Üç yıl sonra aynı soru: Biz nereye gideceğiz? 2026-02-05 09:10:30   Evin Çiftçi    SEMSÛR - Depremin 3’üncü yılında hâlâ konteynerde yaşayan depremzedeler, aynı sorunlarla yüz yüze olduklarını belirterek, “TOKİ’nin depremzedeler için yaptığı evler bize çıkmadıysa kime çıktı? Nasıl geçindiğimizden kimsenin haberi yok!” dediler.   6 Şubat 2023’te Mereş merkezli 7.8 ve 7.6 büyüklüğünde meydana gelen ve 11 ili etkileyen deprem meydana geldi. Resmi verilere göre; 53 bin 537 kişi yaşamını yitirdi. 6 Şubat depreminden sonra hala barınma, sağlık hizmetlerine erişim, ekonomik güvencesizlik ve artan erkek şiddeti gibi sorunlar, depremzede kadınların üçüncü yılda da mücadele etmeyi sürdürüyor.    Mikrofonumuzu uzattığımız depremzede kadınlar depremin 3'üncü yılında hala aynı sorunların yaşandığını vurguladı.    'Tehlike altındayız'   Hanife Nergis, konteynerde hâlâ aynı sıkıntıları yaşadıklarını vurgulayarak her açıdan tehlike altında olduklarını söyledi. Hanife Nergis, “Geçtiğimiz günlerde kar ve yağmur yağdı, hep evin içine damladı. Eşim burada yaşamını yitireli 7 ay oldu. Şu anda da çocuğumun kolu kırıldı. Burada hasta bakmak daha da çok sıkıntılı. Alan çok dar ve hareket etmek çok zor. Sokakta yaşamaktan iyidir ancak çok fazla sıkıntısı da var. Kar yağdığında dışarıyı göremedim. Konteynerin kapısını kardan dolayı açamadık ve bunun getirdiği sıkıntılar da baya fazlaydı. Konteynerin içini hep su bastı. Tüm eşyalarım ıslandığından dolayı hepsini dışarıya attım. Konteynerlerin hepsinde aynı sorunlar yaşandı. Sonuçta ev değil. Geçen sene de aynı sorunları yaşadık. Sağlık açısından da tehlike altındayız. Eşim hastayken doktora götürdük; doktor, konteynerde kalmayın dedi ama kalmak zorundaydık. Şu an hâlâ aynı durumdayız. TOKİ’ye yazdık ancak oradan da ev çıkmadı bize. Mutfağa geldiğimde çok soğuk olduğundan dolayı bende de çeşitli rahatsızlıklar oluştu ama burada, bu koşullar altında yaşamak zorundayım; başka çarem yok. 2 tane misafirim geldiğinde içeride oturacak yer kalmıyor. Çocuğumun kolu kırıldı; ziyaret için misafir geliyor, oturacak yer kalmıyor. Ayakta durup sonra da gidiyorlar” dedi.   'Kimse isteyerek burada kalmıyor'   Konteyner kentlerde suların sık sık kesildiğini söyleyen Rızkat Darakçı, okul çağındaki çocuklarının konteynerde yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Rızkat Darakçı, “Konteynerde çok zorluk çekiyoruz. 2 küçük çocukla yaşamak çok zor; çocuklar için daha zor oluyor. Konteynerde misafirleri ağırlamak olsun, ulaşım noktasında da çok zorlanıyoruz. Alan çok dar, hareket edemiyoruz. Özellikle kışın çok zorlanıyoruz; dışarıya çöp bile atamıyoruz. Şükrediyoruz ancak bir ev gibi olamıyor. Kızım bu sene 1’inci sınıfa başladı. Konteynerde ders konusunda çok sıkıntı yaşıyoruz. Okula giden kızım bu ortamda ders çalışamıyor. Liseye giden öğrencilerimiz de var burada; onları düşünmek bile istemiyorum. Burada su sıkıntısı da çok yaşanıyor. Sular çok kesiliyor. Su bidonlarıyla idare etmeye çalışıyoruz. Eskiden de kiracıydık ama rahat bir yaşamımız vardı. Şu an o aşamaya gelmeye çalışıyoruz ama çok zor. Kimse isteyerek burada değil” şeklinde konuştu.   '3 senedir değişen bir şey yok'   3 senedir hayatlarında bir şeylerin değişmediğini söyleyen Bes Boybey, “3 senedir burada kalıyoruz, başka bir şey görmedik. Köyde de burada da iyi bir şey görmedik. Evimiz zaten yoktu; depremden sonra da buraya geldik ve durumumuz hâlâ aynı. Değişen bir şey yok. Bir yemek yapmak için türlü türlü zorluklar çekiyorum; mecbur, başka çare yok. Burada sürekli sular da kesiliyor. Bize kimse bu süreçte yardım etmedi. TOKİ’ye kendimizi yazdık ancak çıkmadı. Dileğimiz bize de ev verilmesi” sözlerini söyledi.   'Nasıl geçindiğimizden kimsenin haberi yok'   Son olarak ismini vermek istemeyen bir depremzede, gelen yardımların kesildiğini söyleyerek şu ifadeleri kaydetti: “Aralıklarla elektrikler ve sular gidiyor. Bir sürü TOKİ konutu yapıldı ancak depremzedelere çıkmadı. 15 bin kişi yazılmış, sadece 5 bin kişiye ev çıkmış. Haziran ayında da buradaki konteyner kenti kaldırılacak. Bazı konteynerleri boşalttılar. Biz nereye gideceğiz, nasıl yapacağız diye düşünüyoruz. Ben tek başına bir kadın olarak yaşıyorum. Depremde tüm varlığımı kaybettim. Depremden dolayı hastalıklar da oluştu vücudumda ve çalışamıyorum. Ailemin desteği ile ayaktayım; o da nereye kadar sürebilir bilemiyorum. Parası olan yaşayabiliyor, parası olmayan sürünüyor. Nasıl geçindiğimizden kimsenin haberi yok.”