Kadınların dengbêjlik direnişi: Sessizlikten sahneye
- 09:02 17 Mayıs 2026
- Kültür Sanat
WAN - Kürt kültürünün en kadim geleneklerinin başında gelen dengbêjlik kültürünü anlatan Dengbêj Meryem Tuncer, “Eskiden sadece kadınların bulunduğu ortamlarda söyleyebiliyorduk, ancak zamanla kendi mücadelemiz ile eril zihniyeti aştık ve artık her ortamda dengbêjlik yapabiliyoruz. Ruhunda dengbêjlik olan kadınları eve hapsetmeyin” dedi.
Kürt kültürünün en kadim geleneklerinden olan dengbêjlik, Ayşe Şanlardan bugüne uzanan kültürel bir miras olarak varlığını sürdürüyor. Halkın, acısını, sevincini, özlemini, aşkını ve kahramanlıklarını sözcüklere döktüğü dengbêjlik kültürünü sürdüren sayısız kadın, biriktirdiği kilamları gelecek kuşaklara aktarıyor. Bu geleneği sürdüren kadınlardan biri de Wan’da yaşayan ve Aryen Huner Derneği üyesi olan dengbêj Meryem Tuncer (57).
10 yaşında başladığı denbêjlik serüvenini 57 yaşında da sürdürmeye devam eden Meryem Tuncer, dengbêjliği anlattı.
‘Eyşe Şanların kırdığı zincirin yolundan ilerliyoruz’
“Kürtler renkleri, sesleri ve dilleri ile tanınır” diyen Meryem Tuncer, çocukluğunda dengbêjliğe ilgi duymaya başladığını söyledi. Feodal bir toplumda kadın dengbêjliğin zorluğuna işaret eden Meryem Tuncer, geçmiş dönemde yalnızca kadınların bulunduğu ortamda dengbêjlik yapılabildiğini vurguladı. Dengbêj kadınların eril zihniyetle mücadele ettiğini kaydeden Meryem Tuncer, “Kadınlar henüz özgür değiller. O nedenle erkeklerin de bulunduğu ortamlarda rahatlıkla dengbêjlik yapamıyoruz. Sadece ben değil tüm Kürt kadınlar yaşıyor bunu. Eyşe Şan, Fatma, Aslika Qado, Meryem Xan o dönemde kendilerine dayatılan zincirleri kırarak çıktılar. Onları önünü kimse açmadı. Biz de onların açtığı bu yoldan ilerliyoruz” sözlerine yer verdi.
Dengbêj olma adımı Radyo Erivan ile başladı
Çocukluğunda Radyo Erivan ile denbêj dinlemeye başladığını ve dinlediği seslerin kendisini çok etkilediğini dile getiren Meryem Tuncer, “Radyo Erivan’da Kürtçe bir şarkı çıktığında koşar radyoyu elime alıp büyük bir heyecanla dinlerdim. Ailem beni tuhaf karşılardı. Ancak ben o zamandan beri dengbêjliğe ilgi duyuyordum. Ancak çok istememe rağmen ailem bu konuda önümü kapattı. Ardından 2007 yılında arkadaşlar arasında dengbêj söylemeye başladım. Eskiden sadece kadınların bulunduğu ortamlarda dengbêj söyleyebiliyorduk, erkeklerin yanında söyleyemiyorduk. Ancak zamanla kendi mücadelemiz ile eril zihniyeti aştık ve artık erkeklerin bulunduğu ortamlarda da dengbêjlik yapabiliyoruz” diye belirtti.
‘Dengbêjlik olmasaydı direnişler de bilinmeyecekti’
Çocukken divanlarda dengbêj dinlemeye başladığını kaydeden Meryem Tuncer, “Kürtlerin yaşadıkları bunca acı kağıda dökülmemişti ve bunlar dengbêjlik kültürü ile kuşaklara aktarıldı. Eğer dengbêjlik olmasaydı yaşanan direnişler de bilinmeyecekti. Ben de bize dayatılan zincirleri kırarak bu geleneği sürdürmek için dengbêj olmaya karar verdim” şeklinde konuştu.
‘Ruhunda dengbêjlik olan kadınları eve hapsetmeyin’
Wan’da yüzlerce dengbêj kadın olduğunu belirten Meryem Tuncer, kadınların “aile” ve “erkek” engeline takıldığını kaydetti. Ruhunda dengbêjlik olan kadınların eve hapsedilmemesi gerektiğinin altını çizen Meryem Tuncer, “Dengbêjlik bizim geleneğimizde var olan bir şey. Bu bizim varlığımız, kimliğimizdir. Kürtler renkleri ve sesleri ile tanınıyor” dedi.
‘Söz verdik dilimizden ve kültürümüzden asla vazgeçmeyeceğiz’
Kürt dili ve kültürü önündeki yasal engellere de değinen Meryem Tuncer, “Devletler öncelikle halkların kültürüne, diline, kıyafetine saldırıyor. Dengbêj Evi’miz vardı içinde ulusal kıyafetlerimiz ve enstrümanlarımız dışında bir şey yoktu ama oraya saldırarak orayı kapattılar. Kayyım tarafından kültürümüz yok edilmek isteniyor. Biz de bir söz verdik ve bu saldırılara karşı dilimizden ve kültürümüzden asla vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımızı da kültürümüzle büyüteceğiz. Çocuklarımıza kendi ulusal kıyafetlerimizi giydiriyoruz. Dengbêjler dengbêjlik yapmasın diye Dengbêj Evi’ni kapattılar ancak biz her yerde dengbêj söylemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.







