Katledilmeye çalışılan Sabiha İnce: Can güvenliğim yok
- 09:07 17 Mart 2026
- Güncel
Nazlıcan Nujin Yıldız
ANTALYA - Boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledilmeye çalışılan ve başvurduğu devlet kurumlarında hak ihlallerine maruz bırakıldığını belirten Sabiha İnce, yaşadığı süreci anlattı.
Evli olduğu Ü.İ. isimli erkek tarafından sistematik şiddete maruz bırakılan Sabiha İnce, boşanma aşamasında olduğu süreçte katledilmeye çalışıldı. Şiddete maruz bırakıldığı ve katledilmeye çalışıldığı dönemde sağlık sorunları da yaşayan Sabiha İnce, bu süreçte hem tedavi gördüğü hastane hem de yargı sürecinde birçok hak ihlali ve ihmalle karşılaştığını söyledi.
Sabiha İnce’yi katletmeye çalışan fail ise Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Hakkında açılan davalarda “kasten yaralama” ve “kadına karşı tehdit” suçlarından 1 yıl 16 ay ve 1 yıl 15 gün ceza alan fail, adli kontrol kararlarını ihlal etmesine rağmen cezaevine girmedi. Öte yandan mahkeme, fail hakkında “kadına karşı tehdit” suçundan verdiği cezaya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) uyguladı. Aynı mahkemede, şiddete maruz bırakıldığı sırada faili yaraladığı gerekçesiyle “sanık” olarak yargılanan Sabiha İnce ise beraat etti.
Sabiha İnce, çocuk sahibi olmak istediğini ve bu nedenle Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görmeye gittiğini belirterek, tedavi doğrultusunda ameliyat olduğunu söyledi. 2023 yılında olduğu ameliyatın ardından karnında ağrı oluştuğunu ve bu ağrının yaşamını zorlaştırdığını ifade eden Sabiha İnce, doktorların kendisine ameliyat sonrasında bu ağrının normal olduğunu söylediğini aktardı. Karnındaki ağrı devam etmesine rağmen çevresindekilerin de bu durumu ciddiye almadığını dile getiren Sabiha İnce, çocuk sahibi olabilmek için geçirdiği tedavinin ardından çocuk sahibi olamadığını belirterek şöyle devam etti: “Benim dondurulmuş bir embriyom daha vardı. O transfer olacaktı ama ben o transferi istemedim. Çünkü karnımda bir sıkıntı olduğunun farkındaydım. Zamanla sağlık anlamında çökmeye başladım. Evli olduğum erkek de bu sefer bahane uydurduğumu ve hiçbir şeyim olmadığını söyledi. Yavaş yavaş yalnızlaşmaya başladım ve sağlığım daha kötüye gitmeye başladı. Eşimle aramızdaki uçurum şiddete dönmeye başladı. İlk bana vurduğu zaman arka dişim kırılmıştı ve ameliyatla alındı. Sonra sağlığım daha kötüye gitmeye başlayınca ben artık kendi başıma hareket edemiyordum. Şiddetin boyutu o kadar fazlaydı ki bayılana kadar şiddet görüyordum. Uzun süre kendime gelemiyordum.”
Şikâyetini geri almak zorunda kaldı
Failin şiddetinin arttığını ve bu şiddetin işkenceye dönüştüğünü söyleyen Sabiha İnce, şunları anlattı: “Sonra o davada uzaklaştırma verildi. Uzaklaştırma kararı verildiği zaman, ‘Tamam artık kurtuldum. Artık hiç kimse vurmayacak. Ben yavaş yavaş ayağa kalkıp buradan gidebilirim’ demiştim. Ama uzaklaştırma kararı olduğu halde bir gün eve geldi. Dava kapanacak düşüncesiyle, uzaklaştırma kararı varken eve geldi. Sabaha kadar bana şiddet uyguladı. Sabah beni yaşadığımız Kumluca ilçesindeki Kumluca Adliyesi’ne götürdü. Orada ön büroda görevli bir kadın vardı. Zaten parmaklarım sarılıydı. Yani vücudumdaki izler daha kaybolmamıştı. Adliyeye gelmeden önce evde, ‘Lütfen bana yardım edin. Beni buraya zorla getirdi. Korkuyorum’ diye küçük bir not yazmıştım. Ön büro görevlisi kadın sıkıntımı fark etti. Benden bir şekilde notu aldı. Notu okuduğu zaman beni savcılığa götürdü. Kendisi savcıya anlattı, ben de anlattım ve savcı dinledi. Zaten uzaklaştırma kararı olduğunu söyledim. Buraya zorla getirildiğimi söyledim. Eşimin bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırladığını, benim de o protokolü imzalamamı ve şikâyetimi de geri almamı istediğini söyledim.
Sonra bana adliyede maalesef hâkiminden savcısına kadar ‘boşanma dilekçesine imza at’ dediler. Bu cümleler kuruldu bana. Bakın, arada bir fark var. Ben diyorum ki eşimin kendi yazdığı bir protokol var, ben onu imzalamak zorundayım. Ama şiddetle imzalıyorum. Hâkim bana diyor ki, ‘Karşıma geldiğin zaman ben boşanmak istemiyorum dersen ben sizi boşamam.’ Oradan bir cevap alamadık. Beni savcının yanına tekrar çıkardılar. Sonra savcı, eş olacak şahsı da çağırdı. Orada şikâyet dilekçesini geri almayı imzalamak zorunda kaldım. Biz oradan çıktığımız zaman bana, ‘Gördün mü bak, sana kimse yardım etmedi. Sen benim istediklerimi yapacaksın. Ben ne dersem yapmak zorundasın’ dedi.”
Sağlık sorunlarıyla birlikte yaşanan şiddet süreci
Adliyede yaşananların ardından kimseye güvenemediğini belirten Sabiha İnce, “Ben, uzaklaştırma kararı varken dahi o adliyeden çıktıktan sonra kime güveneceğim, kimden yardım isteyeceğim?” diyerek failin bu olaydan sonra her gün kendisini şiddete maruz bıraktığını, temel ihtiyaçlarını karşılamak istese de dışarı çıkamadığını söyledi. Sabiha İnce, şöyle devam etti: “Aslında ben şiddet görmedim, işkence gördüm. Böyle bir süreç yaşadım ve ben sağlığımı kaybetmeye başladıkça işkencenin boyutu da artmaya başladı. En son sağlığımı daha fazla kaybettiğim zaman yaşadığım Kumluca’da Devlet Hastanesi’nin aciline gittim. Ağrılarım olduğunu söyledim ve acildeki doktorlar böbrek taşı düşürdüğümü söyledi, böbrek taşıyla ilgili tedavi başlattılar. Sonra eve gönderdiler. Ben daha sonra daha fazla hastalanmaya başladım. Bir gün yine fenalaştım. Kumluca Devlet Hastanesi’nde müdahale edemeyeceklerini söylediler. Sonra iki doktora yönlendirdiler. Üroloji doktorundan randevu aldım. Ama o süreçte şunu yaşadım: Sağlıktaki skandalın üstünü herkes kapattı ve hâlâ kapatıyorlar. Hâlâ bunu gündeme getirmemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben olmayan bir taşın tedavisini gördüm. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden randevu aldım, doktor tomografi istedi. Tomografi sonucuna yalnız gittim. Doktor bana, ‘Herhangi bir şeyin yok, taş da yok, karnında herhangi bir sıkıntı yok’ dedi. Doktor ‘bir şeyin yok’ dedikten sonra ne diyebilirdim ki? Eve geldim. Evli olduğum erkek de arkadaşıyla birlikte eve gelmişti. Doktorun ne dediğini sordu, ben de söyledim. Bana, ‘Hastayım diye yalan söylüyorsun. Senin hiçbir şeyin yok’ diyerek yine şiddet uygulamaya başladı.
Ondan kısa bir süre sonra beni zaten öldürmeye teşebbüs etti. Ses kayıtları savcılıkta mevcut. Beni balkondan aşağı atacağını söylediği ses kayıtları var. Yazdığı mesajlar var.”
Ameliyat sırasında karnında iğne unutuldu
Failin kendisini katletmeye çalıştığı gece 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ulaştığını ve eve polis ekiplerinin geldiğini paylaşan Sabiha İnce, gelen polis ekibinin evde tutanak tutmadığını, olay yerinin fotoğraflanmadığını ifade etti. Kendi ısrarı sonucu birkaç fotoğraf çekildiğini söyleyen Sabiha İnce, ardından hastaneye götürüldüğünü belirtti.
O gece müşahede altında tutulmadığını ve emniyete götürüldüğünü dile getiren Sabiha İnce, ifadesinin alınmasının ardından adli rapor için hastaneye sevk edildiğini, burada çekilen röntgende karnında ameliyat iğnesi unutulduğunun ortaya çıktığını söyledi.
Sabiha İnce, “Yani benim, uğruna günlerce, haftalarca insanlıktan çıkana kadar işkence gördüğüm o süreçte söylediğim ‘Karnım ağrıyor, batmalar var’ sözleri yalan değilmiş. Ben yalan söylemiyormuşum ama bana doktorlar ‘hiçbir şeyin yok’ dedi. Evli olduğum kişi tarafından her gün işkence gördüm. Karnımdaki ameliyat iğnesi, darp raporu için götürüldüğüm gecenin ardından adli rapora sevk edildiğimde ortaya çıktı. Karnımda bir iğne tespit edildi ve hiçbir şekilde müdahale edilmedi. Ben doğrudan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkililerinin yanına gittim. Başhekim yardımcısı bana sıra almamı söyledi. Kötü olduğumu söyledim, bana ‘Gider şikâyet edersin’ dedi. Ben de gerekeni yaparım dedim ve suç duyurusunda bulundum. Ama Sağlık Bakanlığı, sebep olduğu ihmalin sorumluluğunu hâlâ almadı. O hastanede benim ameliyatımı yapan doktor, olayımı basından öğrendiği zaman hastanedeki doktor arkadaşlarını arayıp benim bütün kişisel bilgilerimi, hastanede yapılan bütün tetkiklerimi istedi. Benim telefon numaramdan adresime, o iğneyle ilgili görüntülere kadar her şeyi istedi ve bir bilgi akışı oldu” diye konuştu.
Mahkemeden faile iyi hal indirimi
Karnındaki iğnenin tespitinin ardından tekrar ameliyat olduğunu ifade eden Sabiha İnce, iyileşme sürecinin uzun sürdüğünü ve o süreçte boşanma davasının da devam ettiğini dile getirdi. Fail hakkında açılan davaların da görüldüğünü belirten Sabiha İnce, failin çoğu kez adli kontrol ihlali yaptığını ancak buna rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını, davaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın da dahil olduğunu söyledi.
Failin kendisini katletmeye çalıştığı için açılan davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde değil, Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldüğüne dikkat çeken Sabiha İnce, bu davada kendisinin de “sanık” olarak yargılandığını belirtti.
Sabiha İnce, “En son karar duruşmamda benim açımdan en can alıcı şey, hâkimin bunca yaşananı bildiği halde iyi hal uygulaması oldu. Mahkemedeki duruşunu beğenmiş. Tamam da ben soruyorum, bütün kadınlar adına soruyorum: Mahkemeye iyi görünen, bana bu işkenceyi yapan kişinin mahkemeye mi yaranması gerekiyor? Yani hâkime iyi hal gösterdiği için Sabiha’ya yapılan işkence görmezden gelindi. Bu adamda Aile Bakanlığı avukatının ısrarıyla hâlâ çıkarılmayan bir kelepçe var. Çünkü tehdit altındayım” dedi.
Jandarma, Sabiha İnce’nin konumunu faille paylaştı
Failin elektronik kelepçesi olduğunu ve kendisinde de takip cihazı bulunduğunu ifade eden Sabiha İnce, gittiği yerleri güvenlik nedeniyle polise bildirmek zorunda olduğunu söyledi. Sabiha İnce, “Ben bir tarihte Olympos’a gitmiştim. Orası jandarma bölgesi olduğu için, bulunduğun adresten uzak bir yere gittiğin zaman bilgi veriyorsun. Güvenli mi değil mi diye iletişim kuruyorsun. Oranın güvenli olduğunu söylediler. Ben oraya gittim. Herhangi bir sorun yaşamadım. Birkaç gün sonra Kumluca Emniyeti’nden telefon geldi. Emniyete gittim ve bana uzaklaştırma kararı olduğunu söylediler. ‘Siz şahsı rahatsız etmişsiniz. Mahkeme de haklı görmüş, uzaklaştırma kararı çıkarttırmış’ dediler. Sonra dedim ki bu adam nereden biliyor benim bu tarihte buraya gittiğimi? Savcılığa gittim suç duyurusunda bulunmak için ama müracaat savcısı benim şikâyetimi almadı. Başka bir savcı şikâyetimi aldı. Soruşturma savcısı ve aile içi şiddet savcısı şahsı çağırıyor. ‘Sabiha’nın konumunu nereden biliyordun?’ diyor. O kişi aynen şöyle söylüyor ifadesinde: ‘Jandarma beni aradı. Sabiha’nın oraya geleceğini söyledi. Onlar bana bilgi verdi.’ Buna rağmen savcılık buna takipsizlik verdi” dedi.
‘Can güvenliğim yok’
Sabiha İnce, son olarak şunları söyledi: “Takipsizlik verildi. Can güvenliğim yok. Bu şahıs beni jandarmadan öğrendiyse, iki gün sonra kelepçe çıktığı zaman bana ne olacak? Zaten mahkeme adli kontrolünü de kaldırdı. Hani trajikomik dediğim bir ceza verildi. Benim can güvenliğim yok. Hâlâ yetkililerden ses soluk yok. İyi niyet gösterdim, emniyetle konuştum. Sosyal hizmetler biliyor. Antalya ŞÖNİM’e gittim, yaşadıklarımı anlattım. Bana verilen cevap şu: ‘Savcılık bir şey yapmadığı sürece biz bir şey yapamayız.’ Bana bir şey olduğu zaman siz bunun açıklamasını nasıl yapacaksınız? Herkes kapı duvar ve bana verilen cevapların çoğunluğu şöyle: ‘Sen Kumluca’dan git, başka bir yere yerleş.’ Benim yaşadıklarım normal mi? Şu an sağlık problemim var. Benim hastaneye gitmem gerekiyor. Ama o kadar büyük travmalar yaşadım ki hastaneye gittiğim zaman ağlama krizine giriyorum ve hiçbir şekilde muayene olamıyorum. Daha Sağlık Bakanlığı, bir kadının işkence görmesine sebep olduğu dosyayı savunmadı bile. Ben artık sadece acı çekmeden yaşamak istiyorum. Başka hiçbir şey istemiyorum. Gerçekten sağlığıma kavuşup yürümek istiyorum.”








