Gülistan Kılıç Koçyiğit: Jin jiyan azadî demek suç mu?

  • 11:02 2 Şubat 2026
  • Siyaset
ANKARA - DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, saçlarını ördükleri için yapılan gözaltılara, “Jin jiyan azadî  demek suç mu?” diye tepki gösterdi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Barış yasaları ve süreç yasaları ivedilikle çıkarılmalıdır. Süreci yavaşlatacak her yaklaşımdan kaçınılmalıdır” dedi. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit Meclis’te güncel gelişmelere ilişki basın toplantısında konuştu. 
 
‘Halk saldırıyla karşılaştı’
 
Dünyada ilan edilen 1 Şubat Rojava ile Dayanışma Günü’nün, Kürt halkının statüsüzlüğüne karşı yürütülen mücadeleye verilen bir direniş olduğunu söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, Rojava Devrimi’nin ve kazanımlarının yanında olduklarını belirtti. 6 Ocak’tan bu yana Rojava’ya yönelik saldırıların sürdüğünü ve anlaşmaya rağmen Kobanê’nin hâlâ kuşatma altında olduğunu söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit,  “Kürdistan’ın dört parçasında, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında Kürtler ve Kürtlerin dostları alanlara, meydanlara çıktı. Rojava ile dayanışmak, kuşatmayı kırmak için seslerini duyurmaya çalıştılar. Hepsi sivil eylemlerdi, hepsi demokratik ve barışçıl gösterilerdi. Dünyanın hiçbir yerinde bu eylemlere yönelik bir müdahale olduğunu görmedik. Fakat gelin görün ki Türkiye’de, katliam tehdidine karşı alanlara çıkan halkımız büyük bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Çok açık ve net: Tek bir amaç vardı. Halkı korkutmak, halkı sindirmek, Rojava ile dayanışmayı ve Rojava ile kurulan bağı koparmak isteyen bir anlayışın dışa vurumu olduğunu ifade etmek istiyoruz” dedi. 
 
‘Faşist hemşireye soruşturma açacak mısınız?’
 
Eylemlerde her yerde ve her kesime karşı polisin şiddetini gördüklerini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, işkence edilen Diyar Koç’tan söz ederek şunları söyledi: “Etlik Şehir Hastanesi’nden Sincan’a sevki sırasında, kendisine refakat etmesi gereken ve tıbbi etik ile yaşam hakkını korumak üzerine yemin etmiş bir hemşire tarafından tehdit edildi. Evet, bakın, tehdidi size açık ve net bir şekilde söyleyeyim. Ne demiş bu ırkçı, faşist, Kürt düşmanı hemşire? ‘Bunu bana teslim edin, gidin; gerekeni yaparım.’ Ölümle burun buruna getirildi. Yetmedi, kendisine refakat etmesi gereken bir başka hemşire tarafından da tehdit edildi. Orada hem fiziksel hem de sözlü tehdide maruz kaldığını söylüyor. Milletvekilimiz Ömer Faruk Koç’un yoğun çabaları sonucunda yapılan görüşmede, darp nedeniyle kendisinde çok ağır bir genel vücut travması olduğu tespit edildi. Saçını ördüğü ve sosyal medyada paylaştığı için Kocaeli’de bir hemşire hemen gözaltına alındı; Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı hemşireyi derhal açığa aldı, hakkında idari ve adli soruşturma başlatıldı. Suçu neydi? Saçını örmüştü. Ama Diyar Koç’u, Kürt halkını sarı torbalarla tehdit eden hemşire için ne yapıldı diye bakıyoruz. Ortada hiçbir şey yok. Buradan Adalet Bakanlığı’na soruyorum: Soruşturma açacak mısınız? Bu ırkçı, faşist zihniyeti adalet önüne çıkaracak mısınız? Kimseyi, bir hastayı tehdit edemezsiniz. Bu, görevi kötüye kullanmaktır. Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bütün Cumhuriyet savcılarına çağrı yapıyorum. Bu bir suç duyurusudur. Etlik Şehir Hastanesi’nden Sincan Cezaevi’ne götürülme sürecinde Diyar Koç’a refakat eden hemşire hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.”
 
‘Ya PKK'nin kendini feshettiğini bilmiyorlar ya da bundan rahatsızlar’
 
Gülistan Kılıç Koçyiğit şöyle konuştu: “Diyar Koç’u darp eden polisler hakkında bir işlem başlatıldı mı? Diyar Koç hâlâ yaşam mücadelesi veriyor. Muhtemelen hepsine yakında ödül verilir. Çünkü bu ülkede muhalife karşı, Kürt’e karşı, kadına karşı işlenen suçların cezası yoktur. Diyar Koç’un iddia edildiği gibi bir eylemi de yoktur. Sosyal medyada dolaştırılıyor ya, ‘bayrak indirdi’ diye; böyle bir şey yok. Bakanlıktaki bütün yetkililer de bunun böyle olmadığını biliyor. Soruşturma dosyasında da yok. Ama buna rağmen hedef gösteriliyor ve şu anda hâlihazırda cezaevinde yaşam hakkı tehdit altındadır. Bu süreçte 550 kişi gözaltına alındı, en az 80 kişi tutuklandı. Bütün bu tutuklamaların gerekçesi, kendini feshetmiş ve 12 Mayıs’ta bunu ilan etmiş PKK’ye üyelik. Galiba adli makamlar ya PKK’nin kendini feshettiğini bilmiyorlar ya da bundan rahatsızlar. Kendini fesheden bir örgüte nasıl üye olunuyor? Bu soruya yanıt vermesi gerekenler bizler değiliz.
 
Jin Jiyan Azadî demek suç mu?
 
Bakın saç örme eylemi. Ya bunu bir ırkçı sahiple nitelendirilenlerden tutalım da bunu bir örgüt faaliyeti olarak yaftalayanlara kadar ne ararsanız var. Bu ülkenin siyasetinden bir kadın savaşçının saç örgüsünü kesip ‘ondan geriye bu kaldı’ diyen o IŞİD zihniyetine, o karanlığa karşı bu ülkedeki yetkililer tek bir cümle duymadınız. Ama saçını örenlere, yapılanları hepimiz görüyoruz. Belediyelerimiz üç tane kadın, saç örgülü kadın arkadan çekilmiş fotoğrafları ve Jin, jiyan, azadî pankartı astığı için belediye binalarına Muş Belediye Eşbaşkanlarımız gözaltına alındılar. Suç mu? Jin, Jiyan, Azadî demek suç mu? Kağızman'da 17 yaşındaki bir çocuk ve 20 yaşındaki bir kadın gözaltına alınıyor. 17 yaşındaki bir çocuğun sabah kapısına gelip polis onu alıp götürdü. Saçını örüp sosyal medyadan yayınladığı için. Bu ülkede buna dair tek bir söz kurulmayacak mı?
 
Nefret suçları için kanun teklifi verdik destek verilmeli
 
Bütün bunların cezasızlık politikasından ve nefret suçlarına karşı bu ülkede bir yasanın olmamasından kaynaklandığını çok iyi biliyoruz. Bir gün stadyumlarda kadına yönelik cinsiyetçi ve ırkçı nefret suçu işleniyor. Bir gün sokakta, bir gün kollukta bir gün başka bir kamu dairesinde. Buna karşı bir mekanizmaya, buna karşı bir yasaya ihtiyaç var. Nefret suçlarını engellemek için bir ama iktidardan tek bir adım yok. Çünkü kullanışlı aparat. Birileri bunun üzerinden siyaset yapıyor. Irkçılık üzerinden siyaset yapılıyor. Ve bunu engelleyecek bir yasa yok. Partiymiş gibi ortada geziyorlar. Yaptıkları ırkçılık hedef gösterme. Buna dair söz kuran yok. O anlamıyla bütün bunlara karşı biz bugün meclis başkanlığına nefret suçlarını önlemek için de bir yasa teklifi verdik ve bunun da bütün muhalefet partileri başta olmak üzere bu yasa teklifine yönelik herkesin elini taşın altına koyması ve destek vermesi gerekiyor.  
 
Kobanê’nin kuşatma altında olmasının karşısındayız
 
Kobanê kuşatma altında en temel yaşam ihtiyaçları yok. En temel malzemelere ulaşamıyorlar. Un yok, ekmek sıkıntısı var. Hastanelerde ilaç sıkıntısı var. En başta kronik hastalığı olanlar, şeker, tansiyon hastaları, ilaca erişemiyorlar. Diyaliz hastaları büyük risk altında. Oksijen olmadığı için yeni doğan bebeklerin küvezlerinde ölümle yaşam arasında çok ciddi bir sorun var. Oksijensizlik nedeniyle yeni doğanları kaybetme riski var. Elektrik olmadığı için, ısınamadığı için insanlar hipodermi nedeniyle donuyor. Altı çocuk donarak yaşamını yitirdi. Buradan soruyorum. Filistin için sesini yükseltenler , Filistinli çocukların fotoğraflarını paylaşanlar, Kobanêli çocuğun sizin için hiçbir önemi yok mu? Kobanêli çocuklar ölürken sesiniz çıkmayacak mı? Katliam riski nerede olursa olsun, hangi halk tehdit altında olursa olsun biz onun karşısındayız, onun karşısında olmaya devam edeceğiz. Dün nasıl Filistin'e yapılanların karşısındaysak, o soykırımı lanetlediysek, bugün de halkımızın, Kobanê'nin, Rojava'nın kuşatma altında olmasının karşısında duruyoruz ve durmaya devam edeceğiz.
 
Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın 
 
Mürşitpınar Sınır Kapısı hemen Kobanê ile bitişik. Kapı açılırsa yardımlar ilk elden acil bir şekilde sadece yarım saat içerisinde Kobanê'de olacak. Belki gönderilecek yardımlarla oradaki çocuklar, oradaki insanlar korunacak. Halkımız, belediyelerimiz yardımlarını topladı. Kent koruma platformu, kent konseyi yardımlarını topladı. Hâli hazırda bekliyor. Daha kaç gün bekleteceksiniz? Kapıyı açmak bu kadar zor olmamalı. Bir anlaşma var. Bir süreç var. Bütün bunlar gözetilerek bir kez daha Türkiye'ye burada en fazla Kürtlerin yaşadığı ülkedeki Türkiye hükümetine sesleniyoruz. AKP hükümetine sesleniyoruz. Gün gerçekten Kürt halkını gözetme günüdür. Gereğini yapma günüdür. Kardeşliği pratikleştirme günüdür. Sınır kapısını açabilirler. Bunu açmanın önünde hiçbir engel olmadığını hepimiz biliyoruz. Derhal şimdi o sınır kapısının açılması gerçek anlamda kardeşlik köprülerini arttıracak ve insanların kırılan duygularını onarmak açısından da bir adım olacaktır. 
 
Barış ve istikrar Türkiye'nin de Suriye'nin de acil ihtiyacıdır
 
29 Ocak'ta i Şam geçici hükümetiyle Demokratik Suriye Yönetimi arasında bir anlaşma sağlandı. İmzalanan bu entegrasyon anlaşmasını memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek istiyoruz. Bu anlaşmanın bir bitiş değil, aksine demokratik bir Suriye inşası için bir başlangıç adımı olduğuna inanıyoruz. Ve anlaşmanın en önemli kısmının pratikte. Demokratik kamuoyunun da bu anlaşmanın pratiğe dökülmesi sürecini takip edeceğini de biliyoruz. Suriye'de Kürtler, Aleviler, Dürziler, Türkmenler ve diğer bütün kimliklerin güvenceye alındığı demokratik bir ülkenin kurulması için burası bir adım olabilir. Bu anlaşma bir başlangıç noktası olabilir ve buradan demokratik bir Suriye için gerçekten önemli adımlar atılabilir. O anlamıyla burada en önemli sorumluluklardan birinin Türkiye'ye düşüyor. Türkiye yapıcı bir katkıyla bütün tarafları gözeten, eşit bir yaklaşımla bu sürece fazla katkı verebilir ve daha fazla yapıcı bir rol oynayabilir. Barış ve istikrar toplumların eşit demokratik birlik içinde özgür yaşaması Türkiye'nin de Suriye'nin de acil ihtiyacıdır. Suriye'deki barış ve istikrar bütün bölgenin barış ve istikrarının başlangıç noktası pozisyonuna gelmiştir. 
 
Süreç yasalarının da ivedilikle çıkması gerekiyor
 
Cumhurbaşkanından henüz bir randevu talebinde bulunmadı heyetimiz. Belki bu hafta ya da gelecek hafta içerisinde bir görüşme mümkün olabilir. Geçen hafta açısından komisyonunun rapor yazım ekibinin toplanması beklentimiz vardı. Ama bu konuda biliyorsunuz çağrıcı olan Meclis Başkanının bizzat kendisi böyle bir çağrı yapmadı. Bu hafta içerisinde bir çağrı bekliyoruz. Bu rapor yazım ekibinin bizzat bir an önce bu raporu tamamlaması ve genel kurula sevk etmesi gerekiyor ve çok uzun zamandır söylediğimiz; Barış yasalarının, süreç yasalarının da ivedilikle çıkması gerekiyor. Onlarca defa söyledik. Süreci sekteye uğratacak, süreç yavaşlatacak ve süreç yavaşladıkça da aslında başka yönelimlere maruz kalabilecek bir yaklaşımdan herkesin imtina etmesi gerekiyor. O anlamıyla burada bir hıza ihtiyaç olduğunu, hızlanmaya ihtiyaç olduğunu bir kez daha altını çizerek meclis başkanına da çağrı yapıyoruz. Kendisini de arayarak bizzat bunu zaten kendisine de ifade edeceğiz. Hızlı bir şekilde raporun tamamlanması ve genel kurula sevk edilmesi noktasında.”