Tecrit politikası uygulanıyor: Abdullah Öcalan’ın statüsü netleşmeli

  • 09:05 16 Temmuz 2026
  • Siyaset
 
ANKARA- Kalıcı bir barışın inşasında baş müzakerecinin Abdullah Öcalan olduğunu belirten kadınlar, görüşmelerin kesintiye uğramasının sürece yönelik kaygıları artırdığını vurgulayarak, Abdullah Öcalan’a yasal statü tanınması ve herkesin barış için elini taşın altına koyması çağrısında bulundu.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum” süreci, aradan geçen bir buçuk yıla rağmen, devletin somut adımlar atmaması nedeniyle henüz kalıcı bir barışa evrilmiş değil. Sürecin baş müzakerecisi olarak Abdullah Öcalan’ı işaret eden Kürt halkı, kalıcı bir çözüm için Abdullah Öcalan’ın özgür yaşam, çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması çağrısında bulunuyor. 
 
Siyasetçi kadınlar, Abdullah Öcalan ile 50 günü aşkın bir süredir görüşmelerin yapılmadığına dikkat çekerek, yasal statünün bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
 
‘Devlet adım atana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz’
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyesi Mahabad Akın, 27 Şubat 2025’te yeni bir süreç başlatıldığını hatırlatarak, “Bu süreçte önemli adımlar atıldı. Silahlar yakıldı, gerilla geri çekildi. Aslında Kürt tarafı önemli adımlar attı ama devlet tarafından herhangi bir adım atılmadı. Kürtler bu adımları atıldıktan sonra halkta büyük umutlar oluştu ve hala da halk umutludur. Çünkü savaş durdu, ölümler durdu, kan dökülmüyor. Halk bunu güzel bir gelişme olarak görüyor. Kapsamlı, bütün halkları dahil edecek bir barış için devletin de adım atması gerekiyor. Devlet adım atana kadar devam mücadeleyi sürdüreceğiz.  Kalıcı bir barış sadece Türkiye ve Kürtler için değil, bütün Ortadoğu için de etkili olacaktır. Bundan dolayı devlet hemen adım atmalıdır” dedi.
 
‘Süreci Sayın Öcalan yürütmelidir’
 
‘Sayın Öcalan baş müzakerecidir’ diyen Mahabad Akın, Abdullah Öcalan’ın hala tecrit altında olduğunu vurguladı. Bir buçuk ayı aşkın bir süredir Abdullah Öcalan ile görüşme yapılmadığına dikkat çeken Mahabad Akın, bu durumun halkta güvensizlik yarattığını söyledi. Mahabad Akın, “Sayın Öcalan bu süreci yürütmelidir. Sürecin başında kongreyi kendi yapacağını söylemişti. Bundan dolayı halkta umut yaratıldı, sevinç kaynağı oldu. Sayın Öcalan gelip kongreyi yapacaktı, halkın arasına gelecekti, bu süreci kendisi yürütecektir. Hepimiz bu umudun içindeyiz. Bu mücadele içinde bizler mahallelerde, sokaklarda örgütlülüğümüzü inşa ediyoruz. Bir an önce adımların atılmasını istiyoruz. Müzakere yolunun, müzakere zemininin inşa edilmesi, iyi bir müzakere sürecinin yürütülmesi kalıcı bir barışı sağlayacaktır” dedi.
 
‘Devlet tarafından güven sağlayan adımlar atılmadı’
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi üyesi Gurbet Aydoğan da çağrıyla beraber, tüm kesimlerin Kürt sorununun demokratik yöntemlerle müzakere sürecine evrilmesi ve demokratik Cumhuriyet yaratabilmesine ilişkin bir beklenti içinde olduğunu vurguladı. Süreçte yer yer tıkanmalar yaşandığını hatırlatan Gurbet Aydoğan, “Kürt Özgürlük Hareketi tarafından belli adımlar atıldı. Akabinde devlet tarafından toplumu ikna edebilecek, güvenini sağlayacak bir adım atılmadı. Son günlerde gerekli yasal düzenlemelerin çıkmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
‘50 günü aşkındır görüşme olmadı’
 
Gurbet Aydoğan, 50 günü aşkın bir süredir Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmenin yapılmadığını kaydederek, sürecin sağlıklı ve şeffaf ilerlemesi için tarafların görüşmelerini sağlıklı bir biçimde sürdürmesi ve toplumla iletişim kanallarının açılması gerektiğinin altını çizdi. “Demokrasi sorununun yasal düzenlemeyle gerçekleşeceğini düşünmek hayal olur” diyen Gurbet Aydoğan, “Adım olarak belli çerçeveler zaten kamuoyunda konuşuluyor. Bu düzenlemelerin bir an önce hayata geçmesi, sürecin yaralanmaması açısından önemlidir. Sürecin belli bir hassasiyeti var. Süreç uzadıkça toplumda güven algısı oluşmuyor. Toplumsal barışın sağlanabilmesi, tüm ezilen ve ötekileştirilenlerin mücadelesine yönelik baskıların artıyor olması da demokrasi meselesine ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin beklentilerin de azalmasına ve bir umutsuzluk halinin yaratılmasına neden oluyor. Barış toplumsallaşırken, tüm bu kesimleri ikna da bu anlamda zorlaşıyor” sözlerine yer verdi. 
 
‘Yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli’
 
Müzakere süreçlerinin, toplumun kendi ittifakını kurduğu süreçler olduğunu söyleyen Gurbet Aydoğan, yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesinin önemli olduğuna dikkat çekti. Gurbet Aydoğan son olarak şunları söyledi: “Yıllardır kadın mücadelesinde tüm kadınlarla amasız fakatsız yan yana gelebilecek tecrübeye sahibiz. Barışın toplumsallaşması ve süreklileştirilmesi kadınlarla daha mümkün hale geliyor. Dolayısıyla da daha fazla sorumluluk düşüyor. Ben tüm kadınları barışı sahiplenmeye ve bunun mücadelesini sürdürmeye çağırıyorum.”
 
‘Bir tecrit politikası uygulanıyor’
 
Meclis komisyon raporunda yer alan yasa önerilerinin bir an önce çıkarılması gerektiğinin altını çizen HDK Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Dilek Gökçin ise, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgür yaşar ve çalışır koşullarının sağlanmasının, bu sürecin negatif barış sürecinden pozitif barış sürecine evrilmesi açısından çok önemli olduğuna değindi. Statüsünün belirlenmesinin süreç açısından önemli olduğunu dile getiren Dilek Gökçin, “Bütün bunlar geciktiği gibi 50 gündür de bir tecrit politikası uygulanıyor. Bu süreç uzadıkça sürecin kırılganlığı artıyor. Bir an önce çıkarılacak yasanın Meclis’e sunulması ve özellikle Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor” diye konuştu.
 
‘Herkesin elini taşın altına koyması lazım’
 
Barış ve demokrasi mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirten Dilek Gökçin, “Bu yüzden bir an önce toplumun tüm kesimleri tarafından barışın toplumsallaştırılması için yoğun bir çaba harcanması gerekiyor. Burada kendine ‘sosyalistim, demokratım’ diyen herkesin elini taşın altına koyması lazım” çağrısında bulundu.