TJK-E'den Almanya ve İngiltere'ye tepki
- 19:01 29 Mart 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ- TJK-E, HTŞ Lideri Muhammed Colani’nin Avrupa temaslarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin normalleştirilmesi antidemokratik uygulamaların meşrulaştırılması anlamına gelir” dedi.
Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), HTŞ Lideri Muhammed Colani’nin Almanya ve İngiltere’de gerçekleştirdiği temaslara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “6 Ocak 2025’te Şam’da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılar, Kürt halkının kazanımlarını ve varlığını hedef alan planlı bir yok etme girişimidir. Rojava’ya dönük bu saldırılar, açıkça bir halkın iradesini kırmayı ve elde ettiği kazanımları tasfiye etmeyi amaçlamaktadır.
Bu saldırılara karşı Kürdistan’ın dört parçasında, Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde yükselen protestolar, Kürt halkının yalnız olmadığını göstermiştir. Toplumsal baskı ve zorunlu diyalog süreci sonucunda saldırılar durdurulmuş olsa da bu, tehdidin ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Aksine, süreç kırılgan ve geçicidir.
Kadın hakları gasp ediliyor
Colani öncülüğündeki geçici hükümetin ‘demokrasi’ iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Özellikle kadınlar söz konusu olduğunda bu iddia tamamen çökmektedir. Kadınlar eşit bireyler olarak tanınmamakta, hakları sistematik biçimde gasp edilmekte ve örgütlenme özgürlükleri engellenmektedir. Bu durum, iktidarın özünde değişmeyen erkek egemen ve baskıcı karakterini açıkça ortaya koymaktadır.
2014’te DAİŞ barbarlığına karşı en ön safta direnen Kürt kadınlarının yarattığı tarihsel miras ortadadır. Bu direniş dünya çapında bir sembole dönüşmüştür. Buna rağmen kadınların öz savunma güçlerinin ve örgütlü yapılarının anayasal güvence altına alınmaması, bilinçli bir siyasi tercihtir ve kabul edilemez.
Rojava’daki kadın örgütlerinin inşa ettiği sistem yalnızca Kürtler için değil; Dürzilerden Araplara, Türkmenlerden Ermenilere ve farklı inanç topluluklarına kadar herkes için eşit, özgür ve birlikte yaşamın somut modelidir. Bu gerçek görmezden gelinemez.
Suç ortaklığı
Arap Alevilerine ve Ermeni halkına yönelik saldırılara göz yumulması ise doğrudan suç ortaklığıdır. 6 Ocak 2026’da HTŞ ve DAİŞ tarafından kaçırılan yüzlerce insanın akıbetinin hala açıklanmaması kabul edilemez. 18 Ocak 2026’da kaçırılan gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmed Polat’tan hala haber alınamaması, bu yapının hesap vermekten uzak olduğunu açıkça göstermektedir. Demokrasi iddiasında bulunan bir yönetim, farklılıkları tanımadan ve kadın iradesini kabul etmeden meşruiyet iddia edemez. Kadınların özgür örgütlenmesi anayasal güvence altına alınmadıkça “demokrasi” söylemi boş bir propagandadan ibarettir.
Ziyaretin normalleştirilmesine tepki
Colani’nin ziyareti, ekonomik çıkarlar adına bu gerçeklerin üzerinin örtülmesi anlamına gelmemelidir. Aksi halde bu ziyaret, antidemokratik bir yapının uluslararası meşruiyet kazanmasına hizmet edecektir. Almanya ve İngiltere' nin çıkarları uğruna kendi değerlerini çiğnemesi, yalnızca bölgedeki baskıyı derinleştirir. Bu noktada tutum nettir: Ya hakikat, adalet ve eşitlikten yana olunacak ya da baskı ve inkar politikalarının dolaylı destekçisi olunacaktır. Tüm demokratik çevreler, Colani’nin Almanya ve İngiltere ziyaretine sessiz kalmamalıdır. Bu ziyaretin normalleştirilmesi, antidemokratik uygulamaların meşrulaştırılması anlamına gelir. Sessizlik, onaydır.
Anayasal güvence
Bu nedenle herkes açık ve net bir tutum almak zorundadır. Kadının eşit olarak kabul edilmesi ve özsavunma güçleri ile örgütlülüğünün anayasal güvence altına alınması vazgeçilmezdir.
Kadınların toplumsal statüsü, salt bireysel hakların ötesinde, kamusal alanda eşit ve etkin bir temsil gücü gerektirir.Demokratik sistemlerin niteliği, kadın haklarının ne ölçüde kurumsallaştığı ve sivil toplum bileşenlerinin bu sürece ne kadar dahil edildiğiyle ölçülür. Sürdürülebilir bir demokratik yapı için kadınların sadece uygulayıcı değil, karar verici konumlarda eşit söz hakkına sahip olması stratejik bir zorunluluktur."







