Pirsûs'tan seslendiler: Sınır kapısını açın 2026-02-01 13:26:33   RIHA - Pirsûs’ta yapılan açıklamada, Kobanê’ye yönelik tek insani geçişin kapalı tutulmasının bir sınır güvenliği meselesi değil, açık bir siyasi tercih olduğu vurgulanarak insani geçişin derhal açılması çağrısı yapıldı.   Riha Emek ve Demokrasi Platformu, 18 Ocak’tan bu yana Kobanê’de süren kuşatmayı protesto etmek amacıyla Pirsûs’ta basın açıklaması yaptı. “Kobanê’de siviller kuşatma altında. İnsani yardım koridoru açılsın” şiarıyla Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamaya; Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Bölge Baroları, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 78’liler Derneği, Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu ile çok sayıda kurum katıldı.   “Em li gel Rojava ne! Rojava berxwedana gelan e!”, “İnsani yaşam koridoru açılsın”, “Yaşamı savunuyoruz” pankartlarının açıldığı açıklamada, “Divê koridora jiyanê vebe”, “Çeteler değil halklar kazanacak”, “Barış hemen şimdi” dövizleri taşındı.  Açıklamada, “Katil HTŞ Rojava’dan defol”, “Bijî berxwedana Rojava”, “Bijî berxwedana gelê Kurd”, “Rojava rumete, rumeta gel ê Kurd e”, “Her yer Rojava her yer serhildan”, “Kürdistan gorîstan ji bo faşîstan” sloganları atıldı.  Emek ve Demokrasi Platformu adına ortak basın metnini Riha Baro Başkanı Abdullah Öncel okudu.    ‘En ağır etkilenenler siviller’   Ortadoğu’da son yıllarda derinleşen savaş, bölgesel rekabetler ve vekâlet çatışmaları, sınır hattında yaşayan halkları sürekli bir insani krizle karşı karşıya bıraktığını belirten Abdullah Öncel, “Rojava ve Kobanê, bu jeopolitik hesaplaşmaların merkezinde yer alan; yıllardır savaşın, kuşatmanın ve ablukanın ağır bedelini ödeyen bir bölge olmuştur. Bölgedeki askeri hareketlilik ve siyasi pazarlıklar değişirken, bu süreçten en ağır etkilenenler yine siviller olmaktadır” dedi.    ‘Hukuksuzluk insani krizi derinleştiriyor’   Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik politikasının uzun süredir “güvenlik” söylemiyle gerekçelendirildiğini kaydeden Abdullah Öncel, “Ancak sahada bu politikanın insani sonuçları giderek daha görünür hale gelmiştir. Kobanê’ye yönelik tek insani geçişin fiilen kapatılması, artık yalnızca bir sınır yönetimi meselesi olmaktan çıkmış, açıkça siyasi bir tercihe dönüşmüştür. Bu tercih, insani yardımı baskı aracına dönüştüren ve Kobanê halkını zayıflatmayı hedefleyen sistematik bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Emek, Demokrasi ve Barış güçleri olarak, Kobanê’ye insani geçişin engellenmesini kabul etmiyoruz. Bu hukuksuz ve siyasi tercih, Kobanê halkını temel yaşam ihtiyaçlarından yoksun bırakmakta ve ağır bir insani krizi derinleştirmektedir”  sözlerini kullandı.     ‘Yaşam hakkının doğrudan ihlali’   Kobanê’de yaşanan saldırılar ve çatışmalar nedeniyle kentin büyük bir insani yıkımla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Abdullah Öncel, “Elektrik, su, gıda, sağlık hizmetleri ve iletişim altyapısı büyük ölçüde işlevsizdir; halk günlerdir temiz suya erişememektedir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve kronik hastalar için yaşam koşulları her geçen gün ağırlaşmaktadır. Bu koşullarda insani yardımların engellenmesi, sivil halkın yaşam hakkının doğrudan ihlalidir. Kobanê’ye gönderilen yardım tırlarının engellenmesi tesadüfi değildir. Türkiye’nin Kobanê’ye insani erişimi fiilen kapatması, uzun süredir sürdürülen sistematik bir politikadır ve yalnızca ‘güvenlik’ gerekçesiyle açıklanamaz. Bu tutum, uluslararası insancıl hukuka, yaşam hakkına ve sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklere açıkça aykırıdır” ifadelerini kullandı.          ‘Hukukun temel ilkeleri ihlal ediliyor’   “Türkiye, Kobanê’ye insani geçişi kapalı tuttuğu her gün yaşanan insani sonuçlardan doğrudan sorumludur” diyen Abdullah Öncel, “Açlık, soğuk, hastalık ve tedavi edilemeyen yaralanmalar nedeniyle yaşanan her can kaybı bu hukuksuz politikanın sonucudur. Bu sorumluluk hiçbir gerekçeyle örtülemez. Öte yandan sahadaki güncel gelişmeler, bu engellemenin hiçbir gerekçesinin kalmadığını göstermektedir. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile HTŞ arasında yapılan anlaşma, bölgede çatışmaların durdurulmasına yönelik fiili bir çatışmasızlık ortamı yaratmıştır. Bu tablo, insani yardımın sivillere ulaştırılması için gerekli koşulların oluştuğunu ortaya koymaktadır. Çatışmaların durduğu bir ortamda insani yardımın engellenmesi artık ‘güvenlik’ gerekçesiyle dahi savunulamaz; bu tamamen siyasi bir tercihtir. Bu nedenle insani yardımların engellenmesi, Kobanê’de yaşayan özellikle Kürt halkı başta olmak üzere tüm halkları topluca cezalandırmak anlamına gelmektedir ve Uluslararası İnsancıl hukukun temel ilkelerinin ihlalidir” ifadelerine yer verdi.     ‘Rojava halkının yanındayız’   Ardından konuşan KESK Eş Genel Başkan Ayfer Koçak, “14 yıl önce başlayan, insanlığın ürettiği değerlere saldıran, insanlığa karşı suç örgütü olan İŞİD çetelerine karşı Rojava’da bir mücadele büyüdü. Rojava, İŞİD barbarlığına karşı mücadelenin sembolü oldu. Bugün yine Rojava ile dayanışmak için buradayız. Çünkü Rojava, bu zihniyetle mücadele etmeye devam ediyor. İŞİD ve İŞİD zihniyetini destekleyenlerin bugün yürüttüğü saldırı bir intikam saldırısıdır. Bizlerde buna karşı Rojava halkının yanında olmaya devam ediyoruz” dedi.    BM’ye çağrı    İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın da, “Rojava'da yaşanan insanlık dramına ilişkin söylenecek söz kalmadı. Orada insanlığa karşı suç işlendi. Temel taleplerimiz sivillere yönelik insan hakları ihlalleri yasaklansın ve bunları kim yaptıysa bu kişiler uluslararası mahkemelerde yargılansın. Bunun için Birleşmiş Milletleri (BM) göreve çağırıyoruz” diye kaydetti.     TTB merkez Konseyi adına konuşan Ali Karakoç, “Ortadoğu halklarına kan, gözyaşı ve ölümler reva görülüyor. Bunlarda HTŞ gibi örgütler eliyle yapılıyor. Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu her zaman söyledik. Bugün de Kuzey ve Doğu Suriye’de bu yaşanıyor. Orada yaşananlara ilişkin BM’nin ilgili kurumlarına bu konuya ilişkin mektup yazdık. Hemen Mürşit Pınar Sınır kapısının açılması gerekiyor” sözlerine yer verdi.    ‘Kuşatma kaldırılsın’   Açıklamada konuşan ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter de, “Ocak ayının başından beri Rojava saldırı ve katliam tehdidiyle karşı karşıya. Bugün hala Kobanê kuşatma altında. Çok ağır insan hakları ihlalleri işlendi. Hala bu katliam tehditleri sürüyor. Halk, katliam riskiyle yüz yüze yaşamanı sürdürmek zorunda kalıyor. Öncelikle Kobanê üzerindeki bu kuşatmanın kaldırılması gerekiyor. Halkın alt-üst yapı hizmetlerine ulaşması gerekiyor” şeklinde konuştu.    Açıklama, alkış ve sloganlarla sona erdi.