Kürt Halk Önderi komisyon raporunu değerlendirdi

  • 16:58 2 Mart 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ – Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, komisyon raporunu “kapı aralayan bir adım” olarak değerlendirerek, sürecin başarıya ulaşması için demokratik siyaset ve hukuki güvencelerin hayata geçirilmesini istedi. 
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Meclis'te oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu değerlendirdi. 
 
Kürt Halk Önderi’nin rapora ilişkin değerlendirmeleri şu şekilde: 
 
“TBMM ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ dün itibariyle raporunu yayınladı. Raporun yayınlanmasıyla birlikte ülke ve bölge gündemine oturması, siyasal açıdan ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
 
Bu rapor, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ortaya koyduğu iradeyle Sayın Bahçeli'nin çağrısına benim cevap olmamla İmralı'da başlayan diyalog sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İlgili tüm tarafların bu gerçekliği teslim ederek, raporun gerektirdiği yasal, kurumsal pratik süreci başlatması, silahın kesin olarak gündemimizden çıkmasını garanti edecektir. Raporun çıkarılması için çalışan hem partilerin ve hitap ettikleri kitlelerin siyasal beklentisine hem de bu sürecin ilerlemesi için canla başla çalışan, emek veren herkese hem de barış süreci için çalışırken vefat eden değerli yoldaşımız Sırrı Süreyya Önder'in emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.
 
İmralı’da yürüttüğümüz diyalog süreci ciddi bir mücadeledir. Geleceğimizi kurtarmak isteyen herkesin yoğun emekleriyle sürdürülmektedir. Aynı şekilde Komisyon'un değerli üyeleri de oy hesabı yapmadan, bu süreci parlamentonun çözümüne sunmuşlardır. Dolayısıyla ortaya çıkan raporu, şimdiye kadar Meclis komisyonlarının çıkardıkları raporlara benzetmek, atılan adımın tarihsel önemini idrak etmemek demektir. Onlarca yılı kapsayan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir sonucu olarak rapora yaklaşmak en doğrusudur.
 
Rapor demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bütün siyasal çevreleri ayakları yere basan politikalar üretmeye zorlayacaktır. Gerçeklikten kopuk, dar siyasi gündemlere sıkışıp kalmış çevrelerin ucuz siyaset yapma zeminlerini ellerinden almıştır. Rapora karşı çıkan siyasi partilerin gerçek gündem yerine kendi dar bakış açılarında ısrar etmesi, en çok sosyalist çevreleri zorlayacaktır. Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği görev ve sorumlulukla hatalarından dönmeleri her açıdan önemlidir.
 
Doğru yaklaşımı tutturmak
 
Bu raporla sorunların tümden çözüldüğü/çözüleceği yanılgısına da dikkat çekmek gerekir. Bu bir başlangıçtır. Türkiye'nin demokratikleşmesi, demokrasi ikliminin merkeze, yerele ve tüm çevrelere yayılması ve daha sayısız birikmiş sorunlara bir raporla cevap olunamayacağı açıktır.
 
Ancak rapor önemli bir başlangıçtır. Sonuç alıcı hale gelmesi, gereklerinin pratikte gerçekleşmesi yine mücadeleye bağlı olacaktır. Rapor parlamentonun gündeminde de uzun süre kalabilir, çeşitli çevreler diyalog sürecini sabote etmek için bu süreçten yararlanabilir. Bütün bunlar bizler için şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak eskisi gibi böylesi provokasyon ve saldırılara karşı kırılgan bir durumda değiliz. Doğru bir yaklaşımla böylesi hamleleri de atlatabiliriz.
 
Demokratik bir mücadele ve diyalogla hayata geçirilecek olan kavram ve kurumlar, cumhuriyetin nasıl demokratikleştirileceğine dair de bir yol haritası sunmaktadır. Bu nirengi noktasıdır. Örgütün sürecin ruhuna uygun adımlar atması, içinde bulunduğumuz tarihi anın gereğidir. Demokratik inşa silahla, çatışmayla değil, diyalogla, karşılıklı birbirini anlamayla gerçekleşecektir. Hukuki güvence olduğu müddetçe, hiçbir kesim şiddete, silaha, çatışmaya meyletmez; meyletmesi durumunda da tecrit olmaktan kurtulamaz.
 
Artık ülke gündemini silahın değil, siyasetin belirleyeceği bir dönem başlamış olacaktır. Hukuki güvenceyi sağlayacak olan da demokratik bilinçtir, zihindir. Yürekle, bilinçle sürece sahip çıkılmadıktan sonra, hangi hukuk maddesi kimi koruyabilir? Hukuki güvencenin sağlanması önemli bir adımdır. Süreci başarıya götürecek olan demokratik siyaset çalışmalarıdır.
 
Kardeşlik vurgusu
 
Raporda dikkat çeken bir husus da Kürt-Türk kardeşliğine, kaderdaşlığına yapılan vurgudur. Geçen yüzyılda tarifsiz acılar yaşandı. Sonuçta ilk kez resmi bir raporda Kürt-Türk kardeşliğine vurgu yapılması, önemli bir adımdır. Bundan sonra siyasetin temel uğraşı, hukuki düzenlemelerin de yapılmasına yönelik olacaktır.
 
Eğer siyaset gereği gibi yürütülmezse, bu adımın da diğerleri gibi sönümlemesi, hiçbir kurumsal gerçekliğe dönüşmeden, demokratik toplumun yararına bir gelişme yaratamadan gündemden düşmesi kaçınılmazdır, Demokratik mücadele, demokratik bilinç olmadan, istenilen tarzda bir anayasa çıksa bile bir anlam ifade etmez.
 
Yine bir norm-dışı güç ortaya çıkacak, anayasayı rafa kaldırıp kendi yasalarını topluma dayatacaktır. Siyasetin gücü silahın gücünden çok daha sonuç alıcıdır. Silah yeni sorunlara yol açarken, siyaset, sorunları çözmeyi esas alır. Ancak siyaset de sonuçta ‘mümkün olanın sanatıdır’ ve mümkün olanı sağlayacak olan da demokratik mücadeledir. Sürece siyasetin yön vermesi için eskisinden daha fazla emek, sorumluluk ve mücadele gerekecektir.
 
Tekrarlıyorum; bu bir sonuç değil, bir kapı aralamadır. Tarihsel kardeşliğe geri dönülmüştür. Cumhuriyetin kuruluşunda Kürtlerin rolü az değildir. Ancak bu emeğine, çabasına sahip çıkmayan Kürt önderleri, zayıf bir örgütlülükle ve tepkisel isyanlarla durumu kurtarmaya çalışmışlardır. Kürt liderleri, başarısız girişimlerle kendi sonlarını getirmekten, kurtulamamışlardır.
 
Rapor İçeriği demokrasiye açıktır. Bu da başlangıç için umutlu olmamızı sağlayan en önemli etkendir. Bu sözleşmenin akamete uğramaması demokrasi güçlerinin elindedir. Parlamentonun büyük bir çoğunluğunun bu sözleşmeyi imzalamış olması, konsensusun ne kadar geniş olduğunu göstermektedir.’
 
 
Hiç kimsenin rehavete kapılma lüksü yoktur. Asıl mücadele şimdi başlamaktadır. Zor, ama başarının imkân dahilinde olduğu bir sürece girmiş bulunuyoruz. Son bir yılda yürütülen diyalog sürecinin bir sonucudur bu. Ancak son yüzyıldaki yaraların sarılması için bu ilk adım sadece bir yol haritası sunmaktadır.
 
Tarihten ders çıkartılıp, en küçük bir adıma bile sahip çıkılması doğru siyasal tavırdır. Barış ve demokrasinin topluma mal edilmesi, ona uygun düşünce ve zeminin oluşturulmasıyla mümkün olacaktır. Yeni sürece uygun çalışmalar için daha fazla bekleme şansımız yoktur. Rapor bunun yolunu açıyor. Bu bir imkandır ve sonuna kadar yararlanılmalıdır.
 
19 Şubat 2026 / İmralı
 
Abdullah Öcalan.”