Emine Ocak anıldı: Ailelerin başı dik, hesap vermeyenler utansın 2026-07-25 17:01:27   İSTANBUL- Emine Ocak anmasında konuşan Eren Keskin, zorla kaybetmeler ve cezasızlığın devletin süreklilik gösteren politikalarından biri olduğunu belirterek, "Bu ailelerin başı dik, hesap vermeyenler utansın" mesajı verdi.   Cumartesi Anneleri mücadelesinin isimlerinden Emine Ocak, hayatını kaybedişinin birinci yıl dönümünde İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen etkinlikle anıldı. Belgesel gösterimi ile başlayan etkinlikte İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Eren Keskin, kızı Maside Ocak ve kayıp yakınları söz aldı. Konuşmalarda Emine Ocak’ın bıraktığı mücadele mirası, kararlılığı ve adalet ısrarı vurgulandı.    ‘Annelerimizin sessizliği aslında bir çığlıktı’   Annesinin bıraktığı mirası ve Galatasaray Meydanı’nın anlamını dile getiren kızı Maside Ocak, Emine Ocak’ın sadece kendi evladı için değil, tüm toplum için mücadele yürüttüğünü belirtti. Maside Ocak "Benim annemin de sesi Galatasaray'dan yükseldi. Çünkü Galatasaray'da annelerimizin sessizliği aslında çığlıktı. Annelerimizin orada oturması aslında bir yürüyüştü, bir ısrardı ve dinmeyecek olan özlemdi. Bugün annemin, annemizin aramızdan ayrılışının birinci yılı. Ama biz biliyoruz ki, o hiçbir zaman sadece bizim annemiz olmadı. Meydanları dolduranların annesi oldu. Cezaevinde tutsak edilenlerin annesi oldu. Yeri geldi çoraplar örüp gönderdi onlara. Ve ölümünden kısa bir süre önce Nisan ayında yoğun bakımdayken bize sorduğu soru 'Selahattin çıktı mı? Figen çıktı mı? Halk nasıl oldu?' Annem aslında çocuklarından çok gençleri merak etti. Hiç kimsenin kılına zarar gelmemesi için çok büyük bir kavga verdi, mücadele yürüttü” diye konuştu.    ‘Devletin inkar politikası çok eskilere dayanıyor’   Ardından Eren Keskin söz aldı. "Devlette devamlılık esastır" anlayışına işaret eden Eren Keskin, devletin inkâr ve yok etme politikalarının yalnızca yakın döneme ait olmadığını vurguladı. Eren Keskin, “Devletin bizim filmde izlediğimiz dönemden çok daha eskilere dayanan bir politikası var. Bu coğrafyada halklar ağır katliamlar ve soykırımlarla karşı karşıya bırakıldı. 1915'i, 1938'i hiç unutmayalım. Bu coğrafyada insanlar soykırımlarda yok edildiler. Mezarları dahi yok" ifadelerini kullandı.   ‘Hasan Ocak ve Karakoç aileleri bir mücadele geleneği başlattı’   1990'lı yıllarda Kürdistan'da kayıp yakınlarının çocuklarını sormaya dahi gidemediğini hatırlatan Eren Keskin, o dönem yaşanan ağır baskılara rağmen Hasan Ocak ve Karakoç ailelerinin önemli bir mücadele başlattığını söyledi. Eren Keskin "O yıllarda insanlar çocuklarını sormaya gittiklerinde gözaltına alınıyorlardı. Böyle bir mücadeleyi başlatmaları mümkün değildi. Ama Hasan Ocak ailesi ve Karakoç ailesi bir mücadele geleneği başlattılar. Filmde de bunu bir kez daha izledik. Devletin haksızlıklarına maruz kalan herkesin bu ailelere büyük bir borcu var” diye konuştu.   ‘Cumartesi Anneleri aynı zamanda bir kadın hareketidir’   Cumartesi Anneleri'nin yalnızca kayıp yakınlarının mücadelesi olmadığını ifade eden Eren Keskin, hareketin kadınların öncülüğünde büyüdüğünü vurguladı. Eren Keskin "Cumartesi Anneleri, İHD'den çıkan, kayıp yakınlarının başlattığı bir harekettir ama aynı zamanda bir kadın hareketidir. Kadınların bıkmadan, usanmadan yürüttükleri mücadele sonucunda bu coğrafyanın belki de tek sivil itaatsizlik eylemi ortaya çıktı. Bu mücadele uluslararası alanda da kabul gören bir sivil itaatsizlik örneğidir. Bu mücadele, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ne olduğunu, nasıl katliamcı bir yapıya sahip olduğunu, nasıl tek kimlikli bir anlayış üzerine kurulduğunu ortaya çıkaran çok büyük bir mücadeledir" diye ifade etti.    ‘Siz katilsiniz, ailelerin başı dik’   Cumartesi Anneleri eyleminde o gün Hasan Atilla Uğur'un sorumlu tutulduğu kayıpların özellikle anıldığını belirten Eren Keskin, bunun da cezasızlığa karşı verilen mücadelenin bir parçası olduğunu söyledi. Geçtiğimiz hafta yapılan açıklamalara da değinen Eren Keskin "Geçen hafta 'Bizim başımız dik' dediler. Sizin başınız dik değil, bizim başımız dik. Bu ailelerin başı dik. Siz katilsiniz. Devlet içerisinde görev yapmış ve zorla kaybetmelerden sorumlu kişiler hesap vermedi. Bu coğrafyada hâlâ devletin hangi biriminde olduğunu bilmediğimiz birçok katil tarafından yönetiliyoruz. Hiçbiri hesap vermedi. Büyük bir cezasızlık söz konusu" dedi.   ‘Bu devlet bundan kurtulamayacak’   Cumartesi Annelerinin yürüttüğü mücadelenin devletin işlediği suçları görünür kıldığını belirten Eren Keskin, bunun tarihsel önem taşıdığını söyledi. Eren Keskin, "Belki bir gün bizim mezarlarımızı bile açıklamayacaklar, failleri de söylemeyecekler. Ama bu devletin insanları nasıl yok ettiğini, mezarlarını bile nasıl ortadan kaldırdığını, ölülere dahi nasıl saygısızlık yaptığını bu insanlar herkese anlattılar. Bu nedenle hepimizin bu ailelere borcu var” diye belirtti.    ‘İyi ki onları tanıdık’   Konuşmasının sonunda Emine Ocak'ı anan Eren Keskin, kadınların acılarının görünür olduğunu ancak kayıp yakınlarının yaşadığı acının unutulmadığını ifade etti. Eren Keskin, “Umarım bizi duyuyordur. Onu ne kadar sevdiğimizi hissediyordur. İyi ki bu dünyada var oldular. İyi ki biz onları tanıdık. Hepimiz onlara çok borçluyuz" sözlerine yer verdi.    ‘Siz hepiniz benim için Ferhat'sınız’   Özgür Gündem muhabiri Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, evladının faillerinin belirsizliğini ve İstanbul’a gelip Emine Ocak ile tanışma sürecini anlattı. Zübeyde Tepe, "33 yıldır biz Ferhat'ı kaybettik. Failler belli. Ama ortada bir şey yok. Şimdiye kadar hiç onlardan bir haber almadık. Bu kadar da çile çekildi. Ferhat ve kaybolduktan sonra mezarlıkta ‘Hepiniz benim için Ferhat'sınız’ dedim” şeklinde belirtti.   ‘Acımız da mücadelemiz de bir’   Etkinlikte söz alan bir diğer Cumartesi Annesi Hanife Yıldız ise “Acımız da mücadelemiz de bir. Emine Anne, bize yalnız olmadığımızı, bir arada durursak sesimizin duyulacağını gösterdi" diye belirtti.   ‘Biz Galatasaray’da olmasaydık yüzlerce insan daha kaybedilebilirdi’   Cumartesi Annelerinden Hanım Tosun da Emine Ocak ile yalnızca mücadele arkadaşı değil, aynı zamanda 30 yıllık bir aile bağı kurduklarını anlattı. Aynı mahallede yaşadıklarını, her hafta birlikte Galatasaray Meydanı'na gidip geldiklerini, hafta içi de uluslararası heyetleri ve basını birlikte karşıladıklarını belirten Hanım Tosun, "Eğer biz 1995'ten bu yana Galatasaray'da olmasaydık yüzlerce insan daha kaybolacaktı. İyi ki direndik, iyi ki kayıpları durdurabildik. Emine Anne rahat uyu, senin mücadeleni bir tek kayıp dosyası kalmayana kadar sürdüreceğiz" diye konuştu.   Anma, Emine Ocak adına lokma dağıtımının ardından sona erdi.