Semsûrlular: Susmamalıyız, örgütlenmeliyiz
- 09:04 19 Mart 2026
- Güncel
Gülistan Gülmüş
SEMSÛR - Artarak devam eden kadın katliamlarına karşı örgütlenme ağlarının kadın kurumları ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Semsûrlular, “Birbirimize destek olmalı, mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmemeliyiz, susmamalıyız” dedi.
Kadın katliamları, şüpheli ölümler ve şiddet vakaları artmaya devam ediyor. Failler de çoğu kez, “Haksız tahrik”, “İyi hal” indirimleri ile aklanmaya devam ediyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) 2025 yılı raporuna göre en az 294 kadın katledildi, 297 kadının ölümü ise kayıtlara şüpheli ölüm olarak geçti. JINNEWS’in hazırladığı şiddet çetelesine göre ise yılbaşından bu yana, 39 kadın katledildi, 30 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
Artan kadın katliamlarının nedenleri ve iktidarın buna yönelik politikalarına dair Semsûrlular JINNEWS’e konuştu.
‘Mücadelemizin sonucunu almak istiyoruz’
Kadın katliamlardaki artışa dikkat çeken Berfin Fidan Korkmaz, katliamlara karşı kadınların daha çok bir araya gelmesi gerektiğini belirterek, “Coğrafyamızda birçok kadın katliamlarına şahit oluyoruz. Dijital medyada paylaşım yeterli kalmıyor, biz artık harekete geçmek, mücadelemizin sonucunu almak istiyoruz. Sokaklarda rahat yürümek, güvenli bir şekilde yaşamak istiyoruz. Yaşamamızın garantisinin olmasını istiyoruz. Haklarımıza önem verilen bir toplumda yaşamak istiyoruz. Kadınların bu konuda örgütlenmesi gerekiyor. Kadınlar beraber olduğu sürece güçlüdürler. Bununla beraber örgütlerin de birçok yardımı destekleri oluyor ama bu sadece onların desteğiyle de olacak bir iş değil. Bizim coğrafyamızda ciddi bir ataerkil sistem var. Bununla beraber kadınlar şiddete zorbalığa maruz kalıyor. Kadınların kendini örgütlemeleri gerekiyor, kurumların, örgütlerin toplantılarına katılmaları gerekiyor” diye ekledi.
‘Barış süreci olursa kadın haklarına dair yasalar yürürlüğe girer’
27 Şubat tarihinde başlatılan, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin başarıya ulaşması ihtimalinin kadınlar için olumlu yanlarının olacağını belirten Berfin Fidan Korkmaz, “Bir barış süreci söz konusu ama biz daha bunun artılarını göremedik. Eğer ciddi manada bir barış süreci olursa kadın haklarına dair yasalar da yürürlüğe girer. Birçok konu onların elinden geçiyor. Burada önemli olan şeylerden biri kadınların desteğidir. Bu barış sürecinin en büyük etkilerinden biri bizlerin yaşam hakları ile ilgili olacaktır. Benim ve diğer kadınlar için bu çözüm sürecinin en büyük şanslarından biri de yaşama hakkına sahip olmak diye düşünüyorum. Belki sokakta, evde her yerde sesimiz daha rahat çıkabilir diye düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.
‘Hiçbir zaman vazgeçmemeliyiz, susmamalıyız’
Kadınların katliamlara ve saldırılara karşı yaşamın her alanında dayanışma ve örgütlenme hali içinde olmaları gerektiğini belirten Dilan Taştan, “Bir kadın olarak sokakta yürürken, iş yerindeyken güvende hissetmiyorum. Çünkü her an bir saldırıya uğrama tehlikem var. En basitinden psikolojik şiddete uğrama tehlikem var. Dolayısıyla kendimi güvende hissetmiyorum. Biz kadınlar örgütlenip, kurumlardan destek alarak ya da çalıştığımız yerlerde dayanışmalıyız. Birbirimize destek olmalı, mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmemeliyiz, susmamalıyız. Kadın katliamlarına karşı basın açıklamalarında yer almalıyız. Bu barış sürecinden umutluyum, umutlu olmak istiyorum, kadınlar için çok iyi yönleri olmasını umuyorum. Birlikte daha özgür, kendimizi yaşayabileceğimiz bir toplumda yaşamak istiyorum” dedi.
‘Barış süreci başarıya ulaşırsa kadınlar için çok iyi olacak’
Helin Gündüz de, kendilerini güvende hissetmediklerini belirtirken kadın katliamlarına karşı dayanışma ağının daha da derinleştirilmesi gerektiğine söyledi: Helin Gündüz, “Kadın olduğumuz için sosyal hayat bir noktadan sonra sınırlanıyor. Bir erkek kadar rahat hareket edemiyoruz. Çünkü cezalar caydırıcı değil. Arkadaş ortamları güvenli değil, sokakta yürürken sürekli tedirgin oluyoruz. Normal sosyal hayatımız dışında da hayatımız sürekli kısıtlanıyor. Kadınların birbirine güvenmesi gerekiyor, kadın kadının yanında olmalı. Bu konuda çok eksiğimiz var, çoğu kadın korkuyor ve çekiniyor. O yüzden geri adım atıyor, sesini çıkaramıyor. Bu da onu baskılayan bir şeylerin olmasından kaynaklı olabilir. Temennim kadınların korkmaması lazım, birbirimize dokunmamız lazım, örgütlenmemiz lazım. Cezalar caydırıcı olsa bu noktalara gelmeyiz. Barış süreci başarı ile sonuçlanırsa kadınlar için çok iyi olacağını düşünüyorum.”







