DEM Parti ve CHP Rojava gündemli görüştü

  • 12:51 27 Ocak 2026
  • Siyaset
ANKARA - DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Rojava gündemli CHP ile görüştü. Ardından yapılan açıklamada, Rojava’ya yardımların götürülmesi için Murşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması yönünde her iki parti de görüşte bulundu.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Rojava'ya yönelik saldırılara ilişkin başlattığı siyasi temaslar turunun ilkini, 10.30’da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile gerçekleştirdi.
 
CHP Genel Merkezi'nde yapılan görüşmeye katılan DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan ve Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli'den oluşan DEM Parti heyetini, CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke'nin aralarında olduğu CHP heyeti kapıda karşıladı. Görüşme, 1 saat 20 dakika sürdü.
 
‘Kürtleri kendi kentlerinde rahat bırakmıyorlar’
 
Görüşmenin ardından siyasetçiler, basın açıklaması gerçekleştirdi. Öncelikle Tuncer Bakırhan söz alarak, Suriye’deki gelişmelere Türkiye’nin yaklaşımını “ateşe benzin dökmek” tabiriyle tanımladı. Tuncer Bakırhan, “Yüz yıldır bölgede çok kirli bir oyun oynanıyor. Bu oyun ülkeye kan, savaş ve çatışma getirdi. Artık yüz yıldır devam eden bu oyunu, bu kısır döngüyü kırmak gerekiyor. 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın yapmış olduğu çağrı da tam da bölgede yüz yıldır oynanan bu kısır döngüyü ortadan kaldırmaya dönüktü. Ama maalesef tam bu süreçte Halep'te bir sabotaj gerçekleşti. Birileri istiyor ki halklar sürekli çatışsın. Hegemonik emperyal güçler de bu çatışmalardan rant elde etsin. Umarım ülkemizi yöneten iktidar da halkları karşı karşıya getiren, hegemonik emperyal güçlerin çıkarına oluşturulan bu zemini görür. Suriye bizim için önemli. 
 
Suriye'deki rejimin karakteri de çok önemlidir. Suriye'de rejim Selefi mi olacak? Kadın düşmanı, Kürt düşmanı, Dürzü, Alevi düşmanı mı olacak? Yoksa demokratik mi olacak? Türkiye'yi de yakinen ilgilendiriyor. Parti olarak Suriye'de Selefi bir zemin ve mantık yerine demokratik Arapları, Kürtleri, Alevileri, Dürzileri, kadınları kapsayan demokratik bir zemin oluşmasının mücadelesini yürütüyoruz. Ama Suriye'de bugün sahada ciddi bir insani kriz var. Özellikle Kürtlerin yaşamış olduğu kentler abluka altında. Elektrikler yok. Sular akmıyor. Çocuklar soğuktan yaşamını yitiriyor. Kürtler kendi kentlerinde yaşamasına rağmen bir türlü rahat bırakmıyorlar. Bunun için öncelikle Kobanê başta olmak üzere Suriye'de Kürtlerin yaşamış olduğu yerlerde acil insani koridorların açılması gerekiyor. Türkiye Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarını açabilir” diye belirtti.
 
‘Bu oyunu biz kazanalım’
 
Ardından söz alan Özgür Özel ise Türkiye’nin barışı ile Suriye’nin barışının iç içe olduğunu söyleyerek, bunun ayrıştırılmasının mantıkla bağdaşmadığını ifade etti. Suriye'de bir an önce istikrarın sağlanmasını ve tüm halkları kapsayan ve güvence altına alan bir çözümden ve anayasadan yana olduklarını belirten Özgür Özel, “Ortada bir sınır çizgisinin olması iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşadığı gibi Türkmenlerin de Kürtlerin de Arapların da her birimizin akrabaları olduğunu ve onlarla aramızda oluşabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz lazım. Ama işler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenler, birazcık ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyorlar ve biraz önce Sayın Genel Başkan'ın da ifade ettiği gibi bir nefret söylemine varan, Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz. Bu oyunda kazanan İngilizler, Amerikalılar, İsrailliler mi olmalı yoksa bu oyunda kazanan Kürtler, Türkler, Araplar, Aleviler, Dürziler mi olmalı? Niye kilometrelerce ötede, ömürleri boyunca dünyanın neresinde petrol varsa, maden varsa, neresinde sömürülecek bir şey varsa oraları sömürmüş olanlar buradan kazançlı çıksın. Barışı sağlayalım, kardeşliği sağlayalım. Demokrasiyi sağlayalım” sözlerini kullandı.
 
‘Yardımlar konusunda endişeliyiz, Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmalı’
 
Türkiye’den çıkan yardım tırlarının olumlu olduğunu ancak orayı bu hale kimin getirdiğine de bakmak gerektiğini söyledi. Özgür Özel,  yardım tırlarının Kobanê’ye ulaşması konusunda endişelerinin olduğunu belirterek, “Selefi yapılara yol verip de sonra orada şehirler kuşatılınca, elektrikler kesilince, beş tane çocuk soğuktan donunca, insanlar açlığa sürüklenince buradan yardım tırları yollamak yerine bunlara sebebiyet verecek kargaşaya imkân tanımayıp hep söylediğimiz gibi diyalog ve çözümü ön plana almak gerekiyor. Şehirlerin kuşatıldığı zamanda gidecek bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bundan dolayı da endişeliyiz. Bu sırada içeride de, görüşmede de konuştuk. Bu yardımların Öncüpınar'dan Halep'e, Halep'ten Azez'e, Kobanê'ye ulaştırılmasının dışında çok daha pratik, lojistik olarak da aklın gereği olan çok daha garanti bir yol var. Mürşitpınar Sınır Kapımız var. Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında zaten yardımlar ulaşması gerektiği yere ulaşıyor. Bir kuşatmayı geçmek zorunda kalmazsınız. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yardım ulaştırmak istiyorlar. Yine, Komisyon rapor yazma aşamasındadır. Suriye'de kalıcı barışın sağlanması nasıl mümkün olacak sorularına Komisyonun da kendi iş çalışmalarında yanıt araması gerekmektedir. Suriye konusunda da Komisyonun yapıcı katkı sağlamasını önemsiyoruz. İnisiyatif almasını, çalışmalar yapmasını önemsiyoruz. Bu konuyu da arkadaşlarımız gündemlerine alacaklar” diye belirtti.