Gazeteci Stêrk Gulo: Özerk Yönetim’e karşı ittifak oluşturuldu

  • 09:09 18 Ocak 2026
  • Güncel
Derya Ren 
 
RIHA – Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de yaşanan katliamla bağlantılı yaşanan gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Stêrk Gulo, “Özerk Yönetim’e karşı ittifak oluşturuldu, bu bir komplodur” dedi.
 
HTŞ çetelerin Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik 6 Ocak’ta başlattığı saldırılar devam ediyor. Saldırılarda onlarca kişi katledilirken, yüzlercesi yaralandı. Gelinen aşamada Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, uluslararası güçlerin arabuluculuğunda bölgede kısmi bir ateşkes ilan edildiğini açıklarken, her iki mahallede yaralanan sivillerin tahliyesine başlandı.
 
QSD'nin uluslararası güçlerin arabuluculuğunda çatışma riskinin bulunduğu Dêr Hafir ve Meskene kentlerinden çekileceğini duyurmasının ardından, HTŞ ve ona bağlı çetelerin Reqa’nın batısındaki Dibsi Afnan bölgesinde QSD mevzilerine saldırmaya başladı.
 
Yaşanan gelişmelere dair Gazeteci Stêrk Gulo, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Tüm Suriye’ye yönelik bir operasyondu’
 
1 Nisan Antlaşması’nı hatırlatan Stêrk Gulo, sonrasında yaşanan gelişmelere değindi. Stêrk Gulo, “6 Ocak’ta yapılan saldırı planlı bir saldırıydı ve tüm Suriye’ye yönelik bir operasyondu. Her iki mahalleye yönelik saldırı planlı bir saldırıdır. Çok farklı güçler de içerisinde yer alıyor. ABD, İsrail, Fransa ve İngiltere… Türk devleti Suriye’den pay almak istiyor. Her iki mahalleye yapılan saldırılarda Hamza, Emşat, Nurettin Zenkî gibi farklı çete grupları ve dünya terör listesinde yer alanlardı bunlar” dedi.
 
‘QSD ve geçici Şam Hükümeti arasında bir savaş değil’
 
Çetelerin, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê İç Güvenlik Güçleri üyesi Denîz Çiya’nın cenazesine yönelik işkenceyi hatırlatan Stêrk Gulo, devamında şunları söyledi: “O olay esnasında orada yer alanlardan biri Mısırlı bir çete. Mahallelere yönelik saldırıları yapanlar Suriye ordusu diyorlar. Ancak Suriye ordusu, çete gruplarından oluşmuş bir yapıdır. Türkiye tarafından destekleniyorlar. Saldırılarda kullanılan silahlara baktığımız zaman Bayraktar ve İHA’lardır. Her iki mahallenin özelliğine baktığımız zaman, Kürtlerin uzun yıllardan bu yana yaşadığı yerlerdir. Tıpkı Şam’daki Zorava ve Riknedîm gibi. Türk medyasının yansıtmaya çalıştığı gibi QSD ve geçici Şam Hükümeti arasında bir savaş değil. QSD orada yoktu, QSD’yi bahane ederek saldırı yaptılar. Asıl hedef Demokratik ulus modeliydi, plan Kürt soykırımıydı. Ancak saldırılara karşı büyük bir direniş verildi. Çeteler kaçmak zorunda kaldılar.”
 
 ‘Her iki mahallede katliam devam ediyor’
 
Çetelerin saldırılarında yaşamını yitiren Ziyad Heleb şahsında savaşçıların verdiği mücadelenin, tüm bölge açısından büyük bir direniş mirası bıraktığını kaydeden Stêrk Gulo, “6 gün boyunca iki mahalle o kadar güce karşı savaştı. Bu dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. Tarihte geçen Sparta örneğine çok benzetildi. Şu an resmi olmayan rakamlara göre her iki mahalleden 120 bin kişi göç etmek zorunda kaldı. Aynı zamanda kayıp olanların sayısı 500’den fazla. Şu an basının oraya geçmesine izin vermiyorlar. Kendileri çektikleri görüntüler üzerinden propaganda yapmaya çalışıyorlar. Bizim aldığımız bilgilere göre orada katliam hala devam ediyor. Şiqef’te 14 kişilik bir aile katliamdan geçirildi” ifadelerini kullandı.
 
‘İsrail, izin vermezse Şam susuz kalır’
 
Stêrk Gulo, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıların geniş kapsamlı bir plan dahilinde yapıldığının altını çizerek, “Yabancı ve yerel basının yayınladıklarına bakılırsa, yapılan saldırının nasıl planlı bir şekilde yürütüldüğü görülecektir. Yapılan planlardan bir tanesi Halep’in tamamını Türkiye’ye teslim etmekti. Dikkat çeken bir diğer nokta ise Türkiye Halep’e girdiğinde, İsrail Cebel Arap’ta bayrak astı. Bilindiği gibi İsrail uzun bir süreden beridir Suriye’nin kıyı kentlerine ve Suriye’nin güneyine girmeye çalışıyordu ve girdi de. Bu durum ittifakla oldu. O bölgelerde Şam’ın kullandığı sular var. Örneğin Rafedên ve Fîce gibi. Eğer İsrail, izin vermezse Şam susuz kalır” diye konuştu.
 
‘Özerk Yönetim’e karşı bir ittifak oluşturuldu’
 
4 Ocak’ta Geçici Şam Hükümeti ve QSD arasında Şam’da yapılan görüşmeye dikkat çeken Stêrk Gulo, şöyle devam etti: “Toplantı esnasında Şeybanî’nin gelmesiyle toplantıda anlaşılan konularda imza atılmıyor ve 8 Ocak’ta tekrar toplanma kararı alınıyor. Sadece 4 Ocak’ta değil Paris’te yapılan görüşmede Özerk Yönetim’e karşı bir ittifak oluşturuldu.”
 
 ‘Türkiye başka bölgelere girmeye çalışıyor’
 
Şam Hükümeti’nin Türkiye tarafından yönetildiğine dikkat çeken Stêrk Gulo, “Onların da basınında görüyoruz. Türkiye’nin Şam ordusuna destek vermeye hazır olduğuna dair haberler yapılıyor. Suriye tarihinde ilk kez Halep, Türkiye’ye teslim edildi. Türkiye çetelerinin geçemediği yer Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleleriydi. Türkiye başka belli bölgelere de girmeye çalışıyor. Örneğin Qereqox hattına ciddi bir yığınak var ve çok sayıda çeteyi oraya göndermeye çalışıyorlar. Bunu kendi basınlarında söylüyor. Fırat’ın doğusuna geçmeye çalışıyorlar. Özerk Yönetim, savaşın durması ve 10 Mart anlaşmasının uygulamaya konulması için çaba sarf ediyor. Bunun yanı sıra Reqa, Tebqa ve Deyra Zor gibi yerleri işgal etmek istiyorlar. Bunu Türkiye ve Şam ordusuna bağlı gruplar yapıyor. Gruplar diyorum çünkü ortada bir ordu yok. Bu gruplar cihadist olmalarının yanı sıra terör listesinde yer alıyorlar. Özerk Yönetim üzerinde uygulanan baskı entegre değil, bir bütünen teslimiyettir. Her iki mahallede ortaya çıkan ruh Kuzey ve Doğu Suriye’nin tamamında ortaya konulacaktır” dedi.
 
 ‘Çağrı talimat ve fermandır’
 
Özerk Yönetim’in bu süreçte mücadelesinin iki  yönlü devam ettiğini kaydeden Stêrk Gulo, son olarak şunları söyledi: “Halkı savunmak için hazırlıkların yapılması ve siyasi olarak Kuzey ve Doğu Suriye’nin statüsünün sağlanması. Her iki mahallede ortaya çıkan ruh Kürtler arasında birlik ve dayanışmanın sembolü oldu. Bu ruh saldırılara karşı daha da güçlenecektir. Heval Ziyad ve Heva Deniz’in çağrısı bir talimat bir fermandır. Altı gün boyunca direniş devam etti. Bu altı gün içerisinde Özerk Yönetim’le iletişimde olan tüm güçler iletişimlerini kestiler. Bu durum komplonun nasıl yürütüldüğünü gösteriyor.”