79 gün boyunca süren bir mücadelenin hikayesi 2026-03-13 09:07:07   Rabia Önver    COLEMÊRG-  Gever’de özyönetim direnişinin ilanının ardından 79 gün boyunca süren çatışmalar, yıkılan mahalleler ve moloza dönen evler bıraktı geride. O günleri yaşayanlar için Gever, yalnızca bir ilçe değil, dayanışmanın, direnişin ve hafızalara kazınan bir mücadelenin adı olarak kaldı.   Kürdistan’da 2015-2016 yılları arasında farklı tarihlerde özyönetim direnişlerinin ilan edildiği yerler Amed’in  Sûr ilçesi, Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesi, Şirnex’ın Cizîr, Silopiya ve Colemêrg’in Gever ilçesiydi. Gever’de 2015 ve 2016 süreci arasında birçok kez 3-5 gün aralıklı sokağa çıkma yasağı ilan edildi. İlçede ilan edilen son yasak ise 14 Mart 2016’da başlar ve 79 gün sürdü.     Gever’de 79 günün ardından kalanlar   Gever’de Gever Demokratik Meclisi’nin 13 Ağustos 2015’te ilan ettiği “özyönetim” kararının ardından ilçede art arda sokağa çıkma yasakları ilan edildi. İlk yasaklar Eylül, Kasım ve Aralık 2015’te kısa süreli uygulanırken, Yekineyên Parastina Sivîl’in (YPS) 1 Şubat 2016’da kuruluşunu duyurmasının ardından yasakların kapsamı genişledi. En uzun ve en ağır yasak ise 13 Mart–30 Mayıs 2016 tarihleri arasında sürdü. 79 gün boyunca ilçeye giriş ve çıkışlar tamamen kapatıldı, yasakların kısmi biçimde devam ettiği süreç ise aylar sonra sona erdi.Bu süreçte Cumhuriyet, Güngör, Orman, Kışla, Mezarlık, Yeşildere ve Dize mahallelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. İlçe merkezinin yanı sıra birçok köy ve mezra da yasaklardan doğrudan etkilendi. Çatışmaların ardından hazırlanan raporlara göre kent merkezi ve çevresinde 5 binden fazla ev kullanılamaz hale geldi, yüzlerce konut yıkıldı, yakıldı ya da ağır hasar gördü.     90 sivil yaşamını yitirdi    Yasak sürecinde aralarında sivillerin de bulunduğu 90’dan fazla kişi yaşamını yitirirken, çok sayıda cenaze İnsan Hakları Derneği (İHD) raporlarına göre Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Cenazelerin bir kısmı ailelere teslim edilirken, bazıları ise Erzurum’daki kimsesizler mezarlığında yıllarca kimliksiz şekilde kaldı. Aradan geçen 10 yıla rağmen ilçede o dönemin izleri hala silinmiş değil. Yıkılan mahallelerin yerine yapılan yeni konutlar, mezarlıklara yönelik tahribat iddiaları ve devam eden güvenlik uygulamaları, Gever’de yaşananların yalnızca geçmişte kalan bir dönem olmadığını gösteriyor.    Gever’de 79 gün süren direnişi ve yaşananları hep beraber hatırlayalım…   Özyönetim’in ilan edildiği Gever’in dar sokaklarında bu kez çocuk sesleri değil, patlamaların ve silahların sesi yankılanıyordu. O günler tam 79 gün sürdü. Yetmiş dokuz gün boyunca birçok aile evlerinden çıkamadı. Korku vardı ama dayanışma ve direniş vardı. Çünkü herkes biliyordu ki bu yalnızca bir çatışma değildi, aynı zamanda bir halkın var olma mücadelesiydi. Operasyonlar sona erdiğinde ise Gever’in bazı mahalleleri artık tanınmaz haldeydi. Evler yıkılmış, duvarlar parçalanmış, sokaklar molozlarla dolmuştu. Bir zamanlar hayatın aktığı o evlerin yerinde sessizlik hakimdi.  Kadınlar yıkılmış evlerinin önünde uzun süre bekledi. Kimisi bir duvar parçasına dokundu, kimisi molozların arasından bir eşya aradı. Çünkü o evler yalnızca barınak değildi, hatıraların, emeğin ve yaşamın kendisiydi. Bugün Gever’in sokaklarında yeni binalar yükselmiş olabilir. Ama o günleri yaşayan halk için Gever, hafızalarda başka bir şekilde kaldı, yıkılan evlerin tozu ve 79 gün boyunca süren bir mücadelenin hikayesi kaldı hafızalarda. 79 gün süren direnişin ardından hiçbir hatıra hasarsız kalmadı…   Gever Demokratik Meclisi’nin 13 Ağustos 2015 tarihindeki “özyönetim” ilanının ardından 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi. İlk yasak 10 Eylül 2015’te 1 gün, 20 Kasım 2015’te 3 gün , 7 Aralık 2015’te 1 gün sürdü. Daha sonra Yekineyên Parastina Sivîl'in (YPS-Sivil Savunma Birlikleri) 1 Şubat 2016'da kuruluşunu deklare etmesiyle, günlük ilan edilen yasakların süresi uzatılmaya başlandı. İlçedeki en büyük ve en kapsamlı yasak 13 Mart-30 Mayıs 2016 tarihleri arasında olan yasaktı. 79 gün sonra kısmi olarak devam eden ve 31 Ekim’e kadar 06.00’dan, 22.00 ve 23.00 saatleri arasında uygulanan yasaklar da 151 gün sonra sona erdi.  Üzerinden 10 yıl geçen yasağın yerini “özel güvenlik bölgesi” ve “eylem ve etkinlik yasakları” devraldı.      Mezarlıklar sıklıkla tahrip edildi   Yasak sürecinde ilçede Cumhuriyet, Güngör, Orman, Kışla, Mezarlık, Yeşildere ve Dize mahallelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. 79 gün boyunca ilçeye giriş ve çıkışların tamamen kapatılması nedeniyle Şemzînan (Şemdinli) ve Rûbarok (Derecik) ilçeleri ile Bajêrge (Esendere) beldesinin yolları geliş-gidişlere kapatıldı. İlçeye bağlı Vezirava, Mexsudava, Elver, Peylan, Darê, Pirzala, Sekran ve Navdiyan, Bajêrge ve Xalane köyleri ile Çimenli mezrası yasaklardan nasibini aldı. 10 yılını geride bırakan özyönetim direnişinin izleri hala birçok mahallede duruyor.  Orman Mahallesi’nde farklı tarihlerde yaşamını yitirenlerin mezarları sık sık özel harekat polisleri tarafından tahrip edildi. Yine mezarlığın duvarları da tahrip edilerek ilçe halkı hedef alınırken, mezar taşları ise keyfi bir biçimde ateşli silahla vuruluyor. İlçe sakinlerinin ise tepkisi, “Ölümüze de saygıları yok, onlardan da korkuyorlar” şeklinde oluyor.       Kimsesizler mezarlığında kimliği tespit edilemeyen cenazeler    İlçede, özyönetim direnişi sürecinde yaşanan çatışmalarda çoğu YPS üyesi olmak üzere aralarında sivillerin de bulunduğu 90’ı aşkın kişi yaşamını yitirdi. İnsan Hakları Derneği (İHD) şubesi tarafından yayınlanan Gever raporunda, yasak süresi boyunca 78 cenaze Erzurum'daki Adli Tıp Kurumu”na (ATK) götürüldü. Aynı yıl  içinde bu cenazelerden 25’i ailelere teslim edilirken, 53’ü Erzurum’da Kimsesizler Mezarlığı’na defnedildi. Yine aynı raporda otopsi işlemlerine avukatların girmesine izin verilmezken, bir süre sonra mezarlıkta defnedilenlerin kimliklerinin karıştırıldığı ortaya çıktı. Kimsesizler Mezarlığına defnedilen 3 cenaze, 6-7 yıl sonra ailelerin yaptığı başvuru üzerine teslim edildi. Kimsesizler Mezarlığı’nda halen kimliği ve sayısı tespit edilmeyen birçok cenaze bulunuyor.       Özel savaş politikaları arttı    İktidarın yürüttüğü özel savaş politikaları yasak sürecinden sonra bu kez de özellikle kadın ve gençleri hedef alarak sürdürüldü. İlçede her sokağın mobeselerle izlenmesine rağmen 2016 yılından sonra fuhuşa sürüklenme ve uyuşturucu kullanımı da arttı. Öte yandan yıkımın yaşandığı mahallelerde, sürekli zırhlı araçlarla devriye gezen polislerin, ise uyuşturucu satışı yapanları da görmezden gelmesi söz konusu.       Birçok ev eşyalar ile birlikte yakıldı   Yasak sonrası açıklanan raporlarda yer alan verilere göre, kent merkezi ve bitişiğinde yer alan Mexsudava köyü dahil 5 binden fazla ev kullanılamaz hale getirildi. Aynı raporlarda yağmalanan ve yakılan birçok evin bölgeye yasak sürecinde getirilen iş makinaları ve işçiler tarafından kolonlarının kesildiğine yer verildi. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO)  Colemêrg Şubesi’nin bu süreçte hazırladığı raporda, az hasarlı konut sayısı 3 bin 193, orta hasarlı 647, ağır hasarlı 787, yıkık 867, yanmış konut sayısı ise bin 336 olarak yer aldı. Çatışmaların yaşanmadığı ve  “Hendek, barikatların olmadığı mahallelerde asker ya da polis tarafından yakma ve yıkma yapıldığı gözlemlenmiştir” bilgisinin yer aldığı raporda, evlerin birçoğunun eşyalarla birlikte yakıldığı tespit edildi. Yıkılan ve yakılan evlerin yerine TOKİ konutları ailelere verilirken, bu konutların da eksik ve hasarlı olduğu ortaya çıktı.       Gever’de 2016’dan bugüne baskıya karşı süren direniş   Gever’de 2016 yılında aylar süren sokağa çıkma yasaklarının ardından çatışmaların sona erdiği söylense de ilçe için yeni bir dönem başladı. Yıkılan mahallelerin enkazı kaldırılmadan bu kez ağır güvenlik politikaları gündelik yaşamın parçası haline geldi. İlçenin birçok noktasında kurulan kontrol noktaları, sürekli devriye gezen zırhlı araçlar ve sık sık yapılan ev baskınları ile birlikte Gever, uzun yıllar boyunca yoğun bir baskı atmosferi altında tutuldu. 2016’dan itibaren Gever’de gözaltılar, tutuklamalar ve ev baskınları neredeyse günlük uygulamalara dönüştü.    Uygulanan politikalar görünür hale geldi   Özellikle gençler ve siyasal faaliyet yürüten kişiler hedef alınırken, gözaltı esnasında darp ve işkenceler sık sık gündeme geldi. Farklı yıllarda polis kurşunuyla yaşamını yitirenler, gözaltında ağır işkence gördüğünü açıklayan gençler ve hak ihlallerine dair yapılan başvurular ilçede uygulanan politikaları görünür hale getirdi.     Halk hafızasını, kimliğini ve iradesini koruma mücadelesini veriyor   Tüm bu baskılara rağmen Gever’de sessizlik hakim olmadı, kadınlar, gençler ve aileler sık sık bir araya gelerek gözaltılara, işkence ive polis şiddetine karşı ses yükseltti. Özyönetim direnişi  döneminde yaşamını yitirenlerin anmaları hafızanın canlı tutulmasının ve direnişin en görünür biçimi oldu. Bugün Gever’de 2016’dan bu yana geçen yıllar yalnızca baskı ve hak ihlalleriyle değil, aynı zamanda bu politikalara karşı sürdürülen direniş ve adalet arayışı ile anılıyor. İlçede birçok kişi için bu süreç, devlet politikalarının yarattığı yıkıma karşı halkın hafızasını, kimliğini ve iradesini koruma mücadelesi olarak görülüyor. İktidar baskıdan, halk direnişten ve mücadeleden vazgeçmiyor.