Marmara cezaevleri raporu: 5 bin 283 hak ihlali
- 14:47 24 Şubat 2026
- Güncel
İSTANBUL - Marmara Bölgesi 2025 yılı raporunu açıklayan İHD, bir yılda 194 başvuru aldıklarını, 5 bin 283 hak ihlalinin tespit edildiği açıkladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, "2025 yılı Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu”nu Beyoğlu’ndaki dernek binasında düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Açıklamaya, çok sayıda hak savunucusu katıldı.
Raporu, İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Semiray Yılmaz ve İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Gülseren Yoleri raporu okudu.
Raporda 2025 yılı içerisinde toplamda 194 başvuru alındığını basından yapılan taramalarda ise 5 bin 283 hak ihlalinin tespit edildiği vurgulandı. Raporda, işkence ve kötü muamele yüzde 34, iletişim hakkı ihlali / tecrit, sağlık hakkı ihlalleri yüzde 17, beslenme ve temel ihtiyaçlara erişim yüzde 14, infazda eşitlik ilkesine aykırılık yüzde 6, adalete erişim yüzde 2, yaşam hakkı yüzde 1 olarak yer aldı.
Bir yıllık veriler
Raporda en az 1 yıl içerisinde 2’si Marmara Bölgesi olmak üzere toplamda 18 tutuklunun yaşamını yitirdiği belirtilirken, bu sayıların gerçek sayının çok altında olduğu kaydedildi. Raporda, “Yaşam hakkına yönelik 30, sağlık hakkına yönelik 766, beslenme ve temel ihtiyaçlara erişime yönelik 631, İşkence ve kötü muameleye ilişkin bin 502, adalete erişime yönelik 99, infazda eşitlik ilkesine yönelik 255, iletişimin engellenmesi/tecrit’e ilişkin bin 134 ihlal ve bu ihlallerin önlenmesi için mahpusların son çare olarak başvurduğu açlık grevlerine ilişkin 10 ihlal tabloyu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır” denildi.
Cezaevleri
Raporun devamında şu ifadelere yer verildi: “Adli, politik, LBGT+, kadın ve çocuklardan başvuru alıyoruz. Bu topyekun saldırı hali topluma korku salarken, bir yandan dışarıda mağdur kaldığımız keyfiliğin içeride de mağduru oluyor. Dolayısıyla hukuksuzluk tehlikesini gösteren veriler var. Bu raporları sadece bilgi amaçlı paylaşmıyoruz. Biz mağdur durumda olan mahpusları ve mahpusların yakınlarının kendi haklarına sahip çıkmalarını ve toplumda duyarlılık oluşması için yapıyoruz. Bir süreç var ama cezaevine yansıması dünden daha kötü. Çünkü mahpuslara daha çok rencide edici fiiller uygulanıyor. Barış umutlarını kıran bir yaklaşım söz konusu. Talep olarak neyi toplumsallaştırmak gerekiyor sorusuna cezaevini de koymak oldukça önemlidir. Mahpuslara, hasta mahpuslara, ailelerine ses olmaya çalışıyoruz. Çünkü bütün bu hak ihlalleri dışarıda olduğu gibi o dört duvar arasında da yapılıyor.”







