Pirsûs-Kobanê sınırı direnişin ta kendisi!
- 09:04 6 Şubat 2026
- Güncel
Derya Ren
RIHA - Yakını uzağa, uzağı yakına; acıları, umutları ve mücadeleyi sığdırmak. Pirsûs-Kobanê sınırı bu gerçekliğin ta kendisi.
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin 6 Ocak’ta Rojava’ya yönelik başlattığı saldırılar karşısında başta Rojava halkı olmak üzere tüm dünyada Kürtler öncülüğünde halklar alanlardan ses yükseltti. Başlatılan saldırılara karşı verilen direnişle birlikte Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile HTŞ arasında anlaşma gerçekleştirildi. Ancak anlaşmaya rağmen Kobanê’ye yönelik kuşatma ve ambargo devam ediyor.
Saldırılar başladığından bu yana devam eden direnişi takip etmek için yönümüzü Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesine veriyoruz. 2014 yılında DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıları sırasında dünyaya nam salmış bu ilçe bugün yine aynı kararlılıkla Kobanê’deki kuşatmanın kaldırılması için direnişe ev sahipliği yapıyor. Günlerdir devam eden direnişi yakından görmek, hissetmek ve duyurabilmenin şansını yaşıyorum. Direniş alanına gelen bir araç ile ilçenin girişine vardığımızda polislerin arama noktası kurduğunu görüyoruz, gelen geçen gençlerden kimisi zafer işareti yapıyor orada bulunan halka ve polislere. Yapılan zafer işaretlerini, gençlerin Kobanê’yi tüm halkın gündemine taşıma çabası olarak algılıyorum. Araç ilçe meydanında durduğu gibi kitlenin “Bijî berxwedana Rojava” sloganları karşılıyor bizi. Bu sloganlar tüm sıcaklığını koruyarak günlerce daha gür sesle çıkmaya devam ediyor.
Özgür yaşam umudu ile yola koyulanlar
Halkla konuşmak, röportaj almak ve ilçenin genel yapısını tanımak için sokağa çıkıyorum. Elimizde kamerayı gören bir grup genç, sesleniyor: “Hava soğuk gelin, ısının.” Gençlerin yaktığı ateşin çevresinde toplanıyoruz. Bizden bir haber, bir söz bekleyen gözlere bakıyorum. Kobanê’nin durumunu soruyorum. Bir genç usulca yanımıza yanaşıyor. “Ben burada duramıyorum” diyor. Genç, konuşmasının devamında akrabalarının da Kobanê’de yaşadığını ve günlerdir onlardan haber alamadığını ifade ediyor. Aynı ateşin başında duran bir başka genç doğduğu süreçte (31 yıl önce) babasının özgürlük mücadelesine katıldığını paylaşıyor ve derin bir nefes alıyor. Babasını Rojava’da çekilen bir görüntüde görmüş… Ve “Biz özgür yaşayalım diye” diye ekliyor. Gençleri umut, özlem, direniş ruhunun yarattığı direnç ve misafirperverlikleri ile ateşin etrafında bırakıp, Pirsûs sokaklarını arşınlamaya devam ediyoruz.
Kobanê ruhu
Gördüğümüz, konuştuğumuz her sözde, her seste her bakışta Kobanê merakı var. “Ruh oluştu” diyor birisi, “Sadece oradan gelecek gelişmelere bakıyoruz.” Oradan gelecek her gelişmenin burayı da müthiş etkilediğini 2014-2015 yılındaki gelişmelerden hatırlıyorum. Kobanê ruhu, halkların sınıra aktığı, tek yürek olduğu, kapitalist sistemin ördüğü tel örgülere verilen en büyük cevap, jiletli telleri ellerine aldıkları taşlarla kırmasıyla can bulan bir ruh. Bu ruh nasıl yaratılır, nasıl can bulur, nasıl Kobanê’ye ses olur? Bir annenin kameraları elimizde görmesiyle "Berxwedan jiyan e” deemesinde buluyoruz cevabımızı. Direnmek yaşamaktır. 1980’li yılarda tutsaklar şahsında Kürtlere yönelik geliştirilen imha politikasına karşı büyütülen ruhun adı oldu: Berxwedan jiyan e. Aynı ruh Kürdistan’ın “kalbim” dediği Kobanê’de anlam buluyor ve yaşatılıyor.
Devrim toprakları
Pirsûs sokaklarının yüreği Kobanê için atarken, yönümüzü sınıra veriyoruz. Askerlerin tutmuş olduğu yollardan geçişimizin engellenmesi üzerine köy yollarından sınır hattına ulaşmayı başarıyoruz. Karanlık bastığında Kobanê’de elektrik kesintisi olduğundan kısık ışıklarla kent aydınlatılmaya çalışılıyor. İlk kez böylesi bir duygu içerisine giriyorum. Ev sahibine soruyorum: “Karşı tarafımız devrim toprakları ne hissediyorsunuz?” Gülümsemesinin yanı sıra tedirgin ve merak dolusu bir sesle, “Biz birlikte kazandık o toprakları, DAİŞ saldırısında hepimiz ortak, tek yürekte yaşadık. 2014’te sınırların bir anlamı nasıl yoktuysa, şu anda da örülen duvarların bir anlamı yok. Orası benim kanımdan canımdan bir parça.” İç çekiyor, buğulanan gözlerle sınır hattına bakıyor. “Toprağı sıksan kan akar ama kandan fazla direniş var, direniş kanla yeşerdi” diyor.
Sığdırmak
Gece kaldığımız köyde, sabahın erken saatlerinde kalkıyoruz. İçimdeki heyecana engel olmadan dama çıkıyorum. Kobanê’ye bakmak, görmek ve hissetmek için… Çıplak gözle görülecek şekilde ötemizde duruyor. Camların yansımasından yola çıkan araçları görebiliyoruz. Ne kadar yakın, bir o kadar da uzak bir yer. Metrelerce uzakta duran bir yerin, uzak mesafeye sığdırılması. Sığdırmak. Belki de en çok sınır yerlerinde bu kavram anlam buluyor. Yakını uzağa, uzağı yakına; acıları, umutları ve mücadeleyi sığdırmak. Pirsûs-Kobanê sınırı bu gerçekliğin ta kendisi oluyor.
Halklar arasındaki kardeşlik
Sınır köylerine yaptığımız rutin gündemlerden sonra Pirsûs’ta devan eden eylemselliklere yönümüzü veriyoruz. Halklar arasındaki kardeşliğin hedef alındığı bu süreçte Pirsûs’ta gerçekleşen eylemlerde Xelfetî’den gelen Türkmenler, Riha kent merkezinde bulunan Araplar, Aleviler, Êzidîlerin tek sesle “Rojava rumeta me ye” sloganlarını atması… Halklar arasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigması ile oluşan kardeşliğin bir sembolü olarak görmek mümkün bunu. Öte yandan farklı ülkelerden enternasyonal gençlerin gelişi halkta ayrı bir moral yaratıyor. Dünyanın dört bir yanından gelenlerin Rojava’nın yanında olduklarını bilmek, güç veriyor direnenlere.







