Alanlar tek ses: Rojava halkı yalnız değildir’
- 19:03 8 Ocak 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Suriye Geçiş Hükümeti'nin Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırılara karşı yürüyüş ve basın açıklamalarında Rojava ile dayanışma mesajları verildi.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Suriye Geçiş Hükümeti'nin Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırılara karşı yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. ÖSYM önünde bir araya gelen kitle Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte, “Halep’te gerçekleşen saldırıyı kınıyoruz. Barış hemen şimdi” yazılı pankart taşınırken sık sık “Kürdistan faşizme mezar olacak”, “Rojava sana yine geliriz”, “Rojava halkı yalnız değildir” ve “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganları atıldı. Açıklamaya çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaş katıldı. Basın metnini kitle adına Nihat Filiz okudu.
‘Sivillerin yaşam hakkının derhal garanti altına alınmalı’
Devam eden çatışma ve can kayıplarının bir an önce durdurulması gereken bir durum haline geldiğinin belirtildiği açıklamada, “Bölgeden gelen bilgilere göre Halep'te çok sayıda ailenin çocuklarıyla birlikte mahalleleri terk ettiği, yanlarına alabildikleri eşyalarla yola çıktıkları bildirilmektedir. Sahadaki gözlemcileri aracılığıyla Suriye'deki çatışmaları izleyen Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) de yoğun bombardıman ve mahalle etrafındaki askeri hareketlilik sonucu binlerce kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirmektedir. Basın açıklamamız yapıldığı sırada çatışmaların tekrar yoğunlukla başladığı basında yer almıştır. Sivillerin yaşam hakkının derhal garanti altına alınması, çatışma ortamından kurtarılması gerekmektedir. Diğer öncelikli görev ise çatışmalara kalıcı şekilde son verilmesidir. Savaş, silah ve ölümün dünya halklarına verebileceği hiçbir şey yoktur” denildi.
‘Savaşın karşısında barışı savunuyoruz’
Uluslararası hukuk ve kurumların tıpkı Filistin’de ve Venezuela’da olduğu gibi sessizliğini koruduğunun vurgulandığı açıklamada “Bugün sivillerin can güvenliği de yaşam hakkı da halkların barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşaması da yine halkların, demokratik kamuoyunun yükleneceği bir görevdir. Halep şehrinde yoğunlaşan ve 45 bin kişinin kenti terk etmesiyle süren çatışmaların herhangi bir tarafında değiliz. Bizler, emek, demokrasi ve barıştan yana olan demokratik kitle örgütleri olarak herhangi bir silahın yanında değiliz, hiçbir zaman olmayacağız. Bizler savaşın karşısında barışı savunanlar olarak sivil halkın yaşam hakkının ihlal edilmemesi için tüm dünyaya çağrıda bulunuyoruz: Sivil halk çatışmaların tarafı değildir! Bu çatışma derhal durdurulmalıdır” diye belirtildi.
‘Çatışmalara son verilmeli’
Açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi: “Küresel büyük güçler silahlanmakta, düşmanlar yaratarak yeni bir emperyalist paylaşım savaşını adım adım örmektedir. İki tane büyük paylaşım savaşı ve sayısız bölgesel savaş yaşayan dünya halkları artık barışa susamıştır. Dünya halkları emperyalistlerin hakimiyet kavgasında yaşamını yitirmektense barışa, bir arada kardeşçe yaşamaya, özgürlüğe giden yolu birlikte mücadele ederek açacaklardır. Bunu başarmaktan başka çare de kalmamıştır. Ya kardeşlik ya da barbarlığın galip geleceği, yaşam ve ölüm arasındaki bir mücadelenin tam ortasındayız. Suriye’de, Filistin’de, Latin Amerika’da, dünyanın her yerinde halklar, barışı ve kardeşliği tesis edecek bir dünya düzenine mutlaka ulaşacaklardır. Buradan bir kez daha vurguluyoruz: Suriye’deki sivil can kayıpları derhal son bulmalıdır. Siviller çatışma bölgesinden bir an önce kurtarılmalı, çatışmalara son verilmelidir”
Açıklama sloganlarla sona erdi.
Ankara
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek için Yüksel Caddesi’nde bir araya geldi. Yağmur altında bir araya gelen kitle, ellerinde “Rojava Xeta Me Ya Sore”, “Rojava Vicdandır, Özgürlüktür, Direniştir, Teslim Alınamaz” pankartları taşıdı. Basın metninin Kürtçesini DEM Parti Ankara İl’den Nebun Nebahat Çalpan, Türkçesini ise Devrimci Parti Ankara İl Başkanı Mustafa Uğur Akkaya okudu.
‘Saldırılar halkların inşa ettiği çok kimlikli yaşama’
Basın açıklamasında, Halep ve Rojava’ya yönelik saldırıların savaş suçu olduğu belirtildi. Açıklamada “Bu suçun ortağı olmayın” denilen açıklamada, “Şam Yönetimi’nin Halep’te Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê Kürt mahalleleri ile Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Beni Zeyd’e yönelik olarak tank, top, obüs ve silahlı dronlarla sürdürdüğü saldırılar, açık biçimde sivil yerleşimlerin hedef alındığı bir savaş suçudur. Halep İç Güvenlik Güçleri’nin açıklamasına göre en az 10 sivil katledilmiş, 60 kişi yaralanmıştır. Türkiye’nin desteklediği Hemzat, Emşat, Sultan Murad ve Nureddin Zengi gibi silahlı grupların bu saldırılarda yer alması, ayrıca sabah saatlerinde MSB tarafından Şam Yönetimi’ne destek verebileceğini ilan eden açıklama doğrultusunda, Türkiye’nin bu suçta dolaylı değil doğrudan sorumluluğu olduğunu göstermektedir. Bu saldırılar yalnızca Halep’teki Kürt ve Süryani mahallelerini değil, Rojava’da halkların bedel ödeyerek inşa ettiği demokratik, çok kimlikli ve özgürlükçü yaşam modelini hedef almaktadır. Aylardır sivillerin suya, elektriğe ve gıdaya erişimini engelleyen bir kuşatma politikasının ardından gelen bu askeri saldırılar, açık bir toplu cezalandırma ve sindirme operasyonudur” denildi.
‘Rojava ile dayanışmayı büyüteceğiz’
Rojava’yı hedef alan her saldırının Suriye’de demokratik ve barışçıl bir çözümü sabote ettiğinin vurgulandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Tekçi, merkeziyetçi ve militarist bir rejimi zor yoluyla yeniden tesis etme çabaları Suriye’yi bir arada tutmaz; aksine ülkeyi daha derin bir parçalanmaya ve kalıcı savaşa sürükler. Suriye; Arapların, Kürtlerin, Dürzilerin, Süryanilerin, Ermenilerin ve tüm inanç ve halkların ortak yurdudur. Rojava deneyimi, halkların eşitliği, kadın özgürlüğü ve yerel demokrasi temelinde Suriye’nin bir arada yaşayabileceğini pratik olarak göstermiştir. Bu deneyimi boğmaya çalışan her güç, Suriye halklarının ortak geleceğine karşı suç işlemektedir. Emek ve Demokrasi Güçleri olarak; Türkiye’yi, Şam Yönetimi’ni ve bu saldırılara sessiz kalan tüm bölgesel ve uluslararası aktörleri bu suçun parçası olmaktan derhal vazgeçmeye çağırıyoruz. Suskunluk da bu saldırıların bir biçimidir. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam Yönetimi arasında arabuluculuk yapan güçlere açık çağrımızdır: Garantörlüğün gereğini yerine getirin ya da bu saldırıların siyasi sorumluluğunu üstlenin. Halep ve Rojava’yı yeni bir savaş alanına çevirmenize izin vermeyeceğiz. Rojava’yla dayanışmayı büyütecek, halklara yönelik saldırılar karşısında susmayacak ve bu suça karşı mücadeleyi her alanda sürdüreceğiz.”
‘Demokratik toplum yıldırılmaya çalışılıyor’
Açıklamanın ardından DEM Parti Milletvekili Heval Bozdağ söz aldı. Aylardır devam eden bir abluka olduğuna dikkat çeken Heval Bozdağ, “Yıldırılmaya çalışılan bir demokratik toplum var. Özgür bir yaşam var orada. Son zamanlarda gittikçe artan ve şiddetlenen bir abluka söz konusu. Kentin giriş çıkışları tutulmuş, sadece tek bir yol bırakılmış: Direnmek. Bunun dışında bir seçenek yok. Demokratik toplum düşü, özgür yaşam, yalnızca direnerek ve mücadeleyle yaşam bulacak. Biz düşmanlarımızı çok iyi tanıyoruz; emperyalistler, kapitalistler, faşistler ve onların işbirlikçileri. Onların karşısında direnen ise halklar, demokrasi yanlıları, özgürlük sevdalıları, yoldaşlarımız, emekçiler ve sömürüye karşı direnenlerdir. Bu düş bir gün mutlaka başarıya ulaşacaktır” ifadelerini kullandı.
‘Hiçbir fayda uğruna bu demokratik yaşam kurban edilemez’
Heval Bozdağ, konuşmasının devamında şunları söyledi: “10 Mart Mutabakatı ve 1 Nisan Antlaşması bugün Şara iktidarı ve Türkiye destekli güçler tarafından çiğnenmektedir. Ancak Rojava halkı buna geçit vermeyecek, karşısında direnecektir. Bir süreç var ve bu sürecin tarafları bellidir. Kürtler dört parçada yaşıyor ve bunlardan biri de Suriye’dedir. Suriye Kürtleri de bu sürecin tarafıdır. Barış, demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet, kimliğin tanınması ve inanç özgürlüğü bu sürecin temelidir. Bu sadece Türkiye için değil, tüm Kürdistan ve Suriye için geçerlidir. İktidarın yapması gereken bu toplumsallığı görmek, sürecin taraflarını tanımaktır. Hiçbir emel, hiçbir fayda uğruna bu demokratik yaşam kurban edilemez.”
Açıklama, “Rojava Marşı” olarak bilinen şarkının okunmasıyla sona erdi.







