TJA’dan katledilen kadınlar için eylem
- 17:50 1 Mart 2026
- Güncel
İZMİR- TJA’nın İzmir’de gerçekleştirdiği basın açıklamasında katledilen kadınlar için adalet istendi.
Tevgera Jinên Azad (TJA), “Katledilen kadınlar isyanımızdır” şiarıyla sinevizyon ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Karabağlar İlçe Örgütü’nde özgürlük mücadelesi veren kadınların hayatını konu alan sinevizyonu izleyen kadınlar daha sonrasında Ali Fuat Erden Mahallesi'nde basın açıklamasında yer aldı. Açıklamaya çok sayıda kadın katıldı. “Kadın cinayetlerine karşı direnişi örüyoruz” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Jin jiyan azadî”, “Adile Tarhan isyanımızdır”, “Jin şer naxwazin aştiye dixwazin” sloganları atıldı. Basın metnini Gülsever Turgal okudu.
‘Kadınların özgürleşme iradesi hedef alınıyor’
Kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde hedef alındığını ifade eden Gülsever Turgal, katledilen her kadının, erkek egemen zihniyetinin kadın bedeni, kimliği ve iradesi üzerindeki tahakküm ısrarının sonucu olduğunu söyledi. Bu saldırıların münferit olmadığını politik olduğunu dile getiren Gülsever Turgal, “Çünkü hedef alınan, kadınların özgürleşme iradesidir. Türkiye'de yıllardır kadınlar erkek şiddetine karşı direniyor. Özgecan Aslan, Emine Bulut, Pınar Gültekin, Gülistan Doku ve daha niceleri erkek şiddetiyle yaşamını kaybetti. İzmir'de parti binasında katledilen Deniz Poyraz ise yalnızca bir kadın cinayeti değil; kadınların örgütlü mücadelesine ve Kürt halkının demokratik iradesine yönelen saldırının sembolü oldu.Deniz Poyraz şahsında hedef alınan; kadınların siyasal alanda özne olması, eşitlik ve özgürlük iddiasıydı. Bugün ise İzmir'de, Karabağlar'da erkek kardeşi tarafından katledilen Adile Tarhan'ı;Bornova'da öldürülen Mihriban Yılmaz’ı anıyoruz. Aynı gün içerisinde 6 kadının katledildiği bir ülkede yaşıyoruz. Bu tablo tesadüf değildir. Bu tablo, erkek egemenliğin cesaret bulduğu, cezasızlıkla güçlendiği bir düzenin sonucudur” dedi.
‘Erkek egemen zihniyet kadın özgürlüğünü tehdit olarak görüyor’
Kadınların en yakınlarındaki erkekler tarafından, aile içinde, namus bahanesiyle, ayrılmak istedikleri ya da kendi yaşamlarına dair karar aldıkları için katledildiğine vurgu yapan Gülsever Turgal, “Kadın cinayetlerinin yanında şüpheli kadın ölümleri de artmaktadır. Genç kadınlar yaşamdan koparılmakta, dosyalar hızla kapatılmakta, gerçekler karartılmaktadır. Rojin Kabaiş ve Bahar Taş gibi kadınların ölümleri aydınlatılmamakta; soruşturmalar etkin yürütülmemektedir. Kadınların ölümü sıradanlaştırılmakta, kamuoyunun vicdanı zamanla susturulmaya çalışılmaktadır. Cezasızlık politikaları ise erkek şiddetini beslemektedir. İpek Er dosyasında olduğu gibi, erkek şiddeti karşısında etkin ve caydırıcı bir yargılama yürütülmemekte; faillere koruma zırhı sağlanmaktadır. ‘İyi hal’ indirimleri, haksız tahrik gerekçeleri ve düşük cezalar erkeklere açık bir mesajdır. Kadınların başvuruları dikkate alınmamakta, koruma kararları uygulanmamakta, şiddet önlenmemektedir. Cezasızlık erkekleri güçlendirmekte, kadınları savunmasız bırakmaktadır. Kadınlara dönük saldırılar yalnızca bireysel erkek şiddeti değildir. Kadın kimliğine, kadın emeğine, kadınların örgütlü gücüne ve özgürlük mücadelesine yöneliktir. Kürdistan'da ve Türkiye'nin dört bir yanında kadınlar hem cinsiyetlerinden hem de kimliklerinden dolayı hedef haline getirilmektedir. Erkek egemen ve tekçi zihniyet, kadın özgürlüğünü tehdit olarak görmektedir” sözlerini kullandı.
‘Kadın özgürlüğünü esas almayan hiçbir sistem kalıcı barış yaratamaz’
Kürt Kadın Hareketi’nin ortaya koyduğu kadın kurtuluş ideolojisinin şiddetin kaynağını erkek egemen sistemin bütününde tanımladığını belirten Gülsever Turgal, kadın sorununun toplumsal ve siyasal bir sorun olduğunu, çözümün kadınların öz örgütlülüğünde ve demokratik toplum inşasında olduğunu söyledi. Gülsever Turgal, “Erkek egemenliği yalnızca kadınları değil toplumu da şiddet, kriz ve çatışma sarmalında tutar. Bu nedenle kadın özgürlüğü toplumsal barışın temelidir. Rojava'da kadın öncülüğünde inşa edilen özgür ve eşitlikçi yaşam modeli bu nedenle hedef alınmaktadır. Rojava'da kadınların eş başkanlık sistemiyle, öz savunma gücüyle ve kolektif örgütlenmeyle kurduğu demokratik yaşam; erkek egemen ve militarist akla karşı somut bir alternatiftir. Kadınların özne olduğu bir toplum modeli, hem kadın cinayetlerine hem de savaş ve şiddet politikalarına karşı gerçek bir barış zeminidir. Barış; kadınların öldürülmediği, şüpheli ölümlerin karartılmadığı, bedenleri ve iradeleri üzerinde tahakküm kurulmadığı bir yaşamdır. Demokratik toplum ise kadın özgürlüğü temelinde inşa edilir. Kadın özgürlüğünü esas almayan hiçbir sistem kalıcı barış yaratamaz. Bu nedenle kadın cinayetlerine karşı mücadelemiz aynı zamanda demokratik toplumu inşa etme mücadelesidir” şeklinde konuştu
‘Direnişle özgürleşiyor demokratik toplumu örüyoruz’
8 Mart'a giderken kararlı olduklarının altını çizen Gülsever Turgal, “Örgütleneceğiz. Öz savunmamızı büyüteceğiz. Mahalle mahalle, sokak sokak kadın dayanışma ağlarını güçlendireceğiz. Erkek şiddetine ve cezasızlığa karşı kolektif öz savunma hattımızı kuracağız. Kadınların söz ve karar sahibi olduğu demokratik toplumu kadın öncülüğünde öreceğiz. Kadın cinayetlerini durduracak olan örgütlü kadın iradesidir ve bu iradeyi büyüteceğiz.Adile Tarhan'dan Mihriban Yılmaz'a, Deniz Poyraz' dan Özgecan'a, Emine'den Pınar'a; şüpheli ölümlerde yaşamını yitiren tüm kadınlara sözümüz var. Hesap soracağız. Yaşamı savunacağız. Erkek egemenliğe karşı direnişi büyüteceğiz.8 Mart'ta alanlarda olacağız. TJA olarak ilan ediyoruz:Direnişle özgürleşiyor, demokratik toplumu örüyoruz” ifadelerine yer verdi.
Basın açıklamasının ardından Karabağlar’da kardeşi tarafından katledilen Adile Tarhan’ın aile üyeleri Adile Tarhan için adalet talebinde bulundu.
Açıklama sloganlarla sona erdi.







