Êlih’te taciz ve tecavüze karşı kitlesel yürüyüş
- 20:04 18 Temmuz 2026
- Güncel
ÊLIH - TJA’nın çağrısıyla yüzlerce kişi, Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’nde gündeme gelen tecavüz, işkence ve şüpheli ölüm iddialarına karşı yürüdü. Yapılan açıklamalarda, yaşananların münferit olmadığı, sistematik politikalar ve "özel savaş politikaları" ile bağlantılı olduğu savunularak, kadın kurumlarının güçlendirilmesi ve toplumsal örgütlenmenin artırılması çağrısı yapıldı.
Tevgera Jinên Azad (TJA), Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’nde gündeme gelen tecavüz, işkence ve şüpheli ölüm iddialarına karşı Basın Kavşağı’ndan Yılmaz Güney Parkı’na yürüyüş gerçekleştirdi.
Yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşte “Tacize, tecavüze ve her türlü şiddete karşı alanlardayız” yazılı pankart açıldı. “Taciz, tecavüz, uyuşturucu… Her türlü şiddete karşı yürüyoruz”, “Kadınlar direnişte”, “Batman halkı yalnız değildir”, “Kadın özgürlüğün gizli bahçesidir” ve “Kadına yönelik şiddetle mücadele” yazılı dövizler taşındı.
Yürüyüşün ardından Yılmaz Güney Parkı’nda açıklama yapıldı.
‘Yaşananlar münferit görülemez’
İlk olarak konuşan TJA aktivisti Nurten Üzümcü, bakım merkezindeki şiddet, işkence ve tecavüz iddialarının münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi. “Bugün Kürdistan, cinsel saldırı ve uyuşturucunun yaygınlaştırıldığı bir süreçten geçiyor" diyen Nurten Üzümcü, özellikle Batman Özel Şifa Bakım Merkezi’nde yaşananların kabul edilemez olduğunu belirtti. Nurten Üzümcü, "Ortaya çıkan şiddet, işkence ve cinsel istismar yalnızca bazı kişilerin yargılanacağı münferit bir dosya olarak ele alınamaz. Bunlar sistematik politikaların ve kadın kurumlarının kapatılmasının sonucudur. Bugün Batman’da yalnızca bu sorun yaşanmadı. İpek Er’in yaşamını yitirmesi de bu politikalardan bağımsız değildir. Hiçbir kadın kurumuna kilit vurulamaz. Kadınların özgürlük mücadelesine, zihnine ve azmine asla kilit vuramazlar” dedi.
Yaşananların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle çeliştiğini söyleyen Nurten Üzümcü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir süreç yaşanıyor ve devam ediyorsa bu sorunların yaşanmaması gerekiyor. Bizler de bu sorunlarla baş etme yöntemlerimizi güçlendirmeliyiz. Toplumun, kadınların ve gençlerin kendilerini ait hissedebilecekleri güvenli sosyal alanlar artırılmalı, koruyucu birimler kurulmalıdır. Sağlıklı birey ve toplum için insanların yalnız bırakılmadığı, toplumsal bağların ve dayanışmanın güçlendirildiği bir yapıya ihtiyaç vardır.”
‘Yaşananları kabul etmeyin, susmayın’
DEM Parti Êlih İl Eşbaşkanı Semra Güneş, yaşananların bireysel değil toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekerek, “Batman halkına çağrımızdır: Sokaklarda ve mahallelerde gençlerimizle yan yana gelin. Örgütlenin, öz örgütlülüğünüzü oluşturun. Birlikteliğimizi kuralım, birlikte mücadele edelim ve demokratik toplumu birlikte inşa edelim. Bugün burada farklı kesimlerden arkadaşlarımız eylemimize katıldı. Buradaki sorun yalnızca Batman’ın sorunu değildir. Batman’da ve Kürdistan’da yaşananlar özel savaş politikalarının sonucudur. Bu politikalara karşı ahlaki ve politik toplumu örgütleyerek birlikte mücadele etmeliyiz. Hep birlikte ses çıkarmalı ve alanlarda olmalıyız. Yaşananları kabul etmemeli, susmamalı ve sonuna kadar takip etmeliyiz” sözleriyle Êlih halkına çağrı yaptı.
‘Özel savaş politikalarına karşı buradayız’
DEM Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş Altın ise yaşananları “özel savaş politikaları” ve devlet içerisindeki “çürümüşlük” olarak değerlendirdi. Êlih halkının 15 Haziran’dan bu yana tepkisini sokaklarda dile getirdiğini belirten Beritan Güneş Altın, şöyle konuştu: “Êlih halkı 15 Haziran’dan bu yana ayakta ve öfkesi bir an olsun azalmadı. Şifa Bakım Merkezi’nde yaşananlar duyulduğu günden bu yana sesini yükseltiyor. O günden beri mahallelerde, sokaklarda ve bugün de kentin merkezinde bir hakikati açığa çıkarmaya çalışıyoruz. Öfkeliyiz ve öfkemiz bitmiyor. Ne 8 yaşındaki çocuğu ne İpek Er’i ne de Rojwelat Kızmaz’ın erkekler tarafından istismar edilmesini unutuyoruz. Unutmayacağız. Bugün Êlih’ten bütün Kürdistan’a ve iktidara sesimizi duyurmak istiyoruz. Bu olayların devlet içerisindeki çürümüşlüğün sonucunda yaşandığını çok iyi biliyoruz. Toplumumuzu çürütmeye çalışan özel savaş politikalarına karşı buradayız.”







