TJA’nın adalet nöbeti sona erdi: Organize suç ağı ortaya çıkarılsın 2026-06-26 21:52:44   ÊLIH - TJA’nın Özel Batman Şifa Bakım Merkezi’nde yaşandığı iddia edilen işkence, cinsel taciz, tecavüz ve şüpheli ölümlere ve iddaa edilen işkenceye karşı başlattığı oturma eylemi son buldu. Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Bu çetenin açığa çıkarılması için sokakta mücadele eden kadınların, halkın ve demokratik kamuoyunun önüne engeller çıkarılmamalıdır dedi.   Tevgera Jinên Azad'nın (TJA) Batman Adliyesi önünde Şifa Bakım Merkezi’nde yaşanan işkence, cinsel taciz, tecavüz ve şüpheli ölüm iddialarına karşı başlatılan nöbet ve oturma eylemi 6’ncı gününde sona erdi. "Tacize, tecavüze ve her türlü şiddete karşı nöbetteyiz” pankartının açıldığı nöbete, Riha’dan gelen kadınlar ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve çok sayıda kişi katıldı.   Alkışların ve düdüğün dinmediği eylemde, “Çocuk istismarının affı olmaz”, “İstismara karşı kadınlar nöbette”, “Şifa Bakım Evi kapatılsın”, “Tacize, tecavüze dur de” ve “Batman’da adalet nöbetindeyiz” dövizleri açıldı.   ‘Sessizliğe itiraz ediyoruz’   TJA aktivisti Sema Ayşeoğlu, yaşananların sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi gerektiğinin altını çizerek, “Batman Özel Şifa Bakım Merkezi’nde bir hastaya yönelik cinsel taciz ve cinsel saldırı iddiaları kamu vicdanını derinden yaralamıştır. Savunmasız durumda bulunan bireylerin güvenle tedavi görmesi gereken sağlık kurumlarında bu tür iddiaların ortaya çıkması son derece endişe vericidir. Batman’da TJA’nın öncülüğünde başlatılan adalet nöbetini selamlıyor, Urfa kadınları olarak bu mücadelede onlarla birlikte sonuç alana kadar ses çıkarmaya devam edeceğimizi belirtmek istiyorum. Bu mücadele sadece bir kurum için değil; sesi duyulmayan, kendini savunamayan tüm bireyler için verilen bir mücadeledir. Biz kadınlar olarak bu sessizliğe, bu görmezden gelme siyasetine itiraz ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bakım merkezlerinde yaşanan her ihmal, her şüpheli ölüm ve her kötü muamele iddiası sadece bireysel bir olay değildir; denetimsizliğin, cezasızlığın ve sorumluluktan kaçan anlayışın sonucudur. Kendini savunamayan insanların yaşam hakkını korumak devletin sorumluluğudur. Ancak bugün bizler soruyoruz: Bu iddialar neden bütün yönleriyle araştırılmıyor? Sorumluların ortaya çıkarılması neden engelleniyor? İnsanların yaşam hakkı neden siyasi hesaplara kurban ediliyor? Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz: Batman Özel Şifa Bakım Merkezi’nde yaşanan tüm iddialar bağımsız ve şeffaf bir şekilde araştırılmalıdır. Yaşananların sorumluları kim olursa olsun hukuk önünde hesap vermelidir. Kadınların sesi, ailelerin adalet talebi ve yaşam hakkı mücadelesi susturulamaz. Adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.   ‘İnsanların ölümleri üzerinden rant elde eden bir yapı var’   Ardından söz alan Çiğdem Kılıçgün Uçar, ortada organize bir işkence sistemi olduğunu belirterek, “Bakım evinin önceki adı Şifa Bakım Merkezi’ydi. Altı gündür Batman’da birçok sivil toplum örgütü ve demokratik kitle örgütü bu merkezde ortaya çıkan işkence, cinsel istismar ve şüpheli ölüm iddialarına karşı adalet nöbeti tutuyor. Yaşadığımız sistemi tarif ederken söylenecek ilk şey, çürümüş bir düzenin toplumu çökertmek için nasıl işlediğidir. Batman’daki bakım evinde yaşananlar da bunun somut bir örneğidir. Ortada organize bir işkence sistemi var. Eczacısından Sağlık Müdürlüğü çalışanlarına, bakım evi çalışanlarından işletme sahiplerine, kamu görevlilerinden müfettiş ve denetçilere kadar uzanan bir ağdan söz ediyoruz. İnsanların işkence görmesi ve yaşamını yitirmesi üzerinden rant elde eden bir yapı var. Bu yapıya karşı hiç kimse sessiz kalmamalıdır. Bu çetenin açığa çıkarılması için sokakta mücadele eden kadınların, halkın ve demokratik kamuoyunun önüne engeller çıkarılmamalıdır” diye belirtti.   ‘Göz göre göre insanlar öldürüldü’   Eski bir çalışanın ihbarı sayesinde ölüm şebekesinin ortaya çıktığını söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu kadar vicdansızlık ve ahlaksızlık kimlerin eliyle örtbas ediliyor? 2025 yılının Ekim ayında ihbar yapılıyor ancak hiçbir işlem yapılmıyor. Daha sonra yeniden ihbar ediliyor, yine herhangi bir adım atılmıyor. Ancak Haziran 2026’da bakım evine yapılan incelemede dile getirilen iddiaların doğruluğu ortaya çıkıyor. Çalışanların kendi aralarındaki mesajlaşmalar dosyada yer alıyor. Bir insanın bedeninde sigara söndürülüyor, fotoğrafı çekiliyor ve çalışanlar arasında paylaşılıyor. Yaşlılara yapılan işkence görüntülerini birbirleriyle paylaşarak bundan memnuniyet duyan insanlar var. Buna rağmen vicdanlı insanlar da vardı. Eski çalışanlardan birinin ihbarı sayesinde bu şiddet, işkence ve ölüm şebekesi kısmen de olsa açığa çıkarıldı. Soruşturma kapsamında 83 kişi gözaltına alındı, bunlardan 16’sı tutuklandı. Ancak bu dosya, arkasındaki daha büyük ilişkileri ortaya çıkarabilecek niteliktedir. Adli makamların soruşturmayı bu yönüyle derinleştirmesi gerekiyor. Bir yıl önce yapılan ihbarları bekletmenin hiçbir açıklaması olamaz. Göz göre göre insanların öldürüldüğü, işkenceye maruz bırakıldığı bir kurumdan söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Bu acıya ve ayıba sahip çıkmayan herkes ölümlerin ortağıdır’   Çiğdem Kılıçgün Uçar, soruşturmanın yalnızca 16 kişinin tutuklanmasıyla sınırlı bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Burada özelleştirme politikalarının halka nasıl ağır sonuçlar yaşattığını görüyoruz. Devletin ve iktidarın sağlık politikalarının bakım evlerinden hastanelere, otellerden evlere kadar nasıl sirayet ettiğini görüyoruz. Cezasızlık politikalarının ve denetimsizliğin bu ülkede sistematik bir uygulamaya dönüştüğüne tanıklık ediyoruz. Yaşananlar son derece acıdır. Bu acıyı bizim kadar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın da, kentte görev yapan mülki idare amirlerinin de hissetmesini istiyoruz. Bu acıya ve bu ayıba sahip çıkmayan herkes, yaşanan işkencenin ve ölümlerin ortağıdır. Devlet ve bakanlık, Batman’da ortaya çıkan bu tablonun ardından ülkedeki bütün bakım evlerini acilen denetime tabi tutmalıdır. Bakım evlerinde çalışan personelin yeterliliği denetlenmeli, bu kurumları işleten kişilerin gerekli koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır. Soruşturma yalnızca 16 kişinin tutuklanmasıyla sınırlı bırakılmamalı, gerçek sorumlular ve tüm bağlantılar açığa çıkarılmalıdır. Batman’da, Siirt’te hiçbir kent ve hiçbir halk bu tabloyu hak etmiyor. Biz sustukça insanlar rant uğruna işkenceye ve ölüme terk ediliyor. İddialarla ilgili mülki amirlerin yaptığı açıklamalar yetersizdir. Dosyadaki gizlilik kararı kaldırılmıştır ancak yayın yasağının da kaldırılması gerekmektedir. Yasaklanması gereken bilgi değil, işkence ve ölümdür. Bu nedenle konuyla ilgili sorumluluğu bulunan bütün kurum ve yetkilileri gerçek anlamda sorumluluk almaya çağırıyoruz” diye konuştu.