Çözüm, demokratikleşme ve özgürlükten geçiyor
- 09:01 1 Temmuz 2026
- Güncel
İSTANBUL - Kürt sorununun çözümü ve toplumsal barışın inşası ile Cumhuriyetin demokratikleşmesinin mümkün olacağını söyleyen kadınlar, devletin ötekileştirici dili terk ederek somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci, yeni gelişmeler ve sürecin ilerlemesi için somut adım çağrılarıyla devam ediyor. Kürt sorununun demokratik ve kalıcı çözümü için gözler iktidarın atacağı adımlara çevrilirken, cezaevlerinin boşaltılması, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve sürecin yasal güvenceye kavuşturulması talepleri de öne çıkıyor.
Bu kapsamda topraklarından göç ettirilen kadınlar, Barış Anneleri ve tutsak yakınları, kalıcı barışın sağlanabilmesi için devletin somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.
1993 yılında Sêrt'ten (Siirt) göç ettirilen Zeynep Elmas, gittikleri metropollerde uzun yıllar kimlik ve dil baskısıyla yüz yüze kaldıklarını ifade etti. Zeynep Elmas, yaşananları şu sözlerle aktardı: "Bir sabah uyandık ve bize köyü boşaltmamız gerektiği söylendi. Çocuk aklıyla bunu farklı bir yere gitmek gibi, hatta küçük bir macera gibi algılıyorduk. Bugün geriye dönüp baktığımda ise ailelerimizin yaşadığı acıyı çok daha iyi anlayabiliyorum. Çünkü onlar sadece evlerini değil, topraklarını, yaşamlarını, anılarını ve köklerini kaybettiler. Bir insanın bir gecede bütün hayatını geride bırakması çok ağır bir şey."
'Evde Kürtçe, dışarıda Türkçe'
Göç ettikleri yerlerde karşılaştıkları asimilasyon ve dil baskısına dikkat çeken Zeynep Elmas, çocukluk yıllarında yaşadıkları korku iklimini dile getirdi. İlk yıllarda dışarıda Kürtçe konuşmaya çekindiklerini ifade eden Zeynep Elmas, şöyle devam etti: "Konuştuğumuzda dışlanıyor, kavga çıkıyor ya da aileler arasında sorun yaşanıyordu. Zamanla aileler bile 'Evde Kürtçe konuşalım, dışarıda konuşmayalım' demeye başladı. Bu durum biz çocuklarda da korku yarattı. Sadece çocuklarımız değil, biz de belli ölçüde asimile olduk. Çocuklarımız Kürtçe konuşamıyor. Eğitim sistemi tamamen Türkçe olduğu için çocuklar ana dillerini öğrenemedi. Yeni nesil ana dilini büyük ölçüde kaybetti."
'Çözüm kapsayıcı politikalarda'
Toplumsal önyargıların kırılması ve Kürt sorununun çözümü için devletin samimi adımlar atması gerektiğini vurgulayan Zeynep Elmas, yasal ve dile ilişkin dönüşüm taleplerini ise şöyle sıraladı: "Toplumdaki kutuplaştırıcı ve ötekileştirici dilin sona ermesi gerekiyor. İnsanlar en küçük bir tartışmada bile 'terör' suçlamasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Devlet, ayrımcı söylemlere karşı daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir dil benimsemeli. Sosyal medyada ve sokakta yoğun bir nefret dili kullanılıyor. Bunun önüne geçebilmek için hukuki ve toplumsal adımların birlikte atılması gerekiyor. Eğer devlet samimi bir şekilde barış, eşit yurttaşlık ve kardeşlik yönünde adımlar atarsa toplum da buna uyum sağlayacaktır."
Toplumsal dönüşüm
Demokratikleşme mücadelesinde kadınların rolüne özel bir vurgu yapan Zeynep Elmas, kadına yönelik şiddet ve katliamlara karşı örgütlü mücadelenin önemini şu sözlerle özetledi: "Kadınların daha fazla kamusal alanda yer alması ve seslerini daha güçlü duyurması gerekiyor. Kadınlar birlikte hareket ettiklerinde hem kadın hakları hem de demokrasi açısından önemli değişimler yaşanabilir. Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddete karşı daha güçlü yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Ancak değişimin önemli bir kısmı kadınların dayanışmasından ve örgütlü mücadelesinden geçiyor."
Zeynep Elmas, son olarak tüm insanlık için savaşların olmadığı, kimsenin kimliğinden dolayı ötekileştirilmediği, barış ve huzurun hâkim olduğu bir gelecek temennisinde bulundu.
Sürgün ve uzaklık bir işkence yöntemi
Çocuklarından birinin Bodrum’da, diğerinin ise farklı bir ilde cezaevinde tutulduğunu aktaran Türkan Ildız, İstanbul’dan bu mesafelere seyahat etmenin ilerleyen yaşından dolayı kendisi için bir eziyete dönüştüğünü belirtti. Tutsakların insani koşullardan uzak, aylarca tek kişilik hücrelerde tutulduğuna dikkat çeken Türkan Ildız, şu ifadeleri kullandı: "Eğer vicdan ve adalet olmuş olsaydı iki kardeşi de İstanbul’da aynı yerde tutabilirlerdi, biz de çocuklarımızı kolaylıkla görebilirdik. Tutsaklarımız ailelerinden çok uzak yerlere gönderiliyorlar, bu da bir işkence yöntemidir."
'Barış istiyoruz'
Devletin çözüm konusunda bugüne kadar samimi bir adım atmadığını dile getiren Türkan Ildız, cezaevlerinin boşaltılması gerektiğinin altını çizdi. Kutuplaşmanın son bulmasının devletin atacağı olumlu adımlara bağlı olduğunu belirten Türkan Ildız, "Devlet, çocuklarımızı suçlu görüyor, rehin tutuyor ama suçlu olmadıklarını herkes biliyor. Kürt hareketi ve çocuklarımız barış, adalet ve demokrasi istedi, bunun için adım attı. Artık devletin de adım atması gerekiyor ki toplumdaki bu kutuplaşma son bulsun" dedi.
Çözüm: Demokratikleşme ve özgürlükte
Tutsakların demokratikleşme sürecine dair beklentilerinin büyük olduğunu ve görüşmelerde sorumluluk almaya hazır olduklarını ailelerine aktardıklarını söyleyen Türkan Ildız, kalıcı barışın yol haritasına dair, “Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması, cezaevlerinin tamamen boşaltılması, ana dil ve kültürel hakların anayasal güvenceye kavuşturulması, tutsakların ve gerillanın sürece dahil edilmesi" ifadesini kullandı.
Türkan Ildız, "Bizler Kürt halkı olarak, ezilenler, yok sayılanlar, bu anlamda adım atmaya hazırız. Devlet de adım atarsa barış gerçekleşir ve toplum rahat bir nefes alır" diyerek kalıcı barışa vurgu yaptı.
Barış Annesi Sabiha Bozan ise demokratik bir Türkiye ve halkların eşit yaşaması için cezaevlerindeki tutsakların tahliye edilmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, “Müzakerenin muhattabı Abdullah Öcalan’ın statüsü netleşmeli. Bu doğrultuda iktidar tarafından somut adım atılmalı" diye konuştu.







