Dep Festivali'nde 'Barış ve Demokratik Toplum Süreci' paneli

  • 19:50 1 Ağustos 2026
  • Güncel
XARPET - Dep Doğa ve Kültür Festivali kapsamında düzenlenen panelde konuşan Veysi Aktaş, İmralı'daki görüşmeler ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ayla Akat Ata ise kalıcı barış için demokratikleşme ve kadınların eşit temsiliyetinin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
 
Xarpet'in Dep (Karakoçan) ilçesinde belediye tarafından düzenlenen 2026 Dep Doğa ve Kültür Festivali, ikinci gününde "Siyasi Süreç Değerlendirmesi" paneliyle devam etti.
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Uğur Bayrak'ın moderatörlüğünü yaptığı panele, Tewgera Jinên Azad (TJA) Aktivisti Ayla Akat Ata ile İmralı Sekretaryası Üyesi Veysi Aktaş konuşmacı olarak katıldı.
 
Dep Belediyesi konferans salonunda gerçekleştirilen panele, PKK'nin öncü kadrolarından Mazlum Doğan ile Hayri Durmuş'un aileleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çewlîg Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
 
'İmralı normal bir cezaevi değil'
 
Panelde ilk sözü alan Veysi Aktaş, İmralı Cezaevi'nde yürütülen görüşmeler, adadaki tecrit ve yaşam koşulları ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
Sürece dair medyada yürütülen tartışmaların spekülatif ve çarpıtılmış bir boyuta ulaştığını belirten Veysi Aktaş, İmralı'daki fiziksel koşullardan devlet içindeki güç dengelerine, bölgesel jeopolitikten çözümün üç aşamalı yol haritasına kadar birçok başlığa değindi. İmralı'daki ağır tecrit koşullarına dikkat çeken Veysi Aktaş, adadaki mimari yapıdan personel rejimine kadar her şeyin özel bir statüde yürütüldüğünü belirterek, "İmralı'yı mimarisinden yapısına kadar normal bir cezaevi olarak tanımlayamazsınız. Personel, müdür ve güvenlik güçleri özel elemelerden geçmiş, güvenlik bürokrasisinden gelen kadrolardır. Yapı deniz seviyesinin altında, yüksek rutubetli ve hava sirkülasyonunun olmadığı bir alandadır. 24 saat kameralarla ve personelle gözetlenen bu ağır tecrit koşullarında zihinsel dinamizmin korunması, Önderliğin her gün ürettiği yeni fikir ve felsefi derinlik sayesinde mümkün olmaktadır" dedi.
 
'Uluslararası güçler Kürt varlığını dikkate almak zorunda kaldı'
 
Ortadoğu'daki dengelerin değiştiğini ve Kürt dinamiğinin artık vazgeçilmez bir siyasal özne haline geldiğini vurgulayan Veysi Aktaş, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın "Proto-İsrail" tahliline atıfta bulundu.
 
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki seküler yapının geçmişte bölgesel bir işlev gördüğünü, ancak bugün İsrail ve uluslararası güçlerin seküler ve örgütlü bir Kürt varlığını dikkate almak zorunda kaldığını ifade eden Veysi Aktaş, Abdullah Öcalan'ın bu süreçteki temel yaklaşımının Türkiye ile demokratik uzlaşı olduğunu söyledi.
 
Veysi Aktaş, "Önderlik ideolojik olarak her türlü milliyetçiliğe ve siyonizme karşıdır; çözümü Türkiye ile geliştirmek istemektedir. Ancak Türkiye Kürtlere soykırımı ve imhayı dayatırsa, Kürt halkı varlığını korumak adına öz savunmasını devreye sokma ve her türlü stratejik ilişkiyi geliştirme hakkına sahiptir. Silah bir amaç değil, siyasetin önünü açacak taktiksel bir araçtır" diye belirtti.
 
Üç aşamalı yol haritası
 
İmralı'da kaleme alınan ve devletle varılan mutabakatın belgesi niteliğindeki "Manifesto"ya değinen Veysi Aktaş, çözüm için öngörülen üç aşamalı modeli anlattı. Veysi Aktaş, "Bizim öngördüğümüz ve Manifesto'da yer alan çözüm süreci üç temel aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama 'Dar Entegrasyon ve Yasal Çerçeve' aşamasıdır; burada sürgünde, dağda ve cezaevinde bulunan kadrolarımızın fiili ve yasal güvencelerle demokratik siyasete katılımı sağlanacak, Önderliğin çalışma ve iletişim statüsü özgür koşullara kavuşturulacaktır. İkinci aşama 'Demokratikleşme ve Kimliğin Kabulü' sürecidir; bu evrede Kürt adının, kimliğinin ve varlığının hukuki ile anayasal zeminde resmi olarak tanınması, anadilde eğitim ve 'Londra Modeli' benzeri güçlü yerel demokrasi ile özyönetim haklarının müzakere edilmesi gerekmektedir. Üçüncü ve son aşama ise 'Demokratik Anayasa' aşamasıdır; burada Demokratik Toplum ile Demokratik Cumhuriyet yeni bir toplumsal sözleşme temelinde kalıcı bir entegrasyona kavuşacaktır" ifadelerini kullandı.
 
'Tarihte ilk kez Kürt liderliği muhatap alındı'
 
Türkiye'deki statükocu odakların ve konjonktürel ittifakların süreci tıkama çabalarına rağmen devletin İmralı ile müzakere noktasına gelmesinin tarihsel önemde olduğunu belirten Veysi Aktaş, "Cumhuriyet tarihinde Şeyh Said, Seyit Rıza ve Bedirxan Bey örneklerinde görüldüğü gibi Kürt dinamikleri ya bastırıldı ya da tasfiye edildi. Ancak 100 yıl sonra devlet ilk kez bir Kürt liderini doğrudan muhatap alarak meseleyi masaya indirmek zorunda kalmıştır. Süreci başlatanların hareketi bölme veya parçalama hesapları, tüm kadro ve yapıların Önderliğin arkasında kenetlenmesiyle boşa çıkarılmıştır" diye kaydetti.
 
'Statüsü özgür çalışma koşullarıyla mümkündür'
 
Ardından konuşan Ayla Akat Ata, sürecin toplumsal ve siyasal dinamiklerine dikkat çekerek, halkın sürecin asıl öznesi ve garantör gücü olduğunu söyledi.
 
1993'ten bu yana Kürt sorununun demokratik çözümü için ağır bedeller ödendiğini belirten Ayla Akat Ata, 2009 Oslo ve 2013-2015 çözüm süreçlerinden çıkarılan derslerin bugünkü süreç açısından önemli olduğunu dile getirdi. Devlet Bahçeli'nin 1 Ekim 2024'te yaptığı açıklamalara değinen Ayla Akat Ata, Abdullah Öcalan'ın statüsünün yalnızca "Umut Hakkı" tartışmalarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, şöyle devam etti: "Sayın Öcalan bu halkın 'önder' dediği bir kimliktir ve baş müzakerecidir. Umut Hakkı Türkiye'nin zaten yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülüktür. Ancak Sayın Öcalan'ın statüsü; halkla, sürecin taraflarıyla ve siyasi aktörlerle özgürce buluşabileceği, çalışabileceği ve yaşayabileceği koşulların oluşturulmasını gerektirir. Biz onun özgürlüğüyle kendi özgürlüğümüzü bir görüyoruz."
 
'Kadınlar müzakere masasında özne olacak'
 
Dünyadaki çatışma çözümü örneklerine değinen Ayla Akat Ata, kalıcı barış için yeni bir siyaset dili kurulması, parlamentonun merkezde olduğu yasal mekanizmaların oluşturulması ve kadınların eşit temsiliyetinin güvence altına alınması gerektiğini ifade eden Ayla Akat Ata, "Bize düşen, kapı aralandığında pasif bir bekleyişe girmek değil; o kapıyı sonuna kadar açarak demokratikleşmeyi zorlamaktır. Muhatabımız kim olursa olsun biz iktidarları çözüme, barışa ve demokrasiye zorlayacağız. Kurulacak alt komisyonlarda ve barış mekanizmalarında kadın iradesi eşit şekilde yer alacaktır. Eğer Meclis'te kurulmazsa biz o mekanizmaları sokakta, toplumun içinde kuracağız" diye konuştu.
 
Panel, katılımcıların soru ve değerlendirmeleriyle sona erdi.