Gimgim’da JES tehdidi: Direnen sesleriyle doğa için mücadeledeler 2026-04-22 09:01:10   Rozerin Gültekin   MÛŞ- Başta 16 köyü, Murat Nehri’ni besleyen 6 akarsuyu ve 9 endemik bitki türünü etkileyecek Gimgim’daki JES projesine dair konuşan Varto Ekoloji Platformu’ndan Eylem Karaduman Vural, “Bu havaya bu doğal zenginliğe kim kıyar? Açgözlüler kıyar. Uzun yıllardır uygulanan özel savaş politikaları ekolojiyle tekrar vücut buldu. ‘Ben geliyorum burayı boşalt’ deniyor. Peki nereye gitsin insanlar?” diye sordu.    Türkiye ve Kürdistan’da rant amaçlı doğaya dönük yıkım politikaları devam ediyor. Bu projelerden biri Gimgim (Varto) ilçesinde Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesidir.    Dosyamızın son bölümünde Gimgim’de halkın direnişine dikkat çekiyoruz.    İlk 16 köy etkilenecek   Gimgim’da Çok sayıda köy, göçertilme riskiyle karşı karşıya kalırken, bölgenin temel geçim kaynağı olan hayvancılık ve tarım da sona erme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Projenin Gimgim-Kanîreş (Karlıova) fay hattı üzerinde planlanması, bölgede şiddetli bir deprem yaşanma riskini de artırıyor. JES’ten ilk olarak Tanzik, Tatan, Hemok, Çorsan, Xwarik ve ona bağlı Derviş Eli mezrası, Kasıman, Emera, Zengena, Mengen, Kuzik, Civarka ve Civarka köyüne bağlı Kortegula mezrası, Canisera, Xaşxaşa, Büyük ve Küçük Uskura, Şorike, Şema, Gadiza ve Badan isimli köyler etkilenecek.   Bitki türleri yok olacak   Katledilecek ilk bitki türleri şunlar: Anux (kekik), Helugê (çiriş), Dindarokê (yabani roka), Perçegê (civanperçemi), Vaşe Kula (Boz yara otu), Reşadarî, Qirmotiki, Lulikê, Jajık.   Murat Nehri’ni besleyen akarsular tehlikeyle karşı karşıya   Murat Nehri’ni besleyen ve yok olma ile karşı karşıya kalan akarsular ise şunlar: Derê Mengeli (Alabalık Çayı), Derê Civarka (Kartaldere Çayı), Çor Deresi, Surdari Deresi, Goşkarbaba Çayı, Hoşan Deresi.    Bu mücadele kapsamında örgütlü mücadelenin bir adımı olarak kurulan Varto Ekoloji Platformu’ndan Eylem Karaduman Vural, yürütülen mücadeleyi ve talanın amacına dair değerlendirmelerde bulundu.   Doğa için mücadele ediyorlar   Gimgim halkı olarak yürüttükleri mücadelenin halkı bir araya getirdiğini ve menfaatsiz bir mücadelenin yürütüldüğünü dile getiren Eylem Karaduman Vural, “Bugün ekoloji çalışması altında birleşen güçle Varto ekolojisini koruyan bir kitle oluştu. Herkes bir şey için savaşıyor. Köyü, suyu, toprağı, ağacı, böceği, sahiplenmek adına insanlar bir arada yol, yöntem ararken herkesin ayrıştığı o siyaset dilini bıraktık. Kimse kimseyi suçlamadan tamamen kendi varlığı özü için bir savaş alanına girdi. Halk kendini hiç çekinmeden buraya kattı. ‘Yatmadan kendime söz veriyorum bu mücadeleyi sonuna kadar götüreceğim’ diyen gençlik, kadın ve yaşlı kesimi oluştu. Doğa kadındır, toprak anadır. Biz de onun evlatları olarak özellikle ana kadın kemaletiyle biz bu mücadeleyi sonuna kadar götürme yolundayız” dedi.    Adım adım başlayıp her yeri saran ekolojik talan   Atılan ekolojik yıkım adımlarının giderek büyüyeceğine dikkat çeken Eylem Karaduman Vural, bunu yaşamının bir bölümünü geçirdiği Çiğli’de gördüğünü söyledi. Eylem Karaduman Vural, “İlk başta basit bir doğa meselesi gibi gelse de kendim İzmir'de doğmuş büyümüş biri olarak çocukluk dönemlerimi hatırlıyorum. Oturduğum yer de bir köy gibiydi. Yükselen dumanları, baca dumanlarını fark ettik. Bu fabrikalarla başladı. İş sahası denildi buna. Termik santrallere kadar geldi. Bu fabrikaların atıklarına, çevreye verdiği zarara şahit olduk. Bir yandan yükselen binalar, çoğalan iş gücü ile ekonomik çözümler aranırken diğer taraftan doğal yaşamı bitirmiş bir atmosferle karşılaştık. Şu anda köyüne dönen insanlara bakıyorum. Herkes sağlıksız çünkü oralarda yaşadılar. Buraya bir umut gelmişler ama geldikleri yerde de aynı şeyle karşılaşıyorlar. Doğaya dair birçok çeşitlilik var. Hayatımda hiç görmediğim kadar güzel çiçekler ve bunun önünde yetişen doğal sütünü içtiğim hayvanlar var, bunların hepsi bitecek. Toprağın altına metrelerce girip çıkardıkları kimyasallarla doğa zehirlendiği zaman biz de zehirleneceğiz” diye belirtti.    ‘Bu doğal zenginliğe kim kıyar?’   Projenin iptal edildiğine dair söylentilerin olduğunu ama resmi adım atılmadığını dile getiren Eylem Karaduman Vural, “Bu yapılan eylem kırma çabası gibi geliyor. Elimize yazılı bir belge de gelebilir biz sonlandırıyoruz diye. Ama onların buradaki amaçları bitmeyecek. Bunu da anlatabildiğimiz kadar anlatacağız. Üç ay, beş ay, bir yıl sonra illaki tekrar tekrar karşımıza getirecekler. Çünkü onlar gözlerini buraya diktiler. Buradaki zenginliğe diktiler. Çünkü burada bir doğal zenginlik var ve gözü burada olan aç insanlar var. Düşündüğüm zaman bu havaya bu doğal zenginliğe kim kıyar? Tabii ki açgözlüler kıyar. Burası da göçertilmek zorunda kalacak. Uzun yıllardır uygulanan özel savaş politikaları ekolojiyle tekrar vücut buldu. ‘Ben geliyorum burayı boşalt’ deniyor. Peki nereye gitsin insanlar? Tamamen köklerinden, doğasından, en önemlisi dilinden, kültüründen uzaklaşacak. Burada çoluk çocuğun geleceği yok olacak. Sanki gidecek bir yer varmış gibi bir alan varmış gibi davranıyorlar. Halbuki bu topyekün bir savaştır. Yerin altına kilometrelerce iniş sağladıklarında buranın korkulu rüyası depremi tetikleyen o şeyler çıkacak açığa. Özellikle Alevilerin 40-50 tane kutsal mekanları var hepsi risk altında” sözlerine yer verdi.    Gimgim mücadelesinin amacı: Doğa   Eylem Karaduman Vural, son olarak şunları dile getirdi: “Birçok basın açıklaması yapıldı, köy köy çalışmalar yapıldı. Gençlik, kadın çok güzel kenetlendi. Arkadaşlarımız köylüye anlatmaları gerekeni anlattılar. Bu birliktelik böyle sağlandı açıkçası. Buradaki örgütlenme siyasal mücadelede görmediğim birliktelik. Tehlikelerin farkında olan bir halk var. Bütün Varto bu platformda. Hepsi tek yürek, tek amaç için. Doğalarını, memleketlerini koruma peşindeler. Kadınları ilk etapta sahada görmek zor olabiliyor. Her yerde olduğu gibi erkek egemen sistem burada da var. Ama kadınlardan talebimiz daha görünür olsunlar. Çünkü kadın demek doğa demek. Güçlü kadınları daha çok görmek istiyoruz sahada. 24 Nisan'a kilitlendik miting gerçekleştireceğiz herkesi bekliyoruz.”