‘Ekolojik yıkıma dur denilebilir’
- 09:09 8 Ocak 2026
- Ekoloji
İZMİR - Ege Bölgesi’nde ekolojik yıkıma karşı gerçekleştirilen eylem ve etkinlikleri değerlendiren EGEÇEP Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Aslı Akdemir, “Sermayenin çizdiği sınırları kabul etmeyen bir iradenin sahada karşılık bulduğunu gördük. Ekolojik yıkıma dur denilebilir” dedi.
Ege Bölgesi’nde Kasım ayında Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) öncülüğünde birçok kentte düzenlenen eylem ve etkinlikler, bölgedeki çevre mücadelesinin ortak sorunlar etrafında birleştiğini ortaya koydu. Ay boyunca gerçekleştirilen kervanlar ve buluşmalar, Ege genelinde süren çevre mücadeleleri arasında temas ve koordinasyonu güçlendirirken; ÇED mekanizmalarının işlevsizliği, halkın karar süreçlerinden dışlanması ve doğa talanının siyasal ve ekonomik tercihlerle bağlantısı bir kez daha görünür hale geldi.
Kasım ayındaki çalışmaları değerlendiren EGEÇEP Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Aslı Akdemir, “Ekolojik yıkıma dur denilebilir” dedi.
‘Buluşmalar dayanışma duygusunu büyüttü’
Kasım ayında Ege genelinde gerçekleştirilen eylem ve etkinliklerin çok yönlü sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Aslı Akdemir, bu sonuçların EGEÇEP’in çevre-ekoloji mücadelesindeki yeri, Ege’nin çevre sorunları ve bölgedeki örgütlerin birbiriyle ilişkileriyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Aslı Akdemir, “Bu eylem ve etkinlikler Ege’nin dört bir yanında yürütülen yerel çevre mücadelelerinin birbirinden kopuk olmadığını, aynı ekokırım politikalarının farklı yüzleriyle karşı karşıya olduğumuzu net biçimde ortaya koydu. Kervanlar ve buluşmalar sayesinde bu mücadeleler arasında güçlü bir bağ kuruldu, dayanışma duygusu büyüdü. Zaten EGEÇEP, Ege’deki 52 yerel çevre örgütünün çatısı konumunda. Bu eylem ve etkinlikler sayesinde bileşenlerimizi de buluşturmuş olduk. Kervan sayesinde, ekolojik yıkımın bölgesel ölçekte ortak nedenlere dayandığı ve bu yıkıma karşı geliştirilen yerel mücadelelerin birbirini tamamlayan bir karakter taşıdığı yeniden görülmüş oldu. Bu süreç, Ege’de yaşanan çevresel sorunların münferit ya da teknik meseleler olmadığını, siyasal, ekonomik ve yönetim tercihleriyle doğrudan ilişkili yapısal bir sorun olduğunu da gösterdi” dedi.
‘Yaşamdan yana bir iradenin sahada karşılık bulduğunu gördük’
Maden, enerji ve yapılaşma projelerine karşı toplumsal itirazın hâlâ canlı ve güçlü olduğunu vurgulayan Aslı Akdemir, EGEÇEP’in sahada kurduğu temasların yalnızca bir tepkiyi değil, ortak bir mücadele hattı kurma iradesini de ortaya koyduğunu söyledi. Aslı Akdemir, “EGEÇEP’in sahada kurduğu temaslar, yalnızca tepki gösteren değil; sözünü kuran, talebini netleştiren ve ortak mücadele hattı örmeye çalışan bir platform olduğunu da ortaya koydu. İktidarın ekokırım politikalarına karşı Ege’de güçlü ve örgütlü bir itirazın varlığı da bir kez daha görüldü. Bu süreç, Ege’nin dört bir yanında süren direnişlerin yalnız olmadığını; maden, enerji ve rant projelerine karşı ortak bir mücadele hattının mümkün ve gerekli olduğunu gösterdi. EGEÇEP açısından bu dönem, yalnızca bir dizi eylem değil, sermaye–iktidar işbirliğiyle yürütülen doğa talanına karşı halkın sözünü büyütme süreci oldu. Sermayenin çizdiği sınırları kabul etmeyen, yaşamdan yana bir iradenin sahada karşılık bulduğunu gördük” sözlerine yer verdi.
‘Bu politikalar geri çekilene kadar mücadelemiz sürecek’
Eylemlerin, EGEÇEP açısından yalnızca görünürlük sağlayan bir süreç olmadığını söyleyen Aslı Akdemir, bu dönemin ekoloji mücadelesinin yerel deneyimlerden beslenen kolektif bir hatta dönüştürülebileceğini gösteren önemli bir deneyim olduğuna dikkat çekti. Yerel mücadelelerin ağ mantığıyla birbirine bağlanabildiğini vurgulayan Aslı Akdemir, “Doğanın, yaşam alanlarının ve halkın iradesinin sermaye çıkarlarına feda edilmemesi; maden ve rant odaklı yapılaşma projelerinin durdurulması; ÇED süreçlerinin bir formalite olmaktan çıkarılması ve halkın karar süreçlerine gerçek anlamda katılması gerekiyor. İktidarın mevcut ekokırım politikaları karşısında bu taleplerimizin doğrudan karşılık bulduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değil. Ancak şunu açıkça söyleyebiliriz: Bu eylemler, iktidarın ‘sessiz çoğunluk’ iddiasını boşa düşürdü. Doğa talanına karşı güçlü bir toplumsal muhalefetin varlığı bir kez daha ortaya konuldu. Bu eylemler, iktidarın dayattığı talan politikalarının meşruiyetini kaybettiğini, toplumun geniş kesimlerinin bu yıkımı kabul etmediğini de açıkça gösterdi. Bu yönüyle süreç, kısa vadeli sonuçlardan çok, uzun erimli bir toplumsal muhalefet hattının güçlenmesine işaret ediyor. Mücadelemiz, bu politikalar geri çekilene kadar sürecek” şeklinde konuştu.
‘Ormanlar ve kıyılar geri dönüşü zor bir tahribatla karşı karşıya’
Ege’nin maden ruhsatlarıyla, enerji projeleriyle ve plansız yapılaşmayla kuşatma altında ve açık bir ekokırım sahasına dönüşmüş durumda olduğunun altını çizen Aslı Akdemir, “Tarım alanları, su havzaları, ormanlar ve kıyılar geri dönüşü zor bir tahribatla karşı karşıya. Bu projeler ‘kalkınma’ adı altında sunulsa da gerçekte yerel halkı yoksullaştıran, yaşam alanlarını yaşanmaz hale getiren bir sömürü düzeninin parçası. Devletin bu politikalardaki ısrarı, doğayı ve yaşamı değil; sermayenin çıkarlarını önceleyen bir yönetim anlayışının sonucu. Biz EGEÇEP olarak bu ısrarı, yalnızca çevre-ekoloji sorunu değil, aynı zamanda bir demokrasi ve yaşam hakkı ihlali olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Kadınlar ekoloji mücadelesinin en ön saflarında yer alıyor’
Doğa talanının en ağır sonuçlarının kadınların yaşamında ortaya çıktığını belirten Aslı Akdemir, suya erişimin zorlaşması, tarımın yok edilmesi ve geçim kaynaklarının kaybının bakım yükünü, yoksulluğu ve güvencesizliği doğrudan kadınların omuzlarına yüklediğini söyledi. Aslı Akdemir, “Kırsalda yaşayan kadınlar için bu projeler, yaşam alanlarının ellerinden alınması anlamına geliyor. Buna rağmen ya da tam da bu yüzden kadınlar Ege’deki ekoloji mücadelesinin en ön saflarında yer alıyor. Tarlayı, zeytinliği, köyü savunan kadınlar aslında herkesin yaşamını savunuyor. EGEÇEP açısından kadınların mücadelesi tali değil, kurucu bir roldedir. Ekoloji mücadelesi ve kadın özgürlük mücadelesi iç içe geçen ve birbirlerini tamamlayan mücadelelerdir” dedi.
‘Ekolojik yıkıma dur denilebilir’
Eylemlerin, EGEÇEP açısından bir sonuçtan ziyade, mücadelenin yeni bir evresine işaret ettiğini dile getiren Aslı Akdemir, son olarak şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemde EGEÇEP, 20 yıldır yaptığı gibi yerel ekoloji mücadeleleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye, hukuki süreçlerle toplumsal muhalefeti birlikte ele alan bütünlüklü bir mücadele hattı örmeye devam etmeyi hedefliyor. Kamuoyuna çağrımız açıktır: Ekolojik yıkıma dur denilebilir. Doğayı, yaşam alanlarını ve müşterekleri savunmak, yalnızca çevrecilerin, ekolojistlerin değil, toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğudur. EGEÇEP, bu ortak sorumluluk etrafında yan yana gelmeye ve birlikte mücadele etmeye çağırıyor.”








