Qamişlo sınırından seslendi: Selam olsun Rojava’ya

  • 13:21 20 Ocak 2026
  • Siyaset
MÊRDÎN - Qamişlo sınırında yapılan Grup Toplantısı’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Rojava demek, farklı halkların ve inançların demokratik bir zeminde mücadele yürütmesi demektir. Selam olsun Rojava’ya” dedi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Toplantısı, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar, Keskin Bayındır, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve on binlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantı, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar nedeniyle Nusaybin’de düzenlendi. 
 
Toplantıda ilk konuşan Tülay Hatimoğulları, “Bizler DEM Parti olarak normal şartlarda grubumuzu TBMM’de yapmalıydık. Ancak şu anda olağanüstü koşullardan geçiyoruz. Şu an Nusaybin’de sınırın sıfır noktasındayız. Sınırın birkaç adım ötesinde Qamişlo’da Kürt kardeşlerimiz şiddetli bir savaş tehlikesi altında. Rojava’da şiddetli bir savaş ve çatışma devam ediyor. 10 Mart Mutabakatı ile ilgili görüşmeler devam ederken, Suriye’de Geçici Şam Yönetimi ve SDG arasında görüşmeler sürerken birden masayı devirip savaş ve çatışmanın önü açıldı. Halep’te öncelikle Şêxmaqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde Kürt halkına yönelik amansız bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan HTŞ güçlerini kınıyoruz. Savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz.
 
İşgal harekatı başlatılmış durumda 
 
Onunla da yetinmediler. Önce Fırat’ın batısı, şimdi de Fırat’ın doğusuna, yani Rojava topraklarına bir işgal harekâtı başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yalan yanlış bilgileri başta Türkiye’de yandaş medya, havuz medya, AKP-MHP iktidarının sözcüleri Suriye’deki gelişmeler hakkında Türkiye ve dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışıyorlar. Ve diyorlar ki Rojava’daki yönetim 10 Mart Mutabakatı’na uymadı. Külliyen yalan. 10 Mart Mutabakatı’na uymayan HTŞ’nin kendisidir, Şara yönetimidir. Bugün orada sivil halkımız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğu Şara yönetimindedir, HTŞ’dedir, IŞİD’dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir.
 
Neyi neyden temizliyorsunuz? 
 
Bugün Türkiye’de Suriye’deki operasyon devam ederken Cumhur İttifakı’nın sözcülerinin yaptığı açıklamalara bakılacak olursa sanki savaşı ve çatışmayı Türkiye’den yönetiyorlarmış gibi açıklama yapıyorlar. Bir yandan Türkiye’de Kürt’e ‘kardeşim’ diyecek, ‘iç barışı tesis edeceğim’ diyecek, öte yandan oradaki operasyonları yönetecekler. Bakın sadece bu değil. Onların ideolojik olarak burada akrabaları olan Furkan Günleri düzenleyenler ve bunların sözcüsü basın yayın organları neyi öne çıkardı biliyor musunuz?
 
‘Temizlik hareketi başlamalı’ diyorlar Rojava’da. Temizlik! Neyi, neyden temizliyorsunuz? Rojava toprağını Kürt’ten mi temizlemeye çalışıyorsunuz? Ve buna Furkan Günleri’nde verilen fetvalar olarak ortaya koyuyorsunuz. Hak ve batıl diyorsunuz. Ey batılı kıblesi olarak gören iktidar ve yandaşları, demokrasi istemek, savaş karşıtı olmak, kadın özgürlüğünü istemek, anadilde eğitim hakkını istemek batıl mıdır? Karar verin.
 
Batıl olan nedir biliyor musunuz? Batıl olan Türkiye’de Kürt’e ‘kardeşim’ deyip gerçek kardeşliği görmemektir. Batıl olan HTŞ ile el tutuşmaktır. Batıl olan paramiliter güçleri ve çeteleri örgütleyip, eğitip, donatıp onları Suriye topraklarında Alevi canlarımızı, Dürzi kardeşlerimizi, Kürt kardeşlerimizi katlettirmektir. Onun önünü açmaktır. Batıl olan sizsiniz, sizsiniz, sizsiniz.
 
Asıl darbeyi kim yapıyor?
 
Hükümetin Sözcüsü Ömer Çelik konuşma yapıyor ve diyor ki: ‘SDG sürece darbe yapmak istiyor.’ Burada asıl darbeyi kim yapıyor biliyor musunuz? HTŞ ile el tutuşanlar, oradaki güçleri destekleyenler ve bu savaşa onay verenler, göz yumanlar, destekleyenler, sınırlarını ardına kadar bu çete güçlerine açanlar bu süreci esas olarak sabote edenlerdir. HTŞ sözcülüğü yapıyorsunuz Türkiye’de.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki, ‘Haklıyken haksız yere düşmeyecek şekilde bir cerrahi hassasiyetle Suriye hükümeti operasyonlarını yürütüyor.’ Buradan da HTŞ’yi tebrik ediyor. Biz buradan Cumhurbaşkanı’na soruyoruz: ‘Kürt kardeşlerimiz katlediliyor’ diye mi HTŞ’yi tebrik ediyorsunuz? Ortada bir savaş var. Neyin tebriki bu?
 
Demokrasi ve barış vurgusu 
 
Bugün Nusaybin’de sınırın sıfır noktasındayız. İnanın 7’den 70’e herkes burada, sınırın ötesinde katledilen kardeşleri için gözyaşı döküyor. İşte süreci bozan sizsiniz. Türkiye’de barış sürecine olan inancı zayıflatan sizlersiniz. Vazgeçin bundan. Artık yeter! Edi bese!
 
Partimiz demokrasi için, barış için sonuna kadar çalışmaya devam edecek.
 
Kürtlere dönük soykırım startı verildi
 
Suriye’de Şam yönetimi başa geldiği günden beri Alevi canlarımız Lazkiye’de, Hama’da, Humus’ta, Şam merkezlerinde katledildi. Ardından Dürzi kardeşlerimiz katledildi. On binlerce insanı katlettiler. Şimdi bu katliamı ve soykırımı Rojava topraklarına kaydırdılar.
 
Buradan hep beraber alkış ve zılgıtlarımızla Rojava’da soykırıma hayır diyelim. Ortada çok büyük bir uluslararası komplo olduğunun farkındayız. Paris Antlaşması’ndan sonra Rojava ve Kürtlere dönük bir soykırım startının verildiğini hepimiz biliyoruz.
 
Rojava demek kadın özgürlüğü demek 
 
Buradan bütün dünyaya çağrımızı yineliyoruz. Bütün uluslararası demokrasi güçlerini, insan hakları savunucularını, soykırım karşıtlarını, göç dayanışmacılarını Suriye’deki Kürt soykırımını durdurmaya çağırıyoruz. Türkiye’deki bütün muhalif kesimleri, demokratları, devrimcileri, aydınları, yazarları, gazetecileri ve başta siz değerli halklarımızı bütün demokratik haklarımızı kullanarak bu savaşa hep birlikte dur demeye çağırıyoruz.
 
Bizim için Rojava demek kadın özgürlüğü demektir. Rojava demek IŞİD karşıtlığı demektir. Rojava demek farklı halkların ve inançların demokratik bir zeminde mücadele yürütmesi demektir. Selam olsun Rojava’ya. Selam olsun Rojava’da direnen kadınlara. Selam olsun oradaki bütün kadınlara.”