Sibel Yiğitalp: Kök Yasa'nın kıymeti somut adımlarla ölçülür

  • 09:06 12 Ağustos 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Sürecin tarihi bir adım olduğunu ancak başarısının somut adımlarla ölçüleceğini vurgulayan siyasetçi Sibel Yiğitalp, yasal güvencelerin sürecin samimiyetini belirleyeceğini söyledi.
 
Kamuoyunda "Kök Yasa" olarak bilinen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi 3 Ağustos 2026’da Meclis Başkanlığı'na sunulmasının ardından Adalet Komisyonu ve Meclis Genel Kurulu'nda geçti.  
 
Sürgündeki siyasetçi Sibel Yiğitalp, "Kök Yasa" ve Avrupa’dan siyasetçilerin geri dönüşülerine dair geliştirilen gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Kök Yasa’nın eksiklerine rağmen kritik bir eşik olduğunu ifade eden Sibel Yiğitalp, "Kürt halkının statü talebi için yürüttüğü yüz yıllık direniş ve örgütlü mücadelenin ilk kez hukuki bir çerçevede, bir mekanizmada tartışılabilir hale gelmesi nedeniyle Kök Yasa'yı çok değerli ve tarihi bir gelişme olarak nitelendiriyorum. Bu anı çok kıymetli ve değerli buluyorum. Fakat yolumuz daha bin kilometrenin ilk kilometresidir, yürümeye yeni başladık" dedi. 
 
‘Cezaevlerinde bir an önce tahliyeler yapılmalı’
 
Kök Yasa’nın gerçek bir anlam kazanabilmesi için öncelikle siyasi tutsakların serbest bırakılması gerektiğine dikkat çeken Sibel Yiğitalp, somut adımların gecikmemesi gerektiğini vurguladı. Sibel Yiğitalp "Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Bekir Kaya, Leyla Güven ve Ayşe Gökhan gibi sembol isimlerin yanı sıra binlerce kişi cezaevinde tutuluyor. Birçok hasta tutsak yaşamını yitirdi, bu durum fiili bir idam cezasına dönüştü. Yasanın Kürt halkının statü talebine yönelik ilk adım sayılabilmesi için öncelikle eli silah tutmamış, legal ve siyasi alanda mücadele eden isimler serbest bırakılmalıdır" diye belirtti. 
 
‘Geri dönüşlerde hukuki güvence şartı
 
Avrupa’dan ve bölgeden Türkiye’ye dönmeyi değerlendiren siyasetçi ve aktivistler için asıl belirleyici unsurun sunulacak hukuki teminatlar olduğunu söyleyen Sibel Yiğitalp, yasal çerçevenin pratikle desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Sibel Yiğitalp, "İnsanların hangi güvenceyle geleceği sorusu kritiktir. Bir kişinin dönüşü ancak demokratik ve barışçıl bir eyleme katılabileceği, sözünü söyleyebileceği bir zeminle anlam kazanır. Bu güvence olmadan atılan adımlar sözden ve formaliteden öteye gitmez. Süreçle eşzamanlı ve istikrarlı bir politika yürütülmezse verilen sözlerin bir karşılığı kalmaz” diye belirtti.
 
Güvenlikçi dil ve tek taraflı hassasiyet eleştirisi
 
Düzenlemede kullanılan dilin barış iklimini zedelediğini ifade eden Sibel Yiğitalp, eşitlikçi bir yaklaşımın şart olduğunu belirttti. Sibel Yiğitalp, "Kök Yasa’nın en büyük sorunlarından biri güvenlik kaygısıyla, güvenlikçi bir dille yazılmış olmasıdır. Türk halkını ikna etmek için böyle bir hassasiyet göz önüne alınmışsa, Kürt halkının hassasiyetini de gözeten bir yerden cümle kurulması gerekir. Süreç yalnızca bir tarafın hassasiyeti üzerinden kurgulanamaz” diye belirtti. 
 
Onarıcı adalet ve toplumsal barış
 
Sözlerin eyleme dönüşmemesinin güvensizlik yaratacağını hatırlatan Sibel Yiğitalp, toplumsal helalleşmenin ancak somut adımlarla sağlanabileceğine işaret etti. Sibel Yiğitalp, "Pratik adım atılmayan hiçbir yerde sözün bir süre sonra değeri kalmaz. Çok büyük travmalar, sözü kapanmamış, konuşulmamış, ertelenmiş yaslar var. Çerçeve yasanın toplumsallaşması ancak somut adımlarla ve onarıcı bir barışla mümkün olabilir” diye konuştu.