Barış Anneleri: Devlet artık bir adım atmalı
- 09:06 6 Mayıs 2026
- Güncel
Büşra Turan
ÎDİR- Barış Anneleri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürecin kalıcı bir barışa evrilmesi için tecrit politikalarının son bulması ve anayasal güvencenin sağlanması gerektiğini belirterek, devletin acil adım atması çağrısında bulundu.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum” süreci bir buçuk yılını geride bırakırken, tecrit koşullarının sürmesi, statüsünün tanınmaması ve devletin sürecin ruhuna uygun somut adımlar atmaması tartışmaların odağında yer alıyor. Dün Apocu Hareket Yönetimi sürecin bir yılına dair yaptığı açıklamada, Kürt Halk Önderi’nin statüsünün belirlenmesi gerektiğini belirlerken, meclis raporunun pratikleştirilmediğini kaydetti. Hareket Yönetimi, yetkililerin Ramazan Bayramı sonrası yasal adımların atılacağını belirttiklerini ancak sürecin ilerlemesini sağlayacak gerekli yasal adımların halen atılmadığın bir kez daha belirtti.
Barışın toplumsallaşması ve çözümün anayasal zemine oturtulması için çağrıda bulunan Barış Anneleri Latife Tabar ve Seyran İrik, sürecin tıkanıklıklarına ve atılması gereken adımlara dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Okullarımız olsun, dilimiz özgür olsun’
Barış talebinde bulunduklarını söyleyen Barış Annesi Latife Tabar, sürecin karşılıklı adımlarla ilerlemesi gerektiğini belirtti. Latife Tabar, “Bizler barış istiyoruz. Biz istiyoruz ki Abdullah Öcalan’ı, tutsakları bıraksınlar, cezaevi kapılarını açsınlar. En başında dilimize statü istiyoruz ve özgürce konuşmak istiyoruz. Bizler Kürt, Türk kardeşiz. Beraber oturup beraber kalkalım. Biz savaş istemiyoruz. Tabii ki devletten beklentimiz var. Bu barış söylendiyse umarım sonuçlanır. Bizler iç içeyiz, bizler yan yanayız, bizler birbirimizi isteyen bir yerdeyiz. Kötülükler oluşmasın. Okullarımız olsun, anadilde eğitim olsun. PKK silah bıraktı. Devletin de artık adım atması gerekiyor ki süreç bir an önce düzelsin” dedi.
‘Devlet artık bir adım atmalı’
Barış ve demokrasi taleplerini dile getiren Barış Annesi Seyran İrik de, sürecin somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini ifade ederek, “72 yaşındayım. Barış konusundan daha çok Önderliğimizin özgürlüğünü istiyoruz. Figen Yüksekdağ’ın özgürlüğünü istiyoruz. Barışı istiyoruz ve genel af istiyoruz. Buna ekmek ve su kadar ihtiyacımız var. Bunları istiyoruz. Bizim için barış süreci önemli. Barış güzel bir şeydir. Kimsenin kanının dökülmesini istemiyoruz. Bizler yandık, kimse yanmasın istiyoruz. Barışı her zaman istiyoruz, hiçbir gencin kanının dökülmesini istemiyoruz. Demokrasi istiyoruz, en büyük isteğimiz budur. Devletin adım atmasını istiyoruz. Demokrasi adımını atsın. Demokrasi yoksa barış da yoktur. Biz de bütün insanlar gibi insanız. Devletin bu adımları kulak arkası yapmaması gerekiyor. Biz analar olarak daha fazla barış olsun istiyoruz. Bizler kardeşiz, birbirimizi destekleyip sevmeliyiz” diye konuştu.
‘Önderliğimiz özgür olsun’
Seyran İrik, barış çağrısında bulunarak, annelerin ortak bir tutum sergilemesi gerektiğini dile getirdi. Seyran İrik, “Kimsenin kanının dökülmesini istemiyoruz. Hiçbir annenin ciğeri yanmasın. Anneler birbirinin ellerinden tutmalı. Asker ve polis anneleri, gerilla annelerinin ellerini tutsun. Hep birlikte barışı isteyelim. Ne onların çocuklarının ne de bizim çocuklarımızın kanı akmasın. Hepimiz kardeşiz, ayrımız gayrımız yoktur bizim. Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. Atalarımız, dedelerimiz hep katliamlardan geçmiş. Çocuklarımız katliamlardan geçmesin, öldürülmesin. Ne Kürtlerin ne de Türklerin ciğerleri yanmasın, biz sadece bunu istiyoruz. Barış olmazsa, demokrasi olmazsa ne olacak? Önderliğimiz özgür olsun. Tüm tutsaklar özgür olsun. Tutsakları hücreye atıyorlar, bu reva mı? Böyle bir şey olamaz. Bizler de sizlerin kardeşiyiz. Başka bir devlet bu devlete vurursa bizi de vurmuş olacak. Bizi birbirimizden ayırt etmezler. Biz bunu istemiyoruz. Hepimiz bu toprağın insanlarıyız” sözlerine yer verdi.
‘Biz elden ses gelmez iki elden ses gelir’
Barışın ancak toplumsal bir birliktelik ve devletin atacağı somut adımlarla inşa edilebileceğini dile getiren Seyran İrik, evlatlarının maruz kaldığı ağır yaşam koşullarının ve çekilen acıların son bulması gerektiğini vurgulayarak, “Çocuklarımız şu an yağmurun altında döşekleri yer, elleri yorgan, yastıkları taştır. Eziyet çekiyorlar, öldürülüyorlar, tutuklanıyorlar. Hiç kimsenin çocuğu ölmesin. Bizim ciğerimiz yandı kimsenin ciğeri yanmasın. Bizler ne kadar birlik olursak, el ele verirsek o kadar kazançlı çıkarız. Devlet de artık adım atsın. Bir elden ses gelmez iki elden ses gelir. Bizler barış istedik. Devlet bunu göz ardı etmemeli. Bilsin ki biz varız” ifadelerini kullandı.







