Cumartesi Anneleri: Hakikati açığa çıkarın 2026-05-09 12:44:53   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri'nin bin 102'nci eyleminde, kamu adına görev yapan savcılar göreve çağırılarak Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ün gözaltında kaybedilmesiyle ilgili hakikatin açığa çıkarılması istendi.   Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirdikleri eylemin bin 102'ncisinde bir araya geldi. Eylemde bu hafta 34 yıl önce İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilen üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ün akıbeti soruldu. Basın metnini kayıp yakını Besna Tosun okudu.   'Gözaltında ölümle tehdit edildi'   Besna Tosun, 22 yaşındaki Hüsamettin Yaman'ın İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisiyken “Pankart taşımak” suçlamasıyla tutuklandığını, yaklaşık 15 gün cezaevinde kaldıktan sonra 6 Eylül 1990 tarihinde tahliye edildiğini söyledi. Besna Tosun, 21 yaşındaki Mehmet Soner Gül'ün ise Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisiyken Öğrenci Derneği üyeliğinden daha önce gözaltına alındığını ve ağır işkencelere maruz bırakıldığını ve ölümle tehdit edildiğini ifade etti. Besna Tosun, Mehmet Soner Gül'ün İçişleri Bakanlığı’nın iddiasına göre, 10 Mart 1991 tarihinde Malatya’da yakalanan bir kişinin sorgusunda adının geçmesi nedeniyle arandığını söyledi.   'Yetkililer gözaltı iddialarını reddetti'   Besna Tosun, Hüsamettin Yaman'ın 2 Mayıs 1992 Cumartesi günü evinden çıktığını ve 4 Mayıs Pazartesi günü ağabeyi Feyyaz Yaman’ı telefonla arayan bir kişinin “Hüsamettin, Soner Gül ile birlikte Fındıkzade’de gözaltına alındı. Hayatlarından endişe ediyoruz. Hemen emniyete başvurun” dediğini belirterek devamında şunları kaydetti: "Yaman ve Gül aileleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere devletin ilgili tüm kurumlarına başvurdu. İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü de girişimlerde bulundu. Ancak tüm başvurulara rağmen yetkililer gözaltı iddialarını reddetti. Hüsamettin Yaman’ın ailesi, çocuklarını aramaktan vazgeçmedi; bu nedenle iki yıl boyunca polis takibine maruz bırakıldı.   Ayhan Çarkın'in itirafları kamuoyuna yansıdı   19 Aralık 2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın infazlar ve kayıplarla ilgili itirafları kamuoyuna yansıdı. Çarkın, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ü gözaltına aldıktan sonra ormanlık bir alanda sorguladıklarını ve infaz ettiklerini anlattı. Onların son sözlerinin ise ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!’ olduğunu söyledi."   Hakikat çağrısı   Besna Tosun, Yaman Ailesinin yeniden suç duyurusunda bulunarak dosyanın tekrar açılmasını talep ettiğini ancak Ayhan Çarkın’ın açık beyanlarına rağmen dosyada etkin bir soruşturma yürütülmediğini söyleyerek hiçbir ilerleme sağlanmadığına dikkat çekti. Besna Tosun, son olarak şunları belirtti: "Bugün bir kez daha kamu adına görev yapan savcıları göreve çağırıyoruz: Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ün gözaltında kaybedilmesiyle ilgili etkin, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütün. Hakikati açığa çıkarın."   Besna Tosun, yarının Anneler Günü olduğunu da hatırlatarak “Bu vesileyle, evlatlarının akıbetini öğrenemeden, adalete ulaşamadan aramızdan ayrılan annelerimizi; Saffet Yaman şahsında saygı, özlem ve minnetle anıyoruz" dedi.   Bayramları evlatsız geçiriyorum   Cumartesi Annesi Hanife Yıldız da, "31 yıldır evlatsız bırakılan bir anne olarak oğlum benim anneler günümü kutlamıyor. Ben bugün rüyamda göreceğim evladımı. Evladım bana dargın. Ben bayramları da evlatsız geçiriyorum" dedi.   Annesiz geçecek bir gün olacak   Kayıp Yakını Maside Ocak, bu yılın annesiz geçireceği ilk anneler günü olacağını söyleyerek "Bu mücadeleyi büyüten annelerimizin ardından onlara verecek tek sözümüz bu mücadeleyi büyütmek olacak" dedi.   İnsanlık suçu işledi   İkbal Eren, “Yarın devlet yetkilileri çıkıp 'cennet annelerin ayakları altındadır' diyecek. Ama burada cehennemi yaşattıkları Galatasaray Annelerini görmeyecekler. Ama onlar cehennemde değiller. Evlatlarının akıbetleri için mücadele ettiler. Zamanaşımı kavramını kaldırın. Devlet insanlık suçu işledi. İkbal Eren, Adalet Bakanı'na seslenerek "Bizim faillerimiz belli" diye konuştu.   Eylem, Galatasaray Meydanı'na karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.