıştığını ifade ederek, “Sabah 05.00’ten akşam 17.00, 18.00’e kadar çalışıyoruz. Yağmur da, dolu da olsa, buz da olsa yine mecburen çalışmaya geliyoruz. Emeğimizin karşılığını almıyoruz. En azından yağmurlu günlerde çalışmasak daha güzel olurdu. Sigortamız yok, olsa iyi olurdu. Asgari ücretten daha fazla almamız gerekiyor” diyor.
 
‘Bu yağmurun altında zor çalışıyoruz’
 
Beş ay önce Amed’den Mersin’e çalışmak için geldiğini kaydeden Enise Güler de şu sözleri kullanıyor: “Orada geçimimizi sağlayamıyorduk. İş yoktu, bu yüzden buraya geldik. Dört, beş senedir zaten mevsimlik işçi olarak buraya çalışmaya geliyorduk; şimdi yerleştik. Saat beşte kalkıp işe geliyoruz. Çalışmazsak geçimimizi sağlayamayız. Çamurun altında zor oluyor. Bu yağmurun altında çalışamıyoruz. Çuvalları çekemiyoruz. Eve gidene kadar sırılsıklam oluyoruz. Eve gittiğimizde de yemek yapıyoruz. İki küçük çocuğum evde. Evde de çalışıyorum. Ben, eşim ve oğlum tarlaya gelip çalışıyoruz. Ama eve gittiğimde sadece ben bütün işleri yapıyorum. Altı çocuğum var; eve gidiyorum, ekmek yapıyorum, bu çamurlu kıyafetleri temizliyorum.”