İstanbul’da komplo protestosu: Umut hakkı engellenemez 2026-02-15 19:29:39   İSTANBUL – İstanbul’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun 27’nci yılı dolayısıyla binlerce kişinin katılımıyla yapılan açıklamada, tecridin kaldırılması ve “umut hakkı”nın tanınması çağrısı yapıldı.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Örgütü, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul İl Sözcülüğü ve Tevgera Jinên Azad (TJA) öncülüğünde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun yıl dönümüne ilişkin İstanbul Aksaray Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. “Hakikatin ışığı ile özgürlüğe doğru” yazılı pankartın taşındığı açıklamada sık sık “Bimre Komploger û xiyanet”, “Bijî Berxwedana Rojava”, “Bijî Serok Apo”, “Jin jiyan azadî”, “Be serok jiyan nabe”, “Rojava Rojhilate Kurdistan yek welate”, “Umut hakkı engellenemez”, “Kahrolsun 15 Şubat komplosu”, “Barışın elçisi İmralı’dadır” sloganları atıldı. Alanda “Azadî ji rêber, statû ji Rojava, rabin ser piyan”  dövizi taşınırken, açıklamaya DEM Parti milletvekilleri, HDK İstanbul temsilcileri, Barış Anneleri İnisiyatifi, çeşitli siyasi parti temsilcileri ile binlerce yurttaş katıldı.   Açıklamada, DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar söz alırken basın metnini DEM Parti İl yönetiminden Gizem Kuzuk okudu.   ‘Barış sürecinden bahsediliyorsa umut hakkı tanınmalı’   İlk olarak söz alan Arife Çınar, komplonun amacının sadece Kürt halkının iradesini kırmak değil, Türkiye ve Ortadoğu’da halklar ve inançların eşit ve özgür koşullar altında yaşamasını engellemek olduğunu ifade etti. Arife Çınar, “Ayrımcılık ve savaş politikalarını geliştirerek barış politikalarına karşı koydular. Sayın Öcalan 27 yıl tecrit altında tutuldu, en doğal hakkı olan ailesiyle ve avukatlarıyla görüştürülmedi. Hâlâ bir müzakere ve barış sürecinden bahsediliyor ama tecrit hâlâ durmamış. Oysa Meclis’te, özellikle Devlet Bahçeli tarafından ‘PKK kurucusu, kurucu lideri Sayın Öcalan’a umut hakkı vardır’ şeklinde ifade edildi. Ama Sayın Öcalan hâlâ tecrit altında tutuluyor. Eğer bir barış sürecinden bahsediliyorsa, Türkiye’de yasaların değişmesinden, bir müzakere sürecinden bahsediliyorsa bu sürecin sağlıklı işleyebilmesi için Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmalı ve umut hakkı ilkesi tanınmalıdır” şeklinde konuştu.   ‘Komplo boşa çıkarıldı'   Komplonun halkların özgürlük iradesi ve Abdullah Öcalan’ın İmralı’da sergilediği çözüm kararlılığı karşısında tarihsel bir yenilgiye uğradığını belirten Gizem Kuzuk, Abdullah Öcalan’ın "Benim şahsımda hedeflenen, Orta Doğu’da demokratik bir çözümün önünü kesmek ve Kürtleri bir kez daha statüsüzlüğe mahkûm etmektir. Komplo, küresel güçlerin bölge üzerindeki yeni dizayn arayışının bir parçasıdır" dedi. Komployu boşa çıkarmak için Kürt halkı ve dostlarının büyük bedeller ödediğini belirten Gizem Kuzuk, ‘Güneşimizi Karartamasınız’ eylemleriyle de komplonun başarıya ulaşmasının engellenmesi için büyük bedeller ödendiğini ifade etti. Gizem Kuzuk, “Bu süreçte kapitalist modernitenin yarattığı krizlere karşı Sayın Öcalan tarafından ‘Üçüncü Yol’ olarak sunulan Demokratik Modernite kuramı, halklar için bir çözüm yolu açmıştır. Komplo ile bu çözüm yolu kesilmek istenmiş, bölge halklarının bitmek bilmeyen savaşlara ve milliyetçi çatışmalara sürüklenmesi hedeflenmiştir. Ancak, 15 Şubat 1999’dan bu yana ağır tecrit koşulları altında tutulan Halklar Önderi Abdullah Öcalan, geliştirdiği paradigma ile ‘halkların tasfiyesi’ ve ‘kaos’ senaryolarını boşa çıkarmıştır. Komployu kurgulayan Kapitalist Modernite güçlerinin 3. Dünya Savaşı'nın fitilini ateşleyerek halkları birbirine kırdırma çabasına karşı; İmralı sürecini bir direniş ve barış okuluna dönüştürerek, bu kirli senaryoya ‘Demokratik Toplum Manifestosu’yla en güçlü yanıtı vermiştir” ifadelerini kullandı.   ‘Ortadoğu için demokratik ulus tek çözüm’   Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu merkezli yaşanan krizlerin ve savaşların temelinde, çözümsüzlük politikaları ve İmralı üzerindeki tecrit rejiminin olduğunu kaydeden Gizem Kuzuk, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikriyatının halkların tek çıkış yolu hâline geldiğini söyledi. Gizem Kuzuk, “Suriye’de yaşanan son siyasi ve askeri gelişmeler, statü arayışları ve bölgesel dengelerin sarsılması, Sayın Öcalan’ın yıllar önce öngördüğü ‘demokratik ulus’ çözümünün ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Suriye’nin ve tüm bölgenin huzuru, ancak Kürt halkının varlığının tanınması ve Sayın Öcalan’ın demokratik çözüm iradesinin muhatap alınmasıyla mümkündür” sözlerine yer verdi.   ‘Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalı'   Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’de yayınlanan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın toplumun demokratikleşmesi ve onurlu bir barışın inşası için sunulmuş tarihsel bir yol haritası olduğunun altını çizen Gizem Kuzuk, “Bu çağrıda ifadesini bulan demokratik müzakere iradesi, bugün toplumsal barışa susamış milyonların en büyük umududur. İmralı’da yürütülen her görüşme, halklar arasında koparılmak istenen tarihsel bağların yeniden tesisi ve stratejik bir ittifakın kurulması anlamına gelmektedir. Kamuoyunun beklentisi, bu iradenin siyasi bir taktik olarak değil, kalıcı bir çözümün anahtarı olarak görülmesi; tecrit sistemine derhal son verilerek Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması ve demokratik müzakere zemininin hukuki güvencelerle oluşturulmasıdır” dedi.   Açıklama, sloganlarla sona erdi.