Dilan Karaman raporu açıklandı: Partner şiddeti, mobbing ve ihmal iç içe 2026-03-09 16:28:10     AMED- Dilan Karaman’ın ölümüne ilişkin hazırlanan raporda, sürecin yalnızca bireysel bir krizle açıklanamayacağı; partner şiddeti, mobbing, kurumsal ihmal, ekonomik baskı ve politik yalnızlaşmanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir kuşatma olduğu vurgulandı.   Amed’de 11 Kasım 2025'te Dilan Karaman, intihara sürüklenmesinin ardından hastaneye kaldırılmış, 10 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti. Dilan Karaman’ın  ölümünün ardından kamuoyunda çok sayıda iddia ve tartışma gündeme gelirken, olayın bütün yönleriyle araştırılması amacıyla kadın kurumlarının yer aldığı bir komisyon kuruldu.   Dilan Karaman’ın yaşamını yitirmesinin ardından kurulan komisyon, olayın bütün yönleriyle araştırılmasına ilişkin hazırladığı raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, Dilan Karaman’ın ölümüne giden sürecin yalnızca özel yaşamına ya da ruhsal durumuna indirgenemeyeceği belirtilerek, kurumsal, ilişkisel ve yapısal nedenlerin birlikte ele alınması gerektiği ifade edildi.   Komisyonun, 25 Kasım 2025’te kamuoyuna duyurulduğu belirtilen raporda; komisyonun TJA’nin çağrıcılığında Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, DAKAH-DER, ÖHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu ve Rosa Kadın Derneği temsilcilerinden oluştuğu kaydedildi. Raporda, komisyonun bir yargılama mercii olmadığı, ancak olayın insan hakları, toplumsal sorumluluk ve kurumsal işleyiş boyutlarını görünür kılmayı amaçladığı vurgulandı.   Partner şiddeti vurgusu   Raporda, Dilan Karaman’ın yaşamını yitirdiği günün sabahında birden fazla kişiyi arayarak partneri Mazlum Toprak tarafından tehdit edildiğini, kesici aletle korkutulduğunu, saçlarının çekildiğini, evden kovulduğunu ve can güvenliğinden endişe ettiğini aktardığı belirtildi. Bu anlatımların farklı kişilere, birbirinden bağımsız biçimde aynı sabah yapılmasının, olayın tekil ya da kurgu bir anlatı olmadığını ortaya koyduğu ifade edildi.   Raporda, fail erkeğin fiziksel şiddeti reddetmesine rağmen kesici aleti aldığını, tehditte bulunduğunu ve ölüm çağrışımı içeren sözler söylediğini kabul ettiği kaydedildi. Komisyon, bu veriler ışığında Dilan Karaman’ın ölümünden hemen önce yakın partner şiddetine maruz bırakıldığını ve bu şiddetin mevcut psikolojik kırılganlığı akut biçimde derinleştiren bir tetikleyici işlev gördüğünü değerlendirdi.   Hastaneye sevkte gecikme   Raporda, Dilan Karaman’ın intihar girişiminin ardından derhal ve zorunlu şekilde sağlık kuruluşuna sevk edilmesi gerekirken, sağlık ve kolluk birimlerinin müdahalede bulunmadığına dikkat çekildi. Bilinci açık olduğu gerekçesiyle zorla müdahale edilemeyeceğinin söylenmesinin hukuken geçersiz olduğu vurgulanan raporda, bu süreçte yaşanan gecikmenin Dilan Karaman’ın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan zincirin önemli halkalarından biri olduğu belirtildi.   Komisyon, 112 ve kolluk birimlerinin açık hayati tehlike altındaki bir kişiye yönelik koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun da ağır hizmet kusuru anlamına geldiğini kaydetti.   Uzun dönem psikososyal arka plan   Raporda, başvurucuların anlatımlarına göre Dilan Karaman’ın  bir süredir psikolojik destek aldığı, çeşitli ilaçlar kullandığı ve geçmişte de intihar girişiminde bulunduğu belirtildi. Dilan Karaman’ın çocukluk ve ergenlik döneminden itibaren ağır ve süreklilik arz eden travmatik deneyimlere maruz bırakıldığının aktarıldığı raporda, bu süreçte destekleyici ve önleyici mekanizmaların neden devreye sokulmadığının sorgulanması gerektiği ifade edildi.   Mobbing ve iş yükü   Raporda, Dilan Karaman  aynı anda birden fazla siyasal ve kurumsal alanda çalıştığı, danışmanlık, basın faaliyeti ve dijital medya üretimi gibi birçok işi birlikte yürüttüğü belirtildi. Özellikle dijital medya faaliyetleri kapsamında saat, yer ve zaman fark etmeksizin sürekli içerik üretmek zorunda bırakılmasının, çalışma ile özel yaşam arasındaki sınırları fiilen ortadan kaldırdığına dikkat çekildi.   Tanık anlatımlarına göre Dilan Karaman’ın  uzun süre boyunca görmezden gelindiği, kurum içi iletişimden dışlandığı, herkesin içinde azarlanıp küçük düşürüldüğü, emeğinin sistematik biçimde değersizleştirildiği ve kapasitesinin üzerinde iş yüküne maruz bırakıldığı kaydedildi. Raporda bu tablonun, klasik ve süreklilik arz eden ağır bir mobbing örüntüsüne işaret ettiği belirtildi.   Politik yalnızlık   Raporda, Dilan Karaman’ın olay günü birçok arkadaşını, yoldaşını ve birlikte çalıştığı kişiyi aradığı; ancak bu temasların büyük bölümünün fiili dayanışmaya dönüşmediği ifade edildi. Komisyon, bu durumu bireysel duyarsızlıktan çok, politik alanda giderek yaygınlaşan yüzeysel ilişkilenme biçimlerinin sonucu olarak değerlendirdi.   Raporda, “Politik yalnızlık, bireyin çevresinde kimsenin olmaması değil; çok sayıda temasın varlığına rağmen kimsenin gerçekten orada olmaması halidir” denilerek, Dilan Karaman’ın deneyiminin bu tür bir yalnızlaşmanın çarpıcı örneklerinden biri olduğu vurgulandı.   Ekonomik baskı ve bağımlılık   Raporda, ekonomik bağımlılığın Dilan Karaman’ın aşırı iş yüküne ve kurumsal taleplere itiraz etme kapasitesini zayıflattığı belirtildi. Geçim kaygısı, borç yükü ve barınma maliyetlerinin Dilan Karaman’ın hayatta kalma pozisyonuna ittiği, bunun da artan iş yüküne karşı sessizleşmeyi zorunlu hale getirdiği kaydedildi.   Çete iddiaları   Komisyona yansıyan iddialardan birinin de bölgede faaliyet gösterdiği ileri sürülen uyuşturucu ve fuhuş çetelerine ilişkin olduğu belirtildi. Raporda, bu yapıların özellikle politik kimliğe sahip kadınları ve gençleri hedef aldığı, tehdit ve şantaj yoluyla baskı kurduğu yönündeki iddiaların daha geniş bir çerçevede araştırılması gerektiği ifade edildi.   Komisyon, bu konuda kesin bir hüküm kurmadığını ancak örgütlü suç yapılarının toplumsal etkilerinin araştırılması, kadınlar ve gençler için bağımsız destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.   Yapısal dönüşüm çağrısı   Raporda, Dilan Karaman’ın  ölümüne giden sürecin yalnızca bireysel değil; çalışma rejimi, yönetsel yapı, denetim mekanizmaları ve politik ilişkilenme biçimleriyle bağlantılı olduğu ifade edilerek yapısal dönüşüm çağrısı yapıldı.   Danışmanlık ve çalışma sisteminin açık görev tanımları, eşitlikçi yaklaşım ve yetki sınırlarıyla yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtilen raporda; mobbing ve benzeri psikososyal ihlallere karşı bağımsız, güvenli ve yaptırım gücü olan denetim mekanizmalarının kurulması istendi.   Raporda ayrıca, “Bir kadın ‘çok kötüyüm’ dediğinde bu bir sohbet değil, alarmdır. Bir kadın ‘burada güvende değilim’ dediğinde bu bir duygu değil, acil durumdur” denilerek, kriz anlarında fiili ve koruyucu dayanışmanın hayati olduğu vurgulandı.   ‘Kolektif reflekslerin yetersizliği’   Raporun sonuç bölümünde, Dilan Karaman’ın  kaybının yalnızca bir failin ya da bir kurumun değil, kolektif reflekslerin yetersizliğinin de sonucu olduğu belirtildi. Olay sonrası dijital medyada yükselen öfke ve adalet talebinin kıymetli olduğu, ancak asıl önemli olanın bu duyarlılığın kriz anlarında somut korumaya dönüşebilmesi olduğu kaydedildi.