Diplomasi, hafıza ve mücadele: Fidan Doğan

  • 09:02 6 Ocak 2026
  • Portre
Derya Ceylan 
 
HABER MERKEZİ - Sakine Cansız ve Leyla Şaylemez ile birlikte Paris’te katledilen Fidan Doğan (Rojbîn), Kürt kadın mücadelesini uluslararası alana taşıyan politik çizgisiyle anılıyor. 
 
Kürt kadın özgürlük mücadelesinin öncü isimlerinden; PKK’nin kurucu isimlerinden Sakine Cansız (Sara), Kürt kadın mücadelesini Avrupa’da diplomasi alanına taşıyan Fidan Doğan (Rojbîn) ve genç kuşak kadın direnişinin sembol isimlerinden Leyla Şaylemez (Ronahî), 9 Ocak 2013’te Paris’te katledildi. Avrupa’nın ortasında işlenen bu politik katliam, yalnızca üç kadının yaşamını değil; Kürt kadın hareketinin tarihsel, uluslararası ve süreklilik taşıyan mücadelesini de hedef aldı. Bu üç kadından biri olan Fidan Doğan, diplomasiyle örülmüş mücadelesi ve bıraktığı mirasla bugün hâlâ anılmaya devam ediyor. 
 
Çocukluktan mücadeleye uzanan bir yaşam
 
1982 yılında Elbistan’da dünyaya gelen Fidan Doğan, genç yaşta politik mücadeleyle tanıştı. Ailesinin anlatımlarında o, erken yaşlardan itibaren sorumluluk duygusu yüksek, çevresine karşı duyarlı ve paylaşımcı bir çocuktu. Fidan Doğan’ın yaşamı boyunca taşıdığı adalet duygusu, ilerleyen yıllarda onu Kürt kadın özgürlük mücadelesinin aktif bir öznesi haline getirdi.
 
Rojbîn: Diplomasiyle kurulan bir mücadele hattı
 
“Rojbîn” adıyla tanınan Fidan Doğan, Avrupa’da yürüttüğü çalışmalarla Kürt meselesini ve özellikle Kürt kadınların mücadelesini uluslararası alanda görünür kılan isimlerden biri oldu. Fransa başta olmak üzere birçok ülkede parlamentolar, sivil toplum platformları ve uluslararası kurumlarla kurduğu temaslarda, kadınların söz kuran, politika üreten özne olduğunu anlatan bir dil geliştirdi. Onun mücadelesi, silahların değil sözün; kapalı kapıların değil açık diyalogların alanında şekillendi.
 
İnsan ilişkilerinde ısrar ve sabır
 
Fidan Doğan’ın yakın çevresi ve yoldaşları, onun en belirgin özelliklerinden birinin insan ilişkilerindeki ısrar ve sabır olduğunu anlatır. Görüştüğü kurumlarda, toplantı salonlarında ya da bire bir temaslarda, Kürt kadınların mücadelesini anlatırken aceleci olmayan, dinleyen ve karşısındakini ikna etmeye çalışan bir dil kurardı. Bu yönüyle Fidan Doğan, yalnızca taleplerini sıralayan değil; karşısındaki muhatabı sorumluluk almaya zorlayan bir siyaset tarzını benimsedi.
 
Kadınların sözünü uluslararası alana taşıyan bir çizgi
 
Ailesi ve yoldaşları, Fidan Doğan’ın bu hattı bilinçli bir tercih olarak benimsediğini vurgular. Avrupa’daki diplomatik faaliyetlerinin ardında, şiddetin değil iknanın ve diyaloğun dönüştürücü gücüne duyduğu inanç vardı. Erkek egemen siyaset alanında, kadınların uluslararası alanda da söz kurabileceğini gösteren bu yaklaşım, Fidan Doğan’ı Kürt kadın hareketinin simge isimlerinden biri haline getirdi.
 
Paris katliamı ve cezasızlık
 
9 Ocak 2013’te Paris’te, Sakine Cansız ve Leyla Şaylemez ile birlikte katledilmesi, Kürt kadın hareketine yönelik açık bir politik saldırıydı. Aradan geçen yıllara rağmen dosya aydınlatılmadı; adalet talebi karşılıksız bırakıldı. Bu durum, ailelerin ve kadın hareketinin sıkça dile getirdiği gibi, yalnızca bir hukuki eksiklik değil; aynı zamanda sistematik bir cezasızlık politikası olarak hafızalara kazındı.
 
Bir yas değil, bir mücadele hafızası
 
Fidan Doğan’ın ailesi, katliamın ardından yaptıkları açıklamalarda onun adının bir yas nesnesi olarak değil; hakikat ve adalet mücadelesinin simgesi olarak anılmasını istedi. “Adalet sağlanana kadar bu dosya kapanmayacak” vurgusu, Fidan Doğan’ın temsil ettiği politik hattın sahiplenilmesi anlamına geldi.
 
Bugün Fidan Doğan (Rojbîn), Kürt kadınların sınırları aşan mücadelesinde, diplomasiyle direnişi buluşturan bir çizginin hafızası olarak yaşıyor. Onun bıraktığı miras, kadınların uluslararası alanda kurduğu politik dilde, adalet arayışında ve kolektif bellekte varlığını sürdürmeye devam ediyor.