Avukat Wendy Lyon: Onsuz bir süreci ilerletmek mümkün değil 2026-04-02 09:04:57   Melek Avcı   ANKARA - Barış sürecinde Abdullah Öcalan’ın belirleyici rolüne dikkat çeken Wendy Lyon, sürecin onunla temas kurulmadan ilerleyemeyeceğini vurgulayarak, “Çünkü barış süreci tek taraflı olamaz. Bu bir uzlaşma sürecidir ve bir teslimiyet olarak görülmemelidir” dedi.   27 Şubat 2025 Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ndan önce ve sonrasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme talebi uluslararası ölçekte dikkat çeken bir başvuru dalgasına dönüştü. Kendisiyle görüşmek için uluslararası alanda birçok kampanya yapıldı ve bu kampanyalar hâlâ sürmekte. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından ise barışın ve çözümün baş aktörü olarak Avrupa başta olmak üzere Nobel Barış Ödüllü isimler, farklı ülkelerden hukukçular, insan hakları örgütleri, siyasi temsilciler ve çeşitli sivil toplum aktörleri Türkiye’ye gelerek ya da doğrudan başvuru yaparak Adalet Bakanlığı’ndan resmi görüşme izni talep etti.   Bu girişimler, yalnızca hukuki bir hak talebi olarak değil, aynı zamanda çözüm sürecinde uluslararası katılım ve gözlem talebinin ifadesi olarak da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın baş muhatap olarak görülmesi olarak öne çıkıyor. Ancak bu geniş çaplı başvurulara rağmen, şu ana kadar başvuruların büyük kısmına herhangi bir yanıt verilmediği; ne açık bir ret ne de kabul yönünde somut bir adım atıldığı görülüyor.   Ankara’ya gelen uluslararası heyette yer almış olan ve İmralı’ya gitme başvurusu yapan Avukat Wendy Lyon başvurunun durumuna ilişkin değerlendirmede bulundu.   Başvuru talebi rafta   Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupalı Avukatlar Derneği (ELDH) olarak daha önce bir başvuru yaptıklarını ifade eden Wendy Lyon, “Barış sürecinde yer alan çeşitli paydaşlarla görüşmek üzere Türkiye’ye gitmiştik. Elbette Abdullah Öcalan bu sürecin önde gelen aktörlerinden biri. Yani kendisi bu sürecin kesinlikle vazgeçilmez bir parçası ve önemli bir unsuru. Bu nedenle, süreçteki diğer ilgili paydaşlarla görüşürken, onunla görüşme başvurusu da bulunmak bizim için oldukça doğal bir adımdı. Ne yazık ki henüz herhangi bir yanıt almış değiliz. Talebimiz reddedilmiş değil, ancak kabul edilmiş de değil” dedi.   Başvurunun reddedilmesi mi istendi?   Başvuruya yanıt verilmemesinin politik bir karar olup olmadığından emin olmadıklarını söyleyen Wendy Lyon, “Açıkçası daha önceki pek çok durumda böyle bir şey yaşamadık. Aramızdan pek çok kişi Türkiye’deki diğer tutsakları ziyaret etti, ancak İmralı Cezaevi’nde güvenlik önlemlerinin çok daha yüksek seviyede olduğu aşikâr ve muhtemelen aşılması gereken ek bürokratik engellerin olduğunu da kabul ediyoruz. Ancak bilmediğimiz şey şu: Acaba sadece bu bürokratik süreçlere mi takıldık, yoksa başvurumuzun reddedilmesine yönelik bir karar mı alındı? Eğer durum buysa, bu gerçekten hayal kırıklığı yaratacaktır” diye belirtti.   ‘Onsuz bir süreci ilerletmek mümkün değil’   Kürt Halk Önderi’nin rolü ve Kürt halkının lideri olmasının görüşme talebinin temeli olduğunu ifade eden Wendy Lyon, bu sürecin onunla görüşmeden ilerleyemeyeceğini belirtti. Wendy Lyon, “Sayın Öcalan, bildiğiniz gibi PKK’nin lideri ve Kürt halkı nezdinde büyük saygı gören, tüm Kürt toplumu içinde son derece itibarlı bir figür. Bu nedenle, sürecin onsuz ilerleyebileceğini düşünmek mümkün değil. PKK’yi silah bırakmaya ikna etme konusunda çok büyük bir rol oynadığı açık. Sadece Türkiye’de değil, tüm Kürdistan genelinde Kürt toplumu üzerinde muazzam bir etkisi var. Onsuz bir süreç yürütmek, Güney Afrika’daki süreci Mandela olmadan ya da İrlanda’daki süreci Gerry Adams olmadan yürütmeye benzerdi. Yani bu, o olmadan yapılabilecek bir şey değil. İşte bu yüzden, görüştüğümüz diğer tüm paydaşlarla birlikte onunla da görüşebilmenin bizim için son derece önemli olduğunu düşünüyoruz” sözlerini kullandı.   ‘Bu bir uzlaşma sürecidir ve bir teslimiyet olarak görülmemelidir’   Sürecin bu bağlamda hâlâ tek taraflı yürütülmeye çalışılmasının sorunlu olduğuna dikkat çeken Wendy Lyon şöyle devam etti: “Bize göre, onun Kürt toplumunun diğer üyeleriyle, avukatlarla ve diğer taraflarla daha fazla temas kurabilmesine imkân tanınması, sürecin başarıya ulaşması için mutlaka sağlanması gereken bir durum. PKK’nin silah bırakmış olması, Kürt toplumu açısından zaten çok büyük bir güven adımıdır. Bu nedenle yetkililerin de sürece gerçek bir güvenin oluşabilmesi için benzer bir adım atması gerekir. Çünkü barış süreci tek taraflı olamaz. Bu bir uzlaşma sürecidir ve bir teslimiyet olarak görülmemelidir. Aksi halde bu süreç başarılı olmayacaktır. Açıkçası, onun cezaevi koşullarının önemli ölçüde iyileştirilmesini görmek isteriz. Serbest bırakılması mümkün olabilirse bu çok olumlu olurdu. Belki ev hapsi gibi bir seçenek de değerlendirilebilir; ancak elbette bir tür cezaevinden diğerine geçiş de istenmez. Kesin olan şu ki dış dünyayla, Kürt toplumu ile ve avukatlarıyla çok daha fazla iletişim kurabilmesi gerekiyor. Bildiğim kadarıyla avukatlar son dönemde geçmişe kıyasla kendisiyle daha fazla görüşebilmiş durumda, ancak yine de bu konuda hâlâ iyileştirme alanı olduğu anlaşılıyor.”   ‘Her iki tarafın da taviz vermesi gerekir’   Mevcut ve eşitsiz koşullarda sürecin kalıcılığı ve çözümü konusunun mümkün olup olmayacağına ilişkin ise Wendy Lyon, “Elbette öyle olmasını umuyoruz. Bildiğiniz gibi süreç henüz oldukça erken bir aşamada ve bu tür süreçler yıllar alabilir; kimse sonucu peşinen değerlendirmek istemez. Her iki tarafın da atması gereken pek çok adım olacak ve bunların bazıları, belki de Türkiye’deki yetkililerin atmaktan çok memnun olmayacağı adımlar olabilir. Ama dediğim gibi, bu bir uzlaşma sürecidir. Her iki tarafın da taviz vermesi gerekir. Tabii adımlar noktasında biliyorsunuz, belirli bir asgari düzey belirlemek zor, çünkü her sürecin kendine özgü özellikleri var, her biri farklı ve olaylar içinde yer aldıkları bağlamda değerlendirilmeli. Ancak şüphesiz, Kürt halkının kültürel hakları, dil hakları ve anadil hakkı konusunda tanınması çok önemli olacaktır. Ayrıca, Kürt halkının bölgenin vazgeçilmez bir parçası olduğunun daha açık biçimde kabul edilmesi gerekiyor. Burası aynı zamanda onların da yurdu ve yalnızca çözülmesi gereken bir sorun olarak görülemezler. Aksine, kalıcı bir çözümün ve gelecekteki ortak yaşamın bir parçası olarak ele alınmaları gerekir” diye belirtti.   Görüşme başvurularına dönük çalışmalarının hâlâ sürdüğünü ve Türkiye’nin başvurularına henüz yanıt vermemesinin uluslararası hukuk karnesini etkilediğini belirten Wendy Lyon, “Bu, devam eden bir süreç. Umudumuzu sürdürmeye devam ediyoruz, en azından böyle söyleyebilirim. Türkiye’nin uluslararası hukukla ilişkisi uzun zamandır kaygı konusu olmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin uygulanmamış ve hâlâ uygulanmayan çok sayıda kararı bulunuyor. Türkiye’nin AİHM önündeki sicili de çok parlak sayılmaz. Daha önce de söylediğim gibi, belki biz sadece bürokrasiye takılmış durumdayız. Başvurumuzun reddedildiğini iddia etmek istemem, ancak bu ziyaretin kolaylaştırılması, Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini gerçekten yerine getirme konusunda istekli olduğunu göstermesi açısından önemli bir güvence olurdu” ifadelerini kullandı.   ‘Kısa sürede olumlu gelişmeler görmek istiyoruz’   Sürece ilişkin çalışmalar itibariyle de sabırlı olmak gerektiğini belirten ve umutlu olduklarını söyleyen Wendy Lyon şöyle devam etti: “Bence göz önünde bulundurmamız gereken önemli bir nokta var: yeni yayımlanan Meclis raporunun hazırlanmasına yönelik bir süreç vardı ve bu rapor henüz çok yeni tamamlandı. Bu yüzden çok karamsar olmak istemiyorum. Sürecin ilerlediğini düşünmek istiyorum. Elbette bu ilerleme yavaş olacaktır; dünyada bu tür süreçlerin yavaş ilerlediğine dair pek çok örnek var. Tabii ki olumlu gelişmeler görmek istiyoruz ve bunu mümkün olan en kısa sürede görmek isteriz, ancak herkesin sabırlı olması gerekecek. On yıllardır süren bir çatışmadan bahsediyoruz ve bunun bir gecede değişmesini bekleyemeyiz. Şunu da söylemek isterim ki, bu süreci çok yakından takip ediyoruz. Birçoğumuz yıllardır Kürt halkının hakları meselesiyle yakından ilgileniyoruz. Bu süreci dikkatle izliyoruz, herkese en iyi dileklerimizi iletiyoruz ve geleceğe dair gerçekten umutluyuz.”