4 kentte adalet talebi

  • 14:48 4 Temmuz 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları ile İHD, 4 kentte gerçekleştirdiği "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" eyleminde adalet talebini yineledi. 
 
Kayıp yakınları ile İnsan Hakları Derneği (İHD) gözaltında kaybettirilenlerin akıbetini sormak faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla her hafta yapılan eylemler devam etti. Dört kentte düzenlenen eylemlerde; gözaltında kayıplar ve korunan faillere karşı eylemlerin süreceği mesajı verildi. 
 
Colemêrg  
 
İHD Colemêrg Şubesi eylemlerinin 234'üncü haftasında Colemêrg'in Gever (Yüksekova)  ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı. Eylemde, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartı açılırken, kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. Açıklama metnini İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş okudu. 
 
18 Temmuz 1987 tarihinde Rûbarok (Derecik) ilçesine bağlı Bajirgeh (Esendere) beldesinin Şahê köyü sınırında askerler tarafından katledilen Hacı Mıhçı'nın hikayesi şöyle anlatıldı: 
 
“Hacı Mıhçı, askere gitmeden önce kendi köyü olan Zêrêlê'den Kavlegund (Yediveren) köyüne akrabalarıyla vedalaşmaya gitti. Dönüş yolunda patikadan ilerlediği sırada operasyona çıkan askerler tarafından durduruldu. Kimlik kontrolü yapılmasına rağmen, sınır hattından geldiği iddiasıyla ayağına ateş edilerek yaralandı ve olay yerinde kaderine terk edildi. Köylülerin Hacı Mıhçı'ya ulaşması askerler tarafından engellendi. Yardım etmek isteyenlere müdahale edildi. Yaralı halde yerde yatan Hacı Mıhçı'ya köylüler uzaktan seslenerek yarasını bağlamasını söyledi. O da kendi imkânlarıyla gömleğini yırtıp ayağına sardı. Bir süre sonra ise hareketsiz kaldı. Daha sonra olay yerine dönen askerler, Hacı Mıhçı'nın cansız bedenini alarak Şahê (Güvenli) Karakolu'na götürdü. Olayın ardından çok sayıda köylü Şahê Karakolu önünde toplanarak tepki gösterdi. Dönemin karakol komutanı yaptığı açıklamada, Hacı Mıhçı'nın sınır ihlali yaptığı sırada vurulduğunu ileri sürdü ve cenazenin otopsi için merkeze gönderildiğini söyledi.
 
Otopsi sırasında aile bireylerinin de bulunduğu odada savcı, karakol komutanına ‘Bu sivil nasıl öldü’ diye sordu. Karakol komutanı cevap vermeden önce bir asker, ‘Ben vurdum. Çünkü sınır ihlali yapmıştı’ diyerek ateş eden kişi olduğunu itiraf etti. Bu açık itirafa rağmen hiçbir soruşturma açılmadı ve cenaze aileye teslim edildi. Aile daha sonra, ‘Ben vurdum’ diyen askerin ödüllendirildiğini ve rütbe aldığını öğrendi. Olayın ardından aile fertleri ‘Bu olayı konuşmayın, kimseye anlatmayın’ denilerek tehdit edildi. Sindirme politikaları nedeniyle uzun yıllar herhangi bir hukuki başvuru yapılamadı. Faili bilinmesine rağmen Hacı Mıhçı'nın dosyası cezasızlığa terk edildi.”
 
Akbaş, hakikatin ortaya çıkarılması, faillerin etkin biçimde soruşturulması ve kaybedilenlerin akıbetinin açıklığa kavuşturulması için gereken mücadeleyi vereceklerini söyledi.  
 
Amed 
 
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları da, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 908’inci haftasında Rêzan (Bağlar) ilçesine bağlı Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Gözaltında kaybettirilen ve katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde 5 Temmuz 1991’de katledilen Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın failleri soruldu. 
 
Eylemde konuşan Vedat Aydın’ın eşi Şükran Aydın, “Buradan bir çağrı yapıyorum; kimse bizi kandırmasın. Bizi kandırmaya çalışan devlettir. Eğer samimi olsalardı bugün bu kadar faili meçhul cinayet olmazdı. Bu faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirenlerin tamamı sivildi. Evlerinden alıkonuldular. Hiçbirinin silahı, topu ya da bombası yoktu. Cumhurbaşkanı istese failleri ortaya çıkarabilir. Ben ‘faili meçhul’ demiyorum; ‘faili aleni’ diyorum. Çünkü failler bellidir ancak yargılanmak istenmiyor. Bir kez daha yineliyorum; katilimiz devlettir” dedi.
  
Hikayesi 
 
Ardından Vedat Aydın'ın hikayesi İHD Amed Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Eylem Kaya tarafından şöyle anlatıldı: 
 
“Vedat Aydın, 1953 yılında Amed'in Bismil ilçesine bağlı Kürthacı köyünde dünyaya gelir. 1979 yılında Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nden mezun olan Vedat Aydın, 12 Eylül 1980 askeri darbe döneminde tutuklanıp dört yıl hapis yatar. Vedat Aydın, 28 Ekim 1990 tarihinde Ankara'da gerçekleşen İHD 3. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı Kürtçe konuşma nedeniyle tekrar tutuklanır. Hakkında açılan soruşturma kapsamında bir süre hapiste kalan Vedat Aydın ardından 1991 yılı haziran ayında yapılan Halkın Emek Partisi (HEP) il kongresinde Diyarbakır il Başkanı seçilir. 5 Temmuz 1991 gecesi silahlı, elinde telsiz bulunan ve kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce 'ifaden alınacak' denilerek gözaltına alınır. Ailesi ve avukatlarının girişimlerine rağmen, emniyet tarafından gözaltına alındığı kabul edilmez. 7 Temmuz 1991 tarihinde, Elazığ ili Maden ilçesi yakınlarında bir köprü altında vahşice işkence edilmiş halde cesedi bulunur.
 
10 Temmuz 1991 tarihinde cenazesinin getirildiği Diyarbakır'da yüzlerce araçlık konvoy ve on binlerce kişi tarafından karşılanır. Cenazeye katılanlara paramiliter güçler tarafından silahlı saldırı gerçekleşir. Saldırı sonucu en az 8 kişi yaşamını yitirir. Aralarında milletvekilleri ve gazetecilerin de bulunduğu yüzlerce kişi ise yaralanır.
 
İtiraflarıyla gündeme gelen JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan’ın 2000’li yıllarda Aydın cinayeti konusunda verdiği bilgilere rağmen faillerin kimliği “tespit edilmez”. 2021 yılında ise Vedat Aydın cinayet soruşturması zamanaşımı gerekçesiyle kapatılır. İşkenceci failler yargı karşısına çıkarılmaz ve cezalandırılmaz.”
 
Êlih 
 
İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları da, eylemlerinin 744’üncü haftasında da Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Gözaltında kaybettirilen ve faili meçhul cinayetlerle katledilen yurttaşların fotoğraflarının açıldığı eylemde de Vedat Aydın’ın failleri soruldu.
 
Aydın'ın hikâyesini İHD Şube yöneticisi Ali Karadoğan okudu.
 
İzmir 
 
İHD İzmir Şubesi Kayıp Komisyonu da, bu haftaki eylemlerinde 4 Temmuz 1994 tarihinde gözaltına alındıktan sonra katledilen dönemin Tüm Bel-Sen İzmir Şube Başkanı İkram Mihyaz ile Vedat Aydın'ın faillerini sordu. Gözaltında kayıpların fotoğraflarının olduğu "Kayıplar vicdanındır sahip çık" ve "Kayıplar belli failler nerede" pankart açıldı. 
 
Açıklamaya İkram Mihyaz'ın ailesi de katıldı. İHD İzmir Şube Yöneticisi Mustafa Kızartıcı, İkram Mihyaz'ın sendikal mücadelede, demokratik eylem ve etkinliklerde, işçi grev ve direnişlerinde hep en önde olduğunu söyledi. 
 
Balçova Belediyesi’ndeki işine giderken kaçırılan İkram Mihyaz'ın Manisa yolu Çiçekli Köyü'ndeki köylülerce öldürüldüğüne tanıklık ettiğini kaydeden Mustafa Kızartıcı, İkram Mikyaz’ın hikayesini şöyle anlattı: "İkram Mihyaz, Yaka Köyü'nde ormanlık alanda, yakın mesafeden sıkılan 4 kurşunla katledilmiş olarak bulundu.1991 yılında kaçırılan ve katledilen Vedat Aydın, Diyarbakır HEP İl başkanıydı. Silahlı, elinde telsiz bulunan ve kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce 'ifaden alınacak' denilerek götürüldü. Ailesi ve avukatlarının girişimlerine karşılık, gözaltına alındığı kabul edilmedi. 7 Temmuz 1991 tarihinde, Elazığ'ın Maden ilçesi yakınlarında bir köprü altında işkence edilmiş cesedi bulundu.”  
 
Mustafa Kızartıcı, aradan kaç yıl geçerse geçsin, İkram Mihyaz, Vedat Aydın ve tüm kayıplar için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceklerini vurguladı.